• CHP’den ‘sporda şiddet teklifi’ne itiraz: Siyasi tepkilerin spor alanlarına yansıması engellenmek isteniyor

    CHP, sporda şiddetin önlenmesi teklifine yazdığı muhalefet şerhinde, “Teklifin acele bir şekilde görüşülmesi artan siyasi tepkilerin spor alanlarına yansımasının engellenmesi olduğu” iddia edildi. Muhalefet şerhinde, biyometrik yöntemle taramayla özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması hakkının ihlal edildiği öne sürüldü.

    MEHTAP GÖKDEMİR/TARAFSIZ HABER AJANSI/ANKARA

    CHP, Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifine muhalefet şerhi yazdı.

    “YASAL DÜZENLEMELER, BİR SİYASİ GÖRÜŞÜN TOPLUMU DİZAYN ETMESİNİN AMACI DEĞİLDİR”

    CHP’nin yazdığı muhalefet şerhinde şu ifadeler yer aldı:
    “AKP tarafından ‘yaptım oldu’ mantığı ile işletilen kanun yapma süreci, demokrasinin temel kavramlarından uzlaşma kültürüne aykırıdır.
    Yasal düzenlemeler, bir siyasi görüşün toplumu dizayn etmesinin amacı değildir.

    31 MART SEÇİM SONRASI ÖRNEK GÖSTERİLDİ

    Kitlesel spor müsabakalarının olduğu yerde toplumsal, sosyolojik, politik ve ekonomik tepkiler olağan durumlardır. Ülkemizde de bir terör eylemi sonrası tribünler hep birlikte terörü lanetleyebilmekte; Filistin’de yaşanan insanlık dramın için ortak sloganlar atabilmekte; Gezi Parkı gibi eylemlerde yaşanan orantısız kullanımını protesto edebilmektedir; bu reaksiyonlar önceden planlanmadan müsabakanın seyrini ve zamanını almadan kısa süreli toplumsal duyarlılık göstergesinin kitle tarafından iletilmesidir. Ancak ne var ki siyasi iktidar tribünlerden gelen bazı sesleri ‘tehdit’ ve ‘hakaret’ olarak algılamaktadır. Korku yaratan söylemlerle ve hedef göstererek insanlar suçlamaktadır. Bunun son örneği ise 31 Mart Seçimleri sonrası İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’na mazbatasının verilmemesi üzerine tüm toplumda oluşan adaletsizlik duygusunun dışa vurumu olan ‘Mazbatayı ver, mazbatayı ver, İmamoğlu’na mazbatayı ver’ tezahüratının İstanbul’dan Anadolu’nun birçok kentine kadar statlarda ve salonlarda taraftarlar tarafından söylenmesidir.

    “SİYASİ İKTİDAR TARAFINDAN HEDEFE ALINMIŞTIR”

    Hiçbir hakaret, tehdit ve suç unsuru olamayan, ötekileştirmeyen, nefret içermeyen ve sadece bir haksızlığa karşı verilen en demokratik tepkilerden olan bu tezahüratın söylenmesi siyasi iktidar tarafından hedefe alınmıştır.  
    Siyasi iktidar, sporda şiddetin önlenmesine gösterdiği özeni, siyasette şiddet ve nefret dilinin önlenmesine göstermesi gerekliliği tartışmasız bir gerçektir.

    “CEZALARIN ARTIRILMASI BİR CAYDIRICILIK SAĞLAMAYACAKTIR”

    Cezaların artırılması bir caydırıcılık sağlamayacaktır; 2011’de yürürlüğe giren cezalar yine AKP döneminde birkaç sonra tekrar artırılıyorsa sorunun ceza oranından daha derin olduğu aşikardır.

    “TARAFTARLARIN BULUŞARAK TOPLANDIĞI VE STADYUMLARA GİTTİKLERİ YERLER DE BU KAPSAMA ALINACAKTIR”

    Spor alanlarının kapsamının genişletilmesi ile geleneksel olarak taraftarların buluşarak toplandığı ve stadyumlara gittikleri yerlerde bu kapsama alınacaktır.

    KİŞİLERİN BİYOMETRİK VERİLERİ

    Biyometrik kimlik uygulamalarının kullanılmasına da imkan veren teklif ile elektronik bilet uygulaması dışında yeni bir sistem daha müsabakalarda kullanılmasının önünü açılmaktadır. Kişilerin biyometrik verileri, Anayasanın 20’nci maddesi ile güvence altına alınan özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması hakkı kapsamında koruma altındadır.

    “KİŞİLERİN VERİLERİNİN NE OLACAĞI, KİMLER TARAFINDAN MUHAFAZA EDİLECEĞİ KAMUOYUNUN MERAK ETTİĞİ SORULARDIR”

    Biyometrik kimlik uygulaması ile kişilerin verilerinin ne olacağı, hangi veri tabanlarında kim veya kimler tarafından muhafaza edileceği, bu uygulamanın maliyetinin ne olacağı cevaplanması gereken ve kamuoyunun merak ettiği sorulardır. Bu uygulama ile elektronik bilet uygulaması olan Passolig’in sağlayamadığı hangi faydaların getirileceği bilinmemektedir.

    “TARAFTARLARIN SİYASET ELİYLE EHLİLEŞTİRLMESİ İÇİN YAPILDIĞI GÖRÜLMEKTEDİR”

    Teklifin sporda şiddet ve düzensizliği önlemekten ziyade sporseverleri müsabakalardan uzak tutacak, güvenlikçi önlemlerle özgürlük alanlarını kısıtlayan, taraftarların siyaset eliyle ehlileştirlmesi için yapıldığı görülmektedir. Teklifin acele bir şekilde görüşülmesi artan siyasi tepkilerin spor alanlarına yansımasının engellenmesi olduğu gerçeği ile birlikte sporseverleri ilgilendiren bir kanunla ilgili İçişleri, Adalet, Spor ve Gençlik Bakanlıkları ile kulüpler, federasyonlardan bilgi ve görüş alınmasına rağmen taraftar gruplarından ve sporseverlerin oluşturdukları sivil toplum kuruluşlarından bilgi alınmamış olması teklifin toplumsal yararından çok siyasi yararının gözetildiğini göstermektedir. 

    “ANAYASAYA AYKIRI”

    Teklifle Kanun’a ‘Özel seyir alanı’ adıyla yeni bir tanım eklenmiştir. ‘Seyircilerin müsabakayı dijital ortamda seyretmeleri amacıyla il ve spor güvenlik kuruları tarafından belirlenen, müsabaka alanı dışındaki geçici yerleri’ şeklindeki bu tanımla taraftarların taşkınlıkların önlenmesi değil ‘ehilleştirilmesi’ amaçlanmaktadır. Bu hükümler, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ‘Kişi hürriyeti ve güvenliği’ni düzenleyen 19’uncu maddesine; ‘Yerleşme ve Seyahat Hürriyeti’ni düzenleyen 23’üncü maddesine; aykırılık taşımaktadır.

    “ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ VE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI HAKKI İHLAL EDİLMEKTEDİR”

    Söz konusu değişikliklerden biyometrik yöntemle taramanın, Anayasanın 20. maddesi ile güvence altına alınan özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması hakkı ihlal edilmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de, biyometrik verilerin kaydedilmesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. Maddesinde düzenlenen özel yaşama saygı hakkına bir müdahale oluşturduğunu belirtmektedir. Buna karşın, incelenen kanun teklifinin, spor müsabakalarına giriş esnasında kimlik doğrulaması amacıyla, kişisel biyometrik verilerin depolanma ve kullanılma imkânını, keyfîliğe ve kötüye kullanımlara bütünüyle açık şekilde ve üstelik bu yönde herhangi bir zorunluluk da bulunmazken düzenlediği görülmektedir.

    “ÖLÇÜSÜZCE KISITLAMA GETİRİLEN BİR HÜKÜMDÜR”

    Söz konusu eklemelerle ‘yasak maddeler’in özel seyir alanları ile taraftarların toplu olarak seyahat ettikleri araçlarda da bulundurulması, kullanılması cezai yaptırıma tabi tutulmuştur. Alınması ve bulundurulması suç unsuru sayılmayan alkollü içeceklerin, uyuşturucu ile aynı kategoride değerlendirilmesi ceza kanunları açısından uygunluk taşımamaktadır. Alkollü içeceklerin ‘özel seyir alanı’ ve ‘taraftarların toplu olarak seyahat ettikleri araçlar’da da yasaklanarak cezalandırılması, ölçüsüzce kısıtlama getirilen bir hükümdür.

    “TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİ ÖLÇÜSÜZCE KISITLAYACAKTIR”

    Yapılan değişiklikle cezaya tabi eylemler için öngörülen ceza miktarlarında ağırlıklı olarak artış yapılmış ve bu cezaların, teklifin önceki maddelerinde düzenlenen ‘özel seyir alanları’ ile ‘taraftarların toplu olarak seyahat ettikleri araçlar’da da uygulanması öngörülmüştür. Düzenleme, uçak gibi alkollü kullanılabilen kitle ulaşım araçları ile taraftarların toplu olarak seyahat ettikleri özel mülkiyete tabi araçları da kapsamakta olup, uygulamada ciddi sorunlara yol açacak, temel hak ve özgürlükleri ölçüsüzce kısıtlayacaktır.”