• “Orman yangınlarında kim, neyi saklıyor, ihaleler nasıl yapılıyor?”

    Dalaman’da çıkan orman yangınından sonra THK’nın yardım önerisinin reddedildiği ortaya çıkmıştı. Tartışmalar sürüyor. Tuncay Mollaveisoğlu Cumhuriyet’te, Murat Ağırel Yeniçağ’da yangın söndürme ihalelerini yazdı.

    “Ayrıntılarını yazmak bana farz oldu” diyen Yeniçağ yazarı Murat Ağırel, Orman yangınları ile ilgili söndürme işlemlerinin özel şirketlere verilmesi ve garanti taahhüt edilmesi iddiasını doğruladı.

    Ağırel’in “Orman yangınlarında kim, neyi saklıyor?” başlığı ile yayımlanan yazısı şöyle:

    Belgeler ile anlatayım.

    Orman genel Müdürlüğü (2014/11519 ihale numarası ile) 3 yıl süre ile her yılın Mayıs – Ekim tarihleri arasında orman yangınları ile havadan mücadele için tüm Türkiye genelinde, gerektiğinde KKTC ile diğer ülkelerde kullanılmak üzere 24 adet genel maksat helikopteri kiralama ihalesi düzenliyor.

    EKAP’ta bulunan ihale bilgilerinde muhtemelen yanlışlık var. Çünkü sözleşme bilgileri kısmında 59.6 dolar gözüküyor. Yaklaşık maliyet olarak 8.5 TL iş bitiş rakamı ise 126 TL olarak görülüyor.

    İşi, Bordo Mimarlık İnşaat Taahhüt Dış Ticaret Limited Şirketi, EAB Uluslararası Ticaret Limited Şirketi, ER AH Havacılık Ticaret Limited Şirketi alıyor. İşin teknik şartnamesinde özet ile 15 bin 470 saat helikopter kiralaması yapılıyor.

    Bordo Mimarlık ve EAB Uluslararası Tic. Ltd. Şti, Bordo Gruba ait firmalar.

    2016 yılına gelindiğinde ise tekrar ihaleye çıkılıyor. Bu sefer 12 adet helikopter için ihaleye çıkılıyor. (2016/510388 ihale kayıt numarası ile) 338 TL bedelle Ferda Yıldız’ın sahibi olduğu Kaan Havacılık San. Tic. A.Ş ihaleyi kazanıyor.

    Kaan havacılık ve Orman Genel müdürlüğü arasında imzalanan sözleşme ve şartnameye göre 2017 – 2022 tarihleri arasında 12 yangın söndürme helikopteri genel toplam uçuş saati 16 bin 160 + 2023 yılı için 2 bin 135 saat olmak üzere; toplam: 18 bin 295 saat olacağı ön görüldü.

    2017 (dahil) – 2022 (dahil) yıllarında her bir yıl için ödemeye esas garanti edilen toplam uçuş saati 2 bin 693 saat, 2023 yılı için 2 bin 135 saat olarak ön görüldü.

    gereği konuşlanma güzergahları da belirlenmiş. Mesela Muğla İlinde Marmaris / Beldibi’nde konuşlanması şart koşulmuş.

    Bunları anlatmamın sebebi şu;

    Yangın söndürme helikopter ve uçakları için yapılan ihale şart ve koşullarını göstermek istiyorum. Çünkü şimdi özellikle Dalaman – Göcek yangınında yaşanan yangın söndürme uçağı kriziyle ilgili detayları vereceğim.

    Bu yıla geldiğimizde (28 Şubat 2019) (2019/33549 ihale kayıt numarası ile) yine 5 adet amfibik uçak kiralama işi ihalesi yapılıyor. Ancak ihaleye teklif veren bir firma çıkmadığı için ihale iptal ediliyor.

    Bir kez daha (29 Nisan 2019 tarihinde ise 2019/194442 ihale numarası ile) 18 adet helikopter kiralanması işi ihale ediliyor. İhaleyi 52 TL bedel ile Bordo Grup bünyesindeki Bordo Mimarlık İnş. ve yine aynı gruba bağlı EAB Uluslararası havacılık San. ve Tic. Ltd. Şti alıyor.

    ***

    Eski Türk Hava Kurumu (THK) Başkanı Emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş, son dönemde artan orman yangınlarının neden söndürülemediği ile ilgili bir açıklama yaptı ve şu önemli detayı hatırlattı:

    “Çam yangınlarına helikopter ile müdahale etmenin yanlış olduğuna dikkat çekerek bakanlık ile anlaşmalı şirketleri işaret etti. Çam yangınlarında uçak yerine helikopter kullanıldığı takdirde helikopterin pervanesinin yarattığı rüzgar yanan çam kozalaklarını çok uzaklara fırlattığı için oralarda da yangın başlar ve yangın söndürülemez. Ayrıca yangın çıkan yerde ısınan hava yukarıya yükselir ve rüzgar şiddetlenir. Yıllar önce ben Türk Hava Kurumu (THK) Genel Başkanı iken bir yılda 165 orman yangınına anında müdahale ettiğimiz için daha başlangıçta yangın söndürüldü. Bu durum Orman Bakanlığıyla anlaşmalı helikopterle yangın söndüren şirketleri rahatsız etti. Çünkü o şirketler yabancı ülkelerin helikopterlerinden yararlanıyor ve yangın çıkıpta uçtuklarında daha fazla kazanıyorlardı.”

    Bu sırada THK’dan da bir açıklama geldi: “Uçaklar göreve hazırdı. Müdahale edildi. Gerek yok denildi…”

    Bu iddialara ile ilgili Orman Genel Müdürlüğünde görevli orman yangınları ile mücadele daire başkanı Mithat Ateş ile görüştüm.

    Ateş; THK kurumundan yapılan açıklamanın doğruluk payı olmadığını bu hususta Bakanlığınca bir açıklama yapacağını, kozalakların yangını genişlettiği iddialarının doğru olmadığını uçakların sortilerinde daha fazla türbülans oluştuğunu söyledi. Dalamandaki yangının terör örgütünün sabotajı ile değil bir vatandaşın ihmali sonucu çıktığını, helikopterlerin kırık arazide ve oluşturulan göletlerde çok daha çabuk ve isabetli hareket ettiğini, THK’nın bir ihaleye teklif vermediğini diğer ihalede ise maliyetlerin çok üzerinde teklif verdiğini, bütün personelin canla başla ölümü göze alarak çalıştıklarını aktardı.

    THK kurumunda görev almış kişiler ile konuştuğumda ise tüm dünyada orman yangınlarına öncelikle uçaklar ile müdahale edildiğini, bunun sebebi olarak ise bir uçak 5 ton su ile 90 futbol sahası büyüklüğünde bir alana etki edebiliyor, helikopterler ise 1,5 -2 ton arasında su alabildiğini ve etki mesafesinin 5-10 futbol sahası olabileceğini, helikopterlerin sadece soğutma işleminde kullanılması gerektiğini bildiriyor.

    THK, Orman Bakanlığı ile birlikte 1986 yılından itibaren çalışıyor. Bu sene ne oldu da çalışılmadı anlamıyorum.

    Söz konusu bu ülkenin ciğerleri…

    Kurumlar arasındaki sorunlar geleceğimizi yok ediyor. Bu iş ilerleyen günlerde de su götüreceğe benziyor.

    THK uçakları Dalaman’daki yangında neden kullanılmadı?

    Tuncay Mollaveisoğlu ise Cumhuriyet’te yayımlanan ‘Ne kadar yanarsa o kadar öderiz!’ başlıklı yazısında “Bu kadar sık neden yanıyoruz?” sorusuna yanıt ararken bir detay dikkatimi çekti” dedi.

    Mollaveisoğlu yazısında şu ifadelere yer verdi:

    “Orman yangınlarına uzun yıllar boyunca Türk Hava Kurumu müdahale ederken, AKP döneminde bu alan da özel sektöre açılmış. Bir önceki ihaleye Türk Hava Kurumu (THK) tek başına girmiş. THK; yangınla mücadelede uzmanlaşmış, elinde yangın söndürme uçakları dahil gerekli teknik donanımı bulunan bir devlet kurumu… Ancak AKP iktidarı ihaleyi THK’ye vermemiş. Bir başka özel şirkete vermiş. Yapılan anlaşmaya göre şirket, yangın başına ödeme alıyor…

    Daha doğrusu; yangına müdahale sırasında, uçuş başına saatlik ücret yazıyor, yıllık olarak şirkete yangın çıksa da çıkmasa da bir garanti ödeme vaat ediliyor. 

    Yani bunun anlamı; ne kadar çok yangın olur ve helikopterler ne kadar çok uçuş yaparsa şirket o kadar para kazanıyor… Bu size de garip gelmiyor mu?

    “İhaleyi alan şirket çok para kazanmak için yangın duasına çıkar demiyorum.” Anlaşmanın şartları gereği bu sorunun insanın aklında asılı kaldığını söylüyorum.”

    Mollaveisoğlu yazısının devamında ise çarpıcı sorular sordu.

    • Türk Hava Kurumu, uzun yıllar boyunca yangınlara müdahale eden uzmanlaşmış bir devlet kurumuyken, neden devre dışı bırakıldı? 
    • 20 saat süren yangında, uçakları hazır olarak bekleyen THK’den neden yardım istenmedi? Yardım istenseydi yangın daha hızlı söndürülemez miydi? 
    • THK’nin yangına müdahale etmesi, özel şirketin helikopterlerinin daha az uçuş yapmasına neden olacaktı. THK’den destek istenmemesinin nedeni bu olabilir mi? 
    • Orman yangınlarına müdahaleyi “ticari bir iş” olarak planlamak kamu yararı ile çelişmiyor mu?! 
    • Yangın olsa da olmasa da şirkete verilen garanti saat süresi ve miktarı nedir? Yangınlara müdahale için belirlenen süre aşıldıktan sonra ekstra uçuşlar için ödenecek miktar ne kadardır? 
    • Yangınlara müdahalede helikopterler söndürmekten daha çok soğutma amacı ile kullanılır. Oysa uçaklar helikopterlerden 4-5 kat daha fazla su taşıyabiliyor. Ayrıca helikopterler yangına müdahale ederken pervanelerinin yarattığı rüzgâr alevlerin daha da büyüyüp yayılmasına neden oluyor. Bu gerçeklere rağmen THK’nin uçakları yerine helikopterlerle yangına müdahale etmenin mantığı nedir. 

    Mollaveisoğlu şöyle devam etti:

    Bakanlığın yaptığı açıklamada uçakların araziye uygun olmadığı iddia edildi. Oysa Türk Hava Kurumu’nda bulunan söz konusu uçakların yangının olduğu bölgede rahatlıkla görev yapacakları bilgisine uzmanlara danışarak ulaştım.

    ABD’de orman yangınlarına özel sektör ile müdahale edilirken yılda harcanan paranın 1.8 milyar dolar olduğunu, ancak kamu desteği ve uzman kamu kurumları devreye girdikten sonra harcama bütçesinin 300 dolara düştüğünü belirteyim. 

    Hükümet yangına müdahale eden şirkete; “ne kadar uçarsan o kadar öderim” diyor… Bu durumda yazının başlığı yüreğimizi yaksa da bir gerçeği ifade ediyor…

    Bir not ile bitireyim, yangın turizm adı altında bölgeyi yağmalayanların yıllardır betona gömmek istedikleri bölgede gerçekleşti. Yanan alanların ağaçlandırılacağı sözü verilmiş olmasına rağmen Türkiye gerçekleri endişe etmemize neden oluyor. 

    Bodrum Güvercinlik’te de herkesin gözü önünde yakılan ormana benzer sözlere rağmen oteller dikildi. Orman yangınlarına çok dikkatli ve çok boyutlu bakmakta yarar var.