• ÖZEL HABER – Çok tartışılan o isim İBB’de işten çıkarılma sürecini anlattı

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki (İBB) işten çıkarmalar ve beraberinde gelen eylemler bir süredir tartışılıyor. Çıkarılan isimlerden biri de hem AK Parti milletvekili aday adayı  olan hem de seçim dönemindeki paylaşımlarıyla Binali Yıldırım’a destek veren İBB Medya A.Ş.’de görevli Mihriban Çetinel. Çetinel ile hakkındaki eleştirilerden, AK Parti’yi desteklemesine, sosyal medyada yapılan paylaşımlardan kayyımlar döneminde işten çıkarılan belediye çalışanlarına kadar birçok konuyu konuştuk, biz sorduk o cevapladı.

    DİLHUN GENÇDAL
    TARAFSIZ HABER AJANSI

    Ne zamandan beri İBB bünyesinde çalışıyorsunuz?

    Ben aslında İBB Radyo’da başladım 2014 yılında. Spiker olarak başlamıştım. Ama taşeron olarak başlamıştım. Medya A.Ş. kadrosuna geçiş tarihim 21 Aralık 2017. Medya A.Ş.’ye geçiş yaptığım ilk zaman muhabir olarak görev yaptım. 1-1.5 yıl muhabirlik, editörlük yaptım. Bizim Hayata Dair diye bir programımız vardı onun yönetimini yapıyordum. O sırada Genel Müdürlük makamında yönetici değişikliği oldu. Ben yeni gelen genel müdürlük özel kalem şefliğinde çalışmaya başladım.

    İşten çıkarılma nasıl oldu?

    Yeni gelen genel müdürle 3 haftalık bir çalışma sürecim oldu, yönetici asistanlığı görevime devam ettim. Bizim sigorta çıkışımız 20 Ağustos’ta yapılmış ama ben bunu bilmiyordum ve 21 Ağustos’ta işe geldim. Gün içinde çalışırken şirket içinde birkaç arkadaşımız genel müdürle görüşmek için randevu istediler. Doğal olarak bunları da biz ayarlıyoruz. Ben konuyu sorduğumda, şirkette kişilik bir listenin dolaştığını isimlerimizin olduğunu ve işten çıkarıldığımızı söylediler. Ben konuyu o anda öğrendim. Arkadaşların görüşme isteğini genel müdüre ilettiğimizde kendisi görüşmek istemedi ilk etapta. Sonra ben de arkadaşlara listede ismimin olup olmadığını sordum. Dediler ki, herkes listede isminin olup olmadığını insan kaynaklarına çıkıp öğreniyor. İnsan kaynaklarına sorduğumda listede ismimin olduğunu, iş akdimin sonlandığını bana o anda söylediler. Ben işten çıkarıldığımı böyle öğrendim. Arkadaşlardan biri genel müdürle konuşmaya girdiğinde sormuş biz neden çıkarılıyoruz diye. Genel müdürün cevabı ‘İBB yönetim kurulun kararı. Listedeki isimler oradan geldi.’

    AK Parti Milletvekili aday adayı olmuştunuz, bununla ilgili ne söyleyeceksiniz?

    Biz işçi kadrosundayız, yani ben bireysel olarak, Mihriban Çetinel olarak elbette ki bir siyasi partiyi destekleyebilirim. Yani ben bir memur statüsünde çalışmıyorum. Ben işçi kadrosuna dahil olmuş bir bireyim. Ben birey olarak bir siyasi partiyi destekleyebilirim, siyasi görüşüm olabilir, milletvekili aday adaylığı sürecim de olabilir. Başvuru yaptığımda aday olsaydım zaten Medya A.Ş. ile bütün bağlantılarımı koparıp, istifa edip ayrılacaktım. Yani burada bir suç, yasadışı bir şey yok ki. Yasal olarak burada hiçbir sıkıntı yok. Ayrıca benim twitter adresimde, sosyal medyam da hiçbir şekilde ne CHP’ye ne Ekrem İmamoğlu’na yönelik ne de onun yönetimine yönelik hiçbir paylaşımım yok. Hakaretim, söylemim yok. Siyasi olarak evet görüşüm var; Binali Yıldırım’ı desteklemiş olabilirim. Binali Yıldırım’ın fotoğrafını da kendi şahsi hesabımdan paylaşmamın kimseye engel oluşturduğunu da düşünmüyorum. Yazılanlar sadece algı oluşturmak için yapılan bir çalışma. Benim milletvekili aday adaylığımdan bana vurmaya çalışıyorlar. Benim olduğumu, milletvekili aday adayı olup da işe gelmediğimi söylüyorlar. Ben milletvekili aday adaylığı dönemimde her gün işe gelip gittim. Ben trol değilim, bankamatik memuru değilim. Ben her gün işime geldim ve kart giriş çıkışlarım sabit, isteyen görebilir.

    Kendi şahsi hesaplarından Erdoğan’ın fotoğrafını paylaşmış olmaları Ekrem İmamoğlu ve yönetimine göre partizanlık. Onların söylediği partizanlık bu. Söylenen partizanlık şu; bizim sosyal medya hesaplarımızdan AK Parti’ye yönelik paylaşım yapmış olmamız. Bu çok normal. Yan şahıs olarak bunu yapmamızda ne gibi bir sakınca var ki?

    AK Parti yönetimi döneminde olsaydık, CHP ya da İmamoğlu paylaşımı yapan bir şahsın işten çıkarılma olasılığı neydi?

    Şahsi görüşümü söylüyorum: ben zaten 4 yıldır bu camianın içerisinde çalışıyorum. İBB bünyesinde hiçbir zaman ben AK Partili bir yöneticinin ya da yöneticilerin CHP’li bir arkadaşımızı sosyal medya Ekrem İmamoğlu’nu sevdiği için, fotoğrafını paylaştığından dolayı işten çıkarıldığını görmedim.

    Var mıydı böyle arkadaşlar peki?

    Tabii ki vardı.

    Seçim döneminde İBB’de çalışan İmamoğlu’nun fotoğrafını ya da seçim kampanyasına ilişkin mesela “Her şey çok güzel olacak” sloganını sosyal medya hesabından paylaşan var mıydı?

    Vardı tabii. Medya A.Ş.’de çalışan arkadaşlarımız vardı. Onlar o özgürlükle onu söylediler, biz de Binali Yıldırım’ı desteklediğimizi her şekilde söyledik. Bakın Medya A.Ş.’de her din, ırk orada ateist arkadaşlarımız vardı biz de onlarla birlikte çalıştık. HDP’yi destekleyen, HDP’yi savunan arkadaşlarımız da vardı.

    Peki sosyal medya hesaplarından savundukları siyasi görüşe yönelik paylaşımlar yapıyorlar mıydı?

    Ben bunu bizzat görmedim. Ama bulunmayacak bir şey değil bulunabilir. Ama şöyle bir durum var; bakın şu an benim yerime işe başlayan arkadaşımızın seçim döneminde İmamoğlu’na “İBB’de her şey çok güzel olacak. Medya A.Ş.’ye de gelsenize” diye attığı bir tweet var. Bu tweet üzerine Ekrem İmamoğlu’nun bu arkadaşımızı şu an işe başlattığına bir vakıfız. Sosyal medyasına şu an ulaşamazsınız çünkü kapalı.

    Daha önce orada çalışmıyor muydu?

    Hayır hayır. Eğer liyakat deniliyorsa, bu çok büyük bir haksızlık.

    İşe alımlar için iki seçim arasının tercihi ilginç bir zamanlama değil mi?

    Bunu ben bilemem.

    Mesela bunu önceki yönetimle görüştünüz mü? Sizin de hatanız var bir sürü insan mağdur oldu dediniz mi?

    Ak Parti cenahıyla henüz bir görüşme gerçekleşmedi. Hiçbir şekilde AK Parti ile hiçbir diyaloga girmedik. Çünkü biz bireysel bir savaş veriyoruz. İdeolojik bir savaş yok ortada. Ben Mihriban olarak neden işten çıkarıldığımı sorguluyorum.

    İki seçim arasında işe alınan arkadaşlar nasıl yerleştirildiler bu işlere?

    Bu sorudan şu çıkıyor; diyelim ki seçim zamanı AK Parti sayesinde ya da AK Partili yöneticiler sayesinde işe başvurmaları önerildi. Bu adam sadece bağlantılarını kullanarak, İBB’ye başvurmuş, İBB’deki yöneticiler de gerekli, yeterli olduğunu görüp işe almışlar diyelim. Bu şekilde ilerlemiş ve işe girmiş. Şimdi bu adam işe girdikten sonra hiçbir şekilde AK Parti ile ya da bu ideolojik savaşlarla, seçimle hiçbir alakası olmamış işine gücüne bakmış çalışmış. Böyle inanlar var aramızda ve sen bu adamı sadece AK Parti referansı ya da AK Parti’nin yönlendirmesiyle işe başlamış sana da hiçbir zararı dokunmamış bir insanı niçin işten atarsın? AK Parti’ye oy verdiğini düşünerek işten atıyorsun. Ama belki bu adam seni destekledi nereden biliyorsun?

    Binali Yıldırım’ı seviyor olabilirim şahsen. Ben Ekrem İmamoğlu’nu da seviyordum. Çok samimi söylüyorum; seçim döneminde Ekrem İmamoğlu ile ilgili hep şunu söyledim; gerçekten çok kucaklayıcı konuşuyor, yeni bir vizyon getirecek İstanbul’a. Belki bizim de fikirlerimizi değiştirebilir, noktasında hep yorumlar yaptım. Ailemde de hep bu konuşuluyordu. Biz gerçekten inanmıştık, bir şeyler değişecek diyorduk. Ama söylenenler ile yapılanlar bu şekilde olunca o zaman diyorsun ki, evet ben inanmamakta ya da CHP’yi savunmamakla doğru yapmışım. Ekrem İmamoğlu gerçekten zeki olduğunu düşündüğüm bir adamdı. Hiç kimsenin ekmeğiyle oynamadan, siyasi tercihlerine bakmadan, gerçekten partizanlık yapıp ona hakaret eden, rencide edici söylemleri olan insanları çıkarsaydı ben buna karşı değilim.

    Tam bu noktada İsmail Er hakkında ne düşünüyorsunuz?

    O biraz muallak.

    Sosyal medya paylaşımları çok konuşuldu… Böyle paylaşımları bulunanlar için yorumunuz ne?

    Şimdi oh olsun diyemem. Ama sorgulanmalı. İsmail Er uyarılabilirdi İsmail Er ile görüşülebilirdi. Yani İsmail Er bile bu şekilde bir muameleyi hak etmiyor.

    Siz Mihriban Çetinel olarak İmamoğlu’nun yerinde olsaydınız kabul eder miydiniz?

    Hayır bir yönetici olarak kabul etmezdim. Ama bu şekilde bir muamele de uygulamazdım.

    Peki ne yapardınız?

    Ekrem İmamoğlu böyle bir talimat vermiş olabilir ama burada insani değerler de çok önemli. Şimdi benimle ya da İsmail Er ile çalışmak istenmiyor olabilir. Ama bunun bir usulü olmalı. Mesela Genel Müdürümüz bizi karşısına alıp konuşabilirdi. Bu söylemlerinizden dolayı sizinle çalışmak istemiyorum diyebilirdi. Çıkarılma yöntemini eleştiriyorum. Siyasi görüşümden dolayı benimle çalışmak istememesini anlayabilirdim ama karşımda muhatap yoktu.

    Kayyım atanan belediyelerden de işçiler çıkarıldı. Onlarla ilgili ne düşünüyorsunuz?

    Her ne olursa olsun, bu ideolojik savaşlardan dolayı hiçbir insanın ekmeğinden bu şekilde olmasını doğru bulmuyorum. Gerçekten politik bir savaş var ve bu savaşın altında ezilenler yine gerçekten mağdur insanlar oluyor.

    Diyelim ki, o belediyelerde çalışanlar da HDP’yi destekliyorlar ya da HDP’liler tarafından işe alınmışlardı, afaki konuşuyorum…

    Şimdi burada da şöyle bir söylenti var; dediğim gibi bir savaşın içindeyiz ya, işte Diyarbakır’a diğer illere kayyım atandı. Oralara kayyım atanmasının ertesi günü biz işten atıldık. Sanki kısasa kısas gibi oldu. Ben bunu bu şekilde değerlendiriyorum.

    Kayyımların intikamı alındı gibi mi değerlendiriyorsunuz?

    Evet. Oraya kayyım atandı burada çıkarmalar oldu.

    AK Parti’yi destekleyip görevine devam edenler var mı sizin döneminizden?

    Bu şimdi çok afaki olur. Ben bir insanın yüzüne bakarak AK Parti’yi destekleyip desteklemediğini anlayamam ki.

    Bilirsiniz, sonuçta kaç yıldır aynı yerde çalışıyorsunuz…

    Tabii ki var, CHP’yi destekleyen de var, AK Parti’yi destekleyen de var. AK Parti’yi destekliyor diye düşündüğümü ama aslında desteklemeyen insanlar olabilir. Ben AK Partili olduğunu düşünebilirim ama belki şu an içeride kalmasının başka bir nedeni vardır.

    AK Partili insanların hepsi gönderildi mi İBB’den onu anlamaya çalışıyorum

    İBB’den derken, İBB’nin genelini bilemiyorum. Ama Medya A.Ş.’de AK Partili olduğuna inandığımız arkadaşlarımız çalışıyorlar.