• Kılıçdaroğlu AK Parti’li bakanları eleştirdi: Senin görevin sorunu çözmek, ne diye gidip oraya oturuyorsun?

    CHP Parti Meclisi toplantısında konuşan Kemal Kılıçdaroğlu, Çocuklarının PKK tarafından kaçırıldığı iddiasıyla HDP Diyarbakır İl Binası önünde oturma eylemi gerçekleştiren ailelerin yanına giderek oturan bakanlara tepki gösterdi. “Yetki sahibi olanlar güçsüzlüklerini adeta göstermek için gitmiş oturuyorlar” diyen Kılıçdaroğlu, “Ne diye gidip oraya oturuyorsun? Sen acıyı, sorunu çözeceksin. Senin görevin sorunu çözmek” sözlerini kaydetti.

    Geçen haftalarda Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk Diyarbakır İl Binası önündeki ailelere destek ziyareti gerçekleştirmişti. Son olarak İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, aileleri ziyaret ederek, devletin ailelerin yanında olduğunu ifade etti.

    Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, çocukları dağa kaçırılan Diyarbakır annelerinin HDP İl Başkanlığı önündeki oturma eylemine destek ziyaretinde bulundu. ( Hasan Namlı – Anadolu Ajansı )

    Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları şöyle:

    İktidar sahipleri zaman zaman ayrıştırma yapıyorlar. Bazen çok belirgin bir şekilde yapıyorlar. Bu toplumu böler, bu yanlış bir politikadır. Örneğin şehitler 82 milyonun onurudur. Hepimiz şehit yakınlarımıza sahip çıkıyoruz. 15 Temmuz’da şehit olanlar ve diğerleri diye ayırırsanız bu ülke için en kötü şeyi yapmış olursunuz. Nasıl şehitler arasında ayrım yapabiliriz? Ama onlar yaptı. Biz buna karşı çıktık. Bize ’15 Temmuz’u destekliyor musunuz?’ dediler. Gaziler ve şehitler arasında ayrım yaparsanız bu yanlıştır dedik. 

    DİYARBAKIR’DA EYLEM YAPAN ANNELER

    Toplumun gündeminde anneler var. Anne için evladın ne kadar değerli olduğunu ancak anneler bilir. Çocuk hastalandığında anne de hastadır. Hayatı bir anlamda çocuğuna bağlıdır. Kendisinden daha iyi bir yaşam standardı sağlamasını ister. Her çocuk annesinin turnasıdır. Anneler arasında da bir ayrım yapılıyor.

    Cumartesi Anneleri, Diyarbakır Anneleri. Nasıl bir ayrım? İkisi de çocuklarını istiyor. Bir anne Diyarbakır’da diyor ki: “Benim evladım geri gelmeyecek, sizin ki inşallah gelir.

    Bu tabloya baktığımızda annelerin hukukunu savunmak gerekmiyor mu? Cumartesi Anneleri 702 haftadır evlatlarının fotoğrafını taşıyarak kimseye bir söz söylemeden oturuyor. Evlatlarının mezarını istiyor.

    Diyarbakır Anneleri. Onların da evlatları var? Bu annenin acısı yok mu? Oda ister evladının gelmesini, üretmesini, alın terini dökmesini, evlat sahibi olmasını. Oğlunu askere vatan savunması için göndermiş. Ama terör örgütü kaçırmış.

    Bakanlarla görüştüler. Ben aktardım yetkililere. Bu çocukların kurtarılması lazım diye. Yetkili değiliz elimizde güç yok. Yetki sahibi olanlar güç sahibi olanlar gitmiş annelerle oturuyor.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, çocukları dağa kaçırılan Diyarbakır annelerinin HDP İl Başkanlığı önündeki oturma eylemine destek ziyaretinde bulundu. ( Aziz Aslan – Anadolu Ajansı )

    SÜLEYMAN SOYLU’YA TEPKİ

    Sen bakansın. Çözeceksin sorunu. Acıyı çözmek. Yetki, imkan, güç, ordu, vali general sende. Diyarbakır Annesi’nin elinde sadece bir feryat var.

    Şimdi anneleri de bölüyorlar. Yazık olan da bu. Anne annedir. İnsanlığın sürdürülebilirliğini sağlayan en önemli bir aktör. Acısını paylaşmak ortak görevimiz.

    NE DEMİŞ HZ. ALİ: DEVLETİN DİNİ ADALETTİR

    Vatandaş oy veriyor. İktidara geliyorsunuz. Vatandaşı bölmeyecek kutuplaştırmayacaksınız. Bölerseniz ne olur? Adaletin içini boşalttınız. Ne demiş Hz. Ali: Devletin dini adalettir.

    Kimse kimseye baskı yapmasın diye adalet oluşturulur. Devlet adaletsizliğin kaynağı olursa toplum vicdanı derin yaralar alır. Her insanın varlık nedeni adalettir. Siz adaletsizliği besliyorsanız ciddi sorunlar doğar.

    Adalete duyulan güven yerlerde sürüklenirse bundan en büyük zararı vatandaş görür. Adalete güvenin yüzde 30’lara düştüğü görülüyor. İktidar sahiplerinin oturup düşünmesi lazım. Adalete sadece bizim ihtiyacımız yok. Bütün canlıların adalete ihtiyacı var.

    Bu kadar yüce bir kavramın içini hangi iktidar boşaltabilir. Boşalttılar. Son 5 yılda uluslararası araştırmalarda hukukun üstünlüğü konusunda 50 basamak geriye düştü.

    Adaletsizlik konusunda dünya rekoru. Bütün dünya ’de adaletsizlik olduğunu söylüyor.

    CUMHURİYET ÇALIŞANLARI

    Cumhuriyet Gazetesi çalışanlarına bakalım. Haksız ve hukuksuz yere hapiste yattıklarını Adalet Bakanı biliyor, Yargıtay Başkanı biliyor, Anayasa Mahkemesi Başkanı biliyor, herkes biliyor ama içeriden çıkaramıyorlar. Ne için? En sonunda çıktılar. Peki bu kadar haksız bir şekilde içeride yatmalarının hesabını kim verecek?

    “EREN ERDEM AYLARDIR DELİLSİZ ŞEKİLDE HAPİSTE TUTULUYOR”

    Kılıçdaroğlu, Parti Meclisi Üyeleri Eren Erdem’in aylardır delilsiz bir şekilde hapiste tutulduğunu anımsatarak “Sanıyorlar ki hapse atıldığında Eren Erdem düşüncelerinden, insanlığa hizmetten, yazmaktan, çizmekten vazgeçecek. Eren Erdem’i idam da etseniz, Eren Erdem inandığı yoldan vazgeçmez. Bunu önce iktidar sahiplerinin bilmesi lazım. O bir yurtsever, vatansever.” diye konuştu.

    “SİZ FETÖ İLE KUCAK KUCAĞA GEZERKEN O GETÖ’YÜ ELEŞTİRİYORDU”

    “Siz FETÖ ile kucak kucağa gezerken o FETÖ’yü eleştiriyordu. Kitap, makale yazıyordu.” diyen Kılıçdaroğlu, sadece Erdem’in değil, Osman Kavala’nın, yazarların, çizerlerin, gazetecilerin, avukatların, askeri öğrencilerin hapiste olduğunu söyledi. Kemal Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

    “KİM DIŞARIDA? SIRTI KALIN OLANLAR DIŞARIDA”

    “Kim dışarıda? Yeşil dolarları olanların, sırtı kalınların tamamı dışarıda. Bastır parayı, çık dışarıya. FETÖ borsasını ben mi dillendirdim? FETÖ borsası diye bir borsayı kim dillendirdi? Önce AK Parti kanadından dillendirdiler. Orada da vicdan sahibi insanlar var. ‘Bir borsa var, sizin haberiniz yok mu? Parayı bastıran dışarı çıkıyor.’ dediler. İzmir’deki cinayeti unutmadık. FETÖ borsasının olduğu bir ortamda bir kişiyi gittiler dairesinde öldürdüler. Ne oldu? Vicdan sahibi olanlar sormayacak mı bu soruyu?

    “BEYEFENDİ GİTMİŞ, ERDOĞAN’IN AVUKATINI TUTMUŞ”

    FETÖ borsasının aktörleri kimlerdi? Kimler para ödüyordu, kimler çıktı dışarıya? FETÖ ile hâlâ iç içe olanlar devletin protokolünde yer alıyor. Hâlâ Pensilvanya’dan emir ve talimat alanlar devletin protokolünde yer alıyor. Çünkü beyefendi gitmiş Erdoğan’ın avukatlarını tutmuş, dünyanın parasını ödemiş. Hakimi, savcısı cesaret edip deva bile açamıyor. Hangi adaletten bahsedilecek? Özellikle bunu AK Partili ve ülkücü kardeşlerime seslenerek söylüyorum, adaletse hep beraber. Adalet birilerinin iki dudağına teslim edilemez. Parası olan için adalet kendi iradesine göre, parası olmayan açın içeri gitsin. Yazık günah değil mi?”

    OSMAN KAVAYA YAZARLAR, ÖĞRENCİLER HAPİSTE, YEŞİL DOLARLARI OLANLAR DIŞARIDA”

    Osman Kavala, yazarlar, askeri öğrenciler hapiste. Yeşil dolarları olanlar dışarıda. FETÖ borsasını önce AK Parti kanadından dillendirdiler. Orada da vicdanlı insanlar var.”

    “KİM TOPLUMU AYRIŞTIRIYOR, KİM YÖNETİYOR BU ÜLKEYİ?”

    “Düşünün, adaletin tepesindeki insanlar ‘adalete olan güvenin yüzde 30’lara indiğini’ söylüyorlar. İktidar sahiplerinin oturup düşünmesi lazım. Neden bu tablo ile biz karşı karşıyayız? Kim yönetiyor bu ülkeyi? Kim adaletsizliği besliyor? Kim adaletsizlikten yana politikalar izliyor. Kim toplumu ayrıştırıyor ve bölüyor? Biz, bu soruları sormak zorundayız. Bu, bizim hakkımız. Kimin adına? 82 milyon adına bu soruları sormak zorundayız.”

    “TÜRKİYE’DE BAĞIMSIZ HANGİ KURUM VAR”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Türkiye’de bağımsız hangi kurum var? Yasanın tanıdığı görevleri kendi özgün idaresiyle yerine getiren hangi kurum var? Hiçbir kurum yok. Bütün kurumlar dönüp saraya bakıyor. Ne söyleyecek, biz ona göre karar alalım diye.” değerlendirmesini yaptı.

    • “Adaletsizlik ülkedeki her alanda yaşanıyor, esnaf, çiftçi, sanayici ülkede adaletin olmadığı ortak görüşüne sahip.
    • Gerçekten de adalet yok.
    • İktidar sahibi olup adaleti arayan da yok. ‘Adalet reformu yapacağız’ dediler, yap kardeşim elinden tutan mı var.
    • Meclis tatilde, adalet için Meclis tatile mi girer?
    • Toplarsın Meclisi, ‘Gelin kardeşim yasal düzenlemeyi hazırladık, bak güzel şeyler yapıyoruz’ denilse, gideriz toplanırız, çözeriz olayı.
    • Ama birilerinden izin almadan olmuyor. Tek adam rejiminin getirdiği en büyük kötülük budur, parlamentonun iradesi bile ipotek alında.”

    Türkiye’nin kuralsız ve kurumsuz yönetildiğini savunan Kılıçdaroğlu, “Türkiye’de bağımsız hangi kurum var? Yasanın tanıdığı görevleri kendi özgün idaresiyle yerine getiren hangi kurum var? Hiçbir kurum yok. Bütün kurumlar dönüp saraya bakıyor. Ne söyleyecek, biz ona göre karar alalım diye. Peki sizin göreviniz ne? Atın onları, robotları getirin koyun oraya.” ifadelerini kullandı.

    “İthal pamuğa 21 milyar 468 milyon dolar ödemişiz”

    Türkiye’nin pamuk üretiminde dünyanın sayılı ülkelerinden birisi olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, Cumhuriyetin ilk yıllarında en büyük ihracat kaleminin tarım ürünleri olduğunu ve bunun içerisinde pamuğun önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.

    Pamuk üretimi ve ihracatı sayesinde Türkiye’nin silah başta olmak üzere birçok fabrika kurduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

    • “Şimdi pamuk üreticisini cezalandırıyoruz. Fiyat daha belli değil. Türkiye’de 2002’de 7 milyon dekar pamuk ekiliyordu.
    • Bugün pamuk ekilen alan 5 milyon dekara düşmüş durumda.
    • Niçin? Çünkü üretici zarar ediyor.
    • Peki ne oluyor?
    • Dışardan ithal ediyoruz.
    • 2003’ten bu yana ithal pamuğa 21 milyar 468 milyon dolar ödemişiz. Bu parayı bizim pamuk üreticisine verselerdi ne olurdu?
    • Neden 21 milyar dolar ödüyoruz yabancı çiftçiye de kendi çiftçimize ödemiyoruz?
    • Adalet mi bu? Adaletsizlik sadece yargıda değil ki, bu da adaletsizlik. Kendi çiftçisini cezalandıran, yabancı ülkelerin çiftçisini ödüllendiren bir tarım politikası. Buğdayda böyle, mercimekte böyle. Yozgat’ın mercimeği dünyada bir numara. Yok ettiler. Ne oluyor, Yozgatlılar da en çok oyu oraya veriyorlar, bizi iyi ki yok ettin diyorlar.”

    Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan’ın, partisinin grup toplantısında, doğal gaz ve elektrikte indirim yaptıklarını açıklayıp, “Bay Kemal sen de duy” dediğini anımsatan Kılıçdaroğlu, “İktidar oldu, seçimler bitti, doğal gaza ve elektriğe arka arkaya zam. Şimdi bana, ‘Bay Kemal zam yaptık, sen bunu duy’ demiyor. Vatandaşı kandırıyorsunuz. Devletin en tepesindeki kişi vatandaşı kandırıyor.” dedi.

    yönetilmiyor, Türkiye savruluyor”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, işsizliğin Türkiye’deki en önemli sorunlardan biri olduğunu belirterek, “İktidarın sahiplerinin işsizliğin ne olduğundan haberleri var mı? Hayır. Hepsinin çocukları işte, dayıları, amcaları, halaları, yeğenleri hepsi işte. Bir işte de değil, bir işe giriyor, 5 tane de yönetim kurulundan üye. Oradan da paralar geliyor, akıyor paralar. Kimin paraları bunlar? Bu fakir fukaranın paraları.” diye konuştu.

    Vatandaşların sadece vergi ödemediğini, “yatmadığı hastanenin garantisini ödediğini” savunan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    • “Dünyanın hangi ülkesinde bir hastaneye hasta garantisi verilir? Yatmadığı hastanenin, uçmadığı havaalanının, geçmediği otoyolun, köprünün garantisini ödeyecek, bu adalet mi?
    • Kime?
    • Devlete değil, müteahhide ödeyeceğim.
    • Madem ben ödüyorsam, 82 milyon ödüyorsa, benim bu sözleşmeleri, verdiğimiz garantilerin büyüklüğünü görmem lazım, kaça mal olduğunu bilmem lazım.
    • Geçen yılın bütçesine 6 milyar 200 milyon lira garantiler için para verecekler müteahhitlere.
    • 2019 bütçesine 9 milyar 700 milyon lira, yani 9 katrilyon lira koydular, 2020 bütçesine 20 milyar yani 20 katrilyon lira para koyacaklar.
    • Yap-işlet-devret ile vatandaşın cebinden para çıkmıyordu, nasıl oluyor?
    • Devletin tepesindeki kişi, vatandaşına doğruları söylemezse o ülkede devlet yönetiminde bir sorun var, bir kriz var, devlet yönetilmiyor, yönetilmiyor demektir.
    • Boşuna demiyorum, yönetilmiyor, Türkiye savruluyor.”

    “Cumhuriyet tarihinde ilk kez, Borçlanma Genel Müdürlüğü kuruldu”

    Kılıçdaroğlu, devletin borç batağına sürüklendiğini iddia ederek, şu değerlendirmeyi yaptı:

    • “Baktılar ki bu borcu bir kişi yönetemiyor, tuttular Borçlanma Genel Müdürlüğü kurdular.
    • Cumhuriyet tarihinde ilk kez Borçlanma Genel Müdürlüğü kuruldu.
    • Kamu Finansmanı Genel Müdürlüğü vardı eskiden, şimdi Borçlanma Genel Müdürlüğü.
    • Osmanlı’yı hatırladım, Düyun-u Umumiye vardı, yani Osmanlı’nın paraları toplayıp, el koyup bir şekilde dışarıya aktaranlar.
    • Borçlanma Genel Müdürlüğü de böyle.
    • İsraf ekonomisi, Cumhuriyeti Devleti’nin Borçlanma Genel Müdürlüğü kurulmasını zorunlu kıldı.
    • Acı olan, devasa bir Cumhuriyeti Devleti, kapitülasyonlardan büyük acılar çekmiş Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yabancılardan alınan borcun faturasını en ağır şekilde ödemiş bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti, tarih tekerrür ediyor, aynı tabloyu bir daha yaşıyoruz, aynı acıyı bir daha yaşıyoruz.”

    “Cumhuriyetin kuruluşundan AK Parti iktidarına kadar toplanan vergilerden daha fazlasını topladılar.” ifadelerini kullanan Kılıçdaroğlu, “Cumhuriyetin kurduğu bütün fabrikaları sattılar. Yetti mi, yine yetmedi.” diye konuştu.

    “Bozun anlaşmayı, 50 milyon doları sana 24 saatte bulacağım”

    Kemal Kılıçdaroğlu, bunların yanı sıra devletin arsalarının, otellerinin de satıldığını ifade ederek, şunları söyledi:

    • “Bu da yetmedi, 420 milyar dolar devleti borçlandırdılar. tarihinin en büyük borçlanmasını yapıyorsun ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni borç batağına sürüklüyorsun.
    • Geleceğimizi de borçlandırdılar. Şimdi sıra tank palet fabrikasını, askeri fabrikaları satmaya.
    • Özellikle ülkücü kardeşlerime sesleniyorum.
    • Tank palet fabrikasını Katar Ordusu’na peşkeş çektiren siyasi iktidara ve ona destek veren Bahçeli’nin arkadaşlarına seslenmek istiyorum. Bana dünyadan bir örnek gösterin, hangi ülke kendi silah fabrikasını bir başka ülkenin ordusuna peşkeş çeker? Nasıl oluyor da hangi gerekçeyle satıyor?
    • Şimdi, Cumhurbaşkanı’nın ikinci bir kararı var. 1105 sayılı karar. Bunu Resmi Gazete’de yayımlamıyorlar.
    • Sayın Bahçeli’ye sesleniyorum, ‘Lütfen 1105 sayılı kararı, Saray açıklamıyorsa sen açıkla kardeşim, sen açıklamak zorundasın.
    • Madem ‘Milliyetçiyim, vatanseverim, ben bu ülkeyi seviyorum, ben bayrağımı, vatanımı seviyorum’ diyorsun, 1105 sayılı kararnameyi git Erdoğan’dan al ve kamuoyuna açıkla.
    • Bu senin tarihi görevindir.
    • Ya açıklayacaksın ya da Katar ordusuna peşkeş çekilen bir siyasal iktidara destek vermeyi keseceksin.
    • Bir ordunun silah fabrikası başka bir orduya peşkeş çekilemez.
    • Dünyada örneği yoktur.
    • Satılmayan bir silah fabrikalarıydı, şimdi onu da peşkeş çektiler. Ne için, için. ’50 milyon dolar para bulamadık, o nedenle.’ Dedim ki, 50 milyon doları bir ay içinde bulamazsam siyaseti bırakacağım.
    • Siz yeter ki Katar ordusu ile yaptığınız anlaşmayı bozun. Yok. Erdoğan, benden kurtulmak istemiyor muydu? Kurtulmak için sana bir yol gösteriyorum.
    • Bozun anlaşmayı, 50 milyon doları sana 24 saatte bulacağım.
    • Bulmazsam sen de benden kurtulacaksın.”

    Ülkenin çıkarlarının her şeyin üstünde olduğunun altını çizen Kılıçdaroğlu, “Bir ülkenin silah fabrikası, başka bir ülkeye peşkeş çekilemez, nokta. Bunu herkesin çok iyi bilmesi lazım.” ifadelerini kullandı.