• Davutoğlu: Eğer Cumhurbaşkanı’nın vicdanı varsa…

    Gelecek Partisi kurucusu Ahmet Davutoğlu, Kurucular Kurulu toplantısında alınan kararları açıkladı. Davutoğlu, dolandırıcılık suçlamasına “Cumhurbaşkanı, kendi kendiyle ‘Davutoğlu’ndan her şey çıkar ama çıkmaz’ diyebilir, eğer vicdanı kaldıysa” diyerek tepki gösterdi.

    Tartışma programlarında yapılan yorumlara teşekkür ederek konuşmasına başlayan Davutoğlu, “Ümit ederim ki bundan sonra bizler görüşlerimizi dile getirdikçe bunları kamuoyuna yansıtacak araçlar oluşur” dedi.

    GENEL BAŞKANLIĞA SEÇİLDİ

    Davutoğlu, “Arkadaşlarımın teveccühü ile Genel Başkanlık görevine seçildim. Genel Başkanlık ağır bir yüktür. Bu bağlamda 3 kurulumuz seçiliyor. Parti yönetim, disiplin ve etik kurulları oluşturuluyor. Bu kurullar seçildikten sonra diğer kurullarımız oluşacak.” dedi.

    Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Davutoğlu’nun açıklamaları şöyle:

    Cumhurbaşkanının çınar yaprağıyla ilgili söyledikleri ve sizin görevi bırakırken yaptığınız konuşmayı hatırlamasına ilişkin yorumunuz ne olur?

    “Bu yola çıkarken Sayın Cumhurbaşkanı ile polemiğe girmeyeceğim demiştim ama tabii bir itham varsa, ki geçtiğimiz itham değil çok ağır bir iftira söz konusu olunca cevap vermekten imtina etmedim. Gerek şahsiyetime gerek de temsil ettiğim arkadaşlarıma dönük bir ağır suçlama olduğunda cevap vermek en büyük hakkımız.

    BAZILARI DÜŞEN YAPRAK, BAZILARI BAHAR GÖRÜR

    Çınar yaprağı meselesi hakkındaki yoruma geleyim. İnsanoğlunun bir özelliği vardır. Kendi ruh hallerini gördükleri nesnelere yansıtırlar. Bazıları çınar yaprağını görünce düşen bir yaprak görürler, bazıları da bahar görür. Sayın Cumhurbaşkanı düşen bir yaprak görmüş. Biz ise doğan bir baharı görürüz.

    Sayın Cumhurbaşkanımızın görevi bırakırken yaptığım konuşmaya atfına gelince; o konuşmayı milletimiz çok iyi hatırlamaktadır. Kendisine karşı, yurt dışındayken, ağır bir parti içi darbe yapılmış bir başbakanım. Hakkımda en ağır ithamları yapan bir çete, daha sonra Pelikan diye adlandırılan bu çete ithamları yapmışken, bir bunalıma girmesin, Sayın Ecevit ve Sayın Sezer arasında yaşanan krizin bir benzerinin yaşanmaması için tüm hislerimi içime gömerek, o konuşmayı yaptım. 3.5 yıl her şeye sabırla hareket ettim. Konferanslarım engellendi. Eşimin işleri engellendi.

    “YİNE DE SUSABİLİRDİM”

    Üç buçuk yıl, hayatı düşünce üretmekle geçen bir insana, üniversiteler kapandı. Bırakın mülakat yapmayı adımızı anan basın organları bile tehdit edildi. Bütün bunları sineye çekip, siyasi hayata geri dönmez, Cumhurbaşkanı’na herhangi bir şey söylemez, sözünü ettiğim şeyi takip ederdim. Ama 3,5 yıl sonra ’nin getirildiği yer, nepotizmin, her türlü yolsuzluk, şatafatın yaygın olduğu, millet ekonomik krizden ıstırap çekerken bunu görmeyen bir anlayışın yerleştiği yerde olmaz. Her gün kapıma insanlar gelip size vermiştik neden bıraktınız ülke neden bu halde diye sorduklarında benim sözüm olmadı. Eğer bu kötü gidişatla ilgili yaptığım manifesto sonrasında oturup konuşma imkânı olsaydı yine susabilirdik.

    “BİZ AYRILMADIK O BİZİ AYIRDI”

    3.5 yılda ayrı ayrı 5 tane rapor sundum. Bunların gereği yapılsaydı yine sesimiz çıkmazdı. Biz ayrılmadık o bizi ayırdı. Milletimiz bunu görmeli. Biz ihraç talebiyle sevk edildik. Tarihte ilk defa. Bunu yapanlar vefadan bahsedebilirler mi? Bir akademisyene amfileri kapatanlar cefadan bahsedebilir mi? En önemlisi en yakın arkadaşım dediği arkadaşına dolandırıcılık suçlaması yapılmasından sonra hâlâ vefadan bahsedilmesi mümkün mü? Ben hayatta hiçbir zaman hayatta verdiğim sözden geri dönmedim. Şahsi olarak hiçbir yerde cumhurbaşkanı ve ailesine laf söylenmesine müsaade etmem ama. Devlet bazında hakikatleri söyleriz.

    Referandum öncesi attığınız tweetin gündeme gelmesine ilişkin ne düşünüyorsunuz?

    Cevabımın arkasındayım. Kimse bize geçmiş sözümüzü hatırlatmasın mahcup olurlar. Böyle bir anayasa değişikliğine gitmeyin diye elimden gelen çabayı gösterdim. Bunların belgeleri var gerekirse bunları da açıklarım. Kampanyada bulunamam demiştim. Kampanya boyunca da katılmadım. Milletimiz ne karar verirse doğru olan budur demiştim. O tweeti attığım zamanda bugünde doğrudur. Milletin ortak kararına saygı duyarım.

    Akşener’in isterlerse milletvekili veririz açıklamasına ilişkin ne dersiniz?

    “Sayın Akşener bir zaruret halinden bahsetmiş. O geçmişteki bir uygulamaya atıfta bulunuyor. Ben siyasette doğal seyir içinde olmayan hiçbir şeye başvurmadım. İhtiyaç da olmayacağını düşünüyorum. Milletimiz bize ne takdir ederse başımızın üzerinde yeri var. Biz herhangi bir şekilde zorlukla karşılaşırsak herkesle demokratik ittifak yaparız her kesimle. Ak Parti’nin doğru gördüğümüz her hareketini destekleriz. Ak Parti bizi ihraç ederek köprü attı biz köprü kuracağız.”

    BAHÇELİ’NİN AÇIKLAMASINA YANIT

    “Allah ona sağlık sıhhat versin, dış ajanlıkla suçlaması hoş olmuyor. Dış ajanların oyuncağı dili Soğuk Savaş döneminde kalmış bir tabir.

    Şehir Üniversitesi tartışmalarına ilişkin neler söylersiniz?

    “Akbillerini bile öğretmenler dolduramıyor ama bu üniversitede eğitim devam ediyor. İlgililer, bakanlar, Halkbank rahat yataklarında oranın öğretim üyeleri verecekleri dersi düşünerek maaş almadan. Yüreğimi yakan bir tablo anlattı üniversiteden bir hoca. Çalışanlar birbirleriyle yardımlaşarak eve ekmek götürmeye çalışıyor. Reva mıdır bu? Son olarak simit sarayı bağlamında da yanlış karardan rücu edildiğini söyledi, bundan haberi olmuyor da üniversitenin borcundan haberdar oluyorsa burada bir çelişki var demektir. Şu imtihan dönemi bitsin diye öğrencilere hiç yansıtmadılar, çok teşekkür ediyorum. Bir öğrencimiz ben bu hocaları görerek geldim diyor. Bu öğrencinin haykırışını duymayanlar 28 Şubat’tan bahsedebilirler mi? Yağmur altında adliyeye yürüdüler ama basın görmüyor. Bütün öğretim üyelerine ve öğrencilere teşekkür ediyorum. Onlar zor bir dönemde kendi okullarına nasıl sahip çıkıldığını gösterdiler.

    BENİM BAŞBAKANLIĞIMDA ŞEHİR ÜNİVERSİTESİ’NE GRAM KREDİ VERİLMEDİ

    Cumhurbaşkanının o konuşmasını dinleyince hicap duydum. Cumhurbaşkanı vicdanıyla baş başa kaldığından Davutoğlu’ndan her şey çıkar ama çıkmaz diyebilir eğer vicdanı kaldıysa. Ben bir esnaf çocuğuyum. Ben babamın vefat haberini aldığımda Cumhurbaşkanı ile baş başa Irak konusunu konuşuyorduk. O esnaf babamın bana öğrettiği ilk şey helal lokmadır. Bilmiyorum ama herhalde benim babam ahiret divanıyla karşılaşınca Cumhurbaşkanına bir çift lafı olur. Beni Tayyip Bey’e yardım etmelisin diye beni ikna eden babamdır. Herkes bilir bu boğazdan haram lokma geçmemiştir. Bir dolandırıcılık varsa ben buradayım hukuki işlemleri başlatın en ağır cezaya razıyım. Her şeye hazırım hazır olmadığım şey iftiralara maruz kalmaktır. Neden hukuki süreç başlatılamıyor biliyor musunuz? Çünkü benim başbakanlığım döneminde Halkbank’tan Şehir Üniversitesi’ne bir gram kredi verilmedi. Ben kredi verin demedim. Anlaşılan o ki Sayın Cumhurbaşkanı yine birileri tarafından yanlış bilgilendiriliyor. Lütfen kenara çekilip muhasebe yapsın.

    VAKIFA DÖNÜK İŞLEM YAPILACAĞI BİLGİSİ GELDİ

    Bir çözüm üretmiyorlar bana gelen bazı bilgilere göre var olan mevzuat yeterli olmadığı için bir yasa değişikliğiyle vakfa da dönük bir işlem yapılacağına dair bilgiler veriliyor. Bunu yaparlarsa milletin tarihin ve Allah’ın huzurunda hesap veremezler. Buradan sesleniyorum; bu süreçte kim böyle bir şeye tevessül ederse ve bu tür gayri hukuki işlemler içinde olursa kendi vicdanları onları son nefeslerine kadar takip edecek. Bunların hepsi geçer herkes yaptıklarıyla anılır.

    “BU DA GEÇER DİYORUZ”

    Orada ders veren genç yaşta akademisyenler biliyorum birbirlerine borç vererek eve gidenleri biliyorum Bu mudur bizim idealimiz olan yeni Türkiye? Sanılıyor mu ki bu acılar üzerine payidar olunur? O arsanın doğasında korunması lazım. Daha söylenecek çok şey ama bu da geçer diyoruz.”