• CHP’den “güvenlik soruşturması” teklifine muhalefet şerhi: AKP OHAL’i sürekli kılma çabasında

    CHP, “güvenlik soruşturması” teklifine muhalefet şerhi koydu. CHP muhalefet şerhinde, “AKP, OHAL’i sürekli kılma çabasındadır. Kamu görevi, iktidarların yandaşları dolduracağı bir kamu alanına dönüşecektir” uyarısı yaptı.

    MEHTAP GÖKDEMİR/TARAFSIZ HABER AJANSI/ANKARA

    CHP’nin “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ne yazdığı muhalefet şerhinde, “demokratik hukuk devleti gerekleri doğrultusunda bir anayasal düzenleme yapma yerine devletin şahsiyetinde iktidarını kutsallaştırmaya çalışan bir yaklaşım sergilenmektedir” denildi. Muhalefet şerhinde Temmuz 201 tarihinden itibaren 2050 maddeyi içeren 53 adet Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile 1835 adet Cumhurbaşkanlığı Kararı, 28 adet Cumhurbaşkanlığı Genelgesi yürürlüğe konulduğu belirtildi.

    Muhalefet şerhinde şu değerlendirmeler yer aldı:

    “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi diye bir sistem yoktur, böyle bir realite, yasama-yürütme ilişkisi tarzına da uygun düşmemektedir. Bir nevi Meclisin yasama yetkisi elinden alınmıştır. Her kademedeki görev için ayırıma tabi tutulmaksızın devlet memuru olabilmek için güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması şartı getirilmiştir.

    Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda devlet memurluğuna atanmada esas alınacak kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına ve işlenmesine yönelik güvenceler ve ilkeler kanunla belirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına izin verilmesinin Anayasa’nın 13., 20. ve 128. maddeleriyle bağdaşmamaktadır.

    Yapılan düzenleme ile devam eden güvenlik soruşturmalarının yenileneceği ve böylece sürenin bir kez daha uzatılacağı, devam eden davaların 6 ay boyunca bekletileceği bu arada güvenlik soruşturmasının yeniden yapılacağı ve yeni sonuca göre mahkemenin kaldığı yerden devam edeceğine dair düzenleme yapılarak süreç uzatılmakta ve kişiler beklenti içerisine bırakılmaktadır. Güvenlik soruşturmasında olan veya sonuçlara itiraz edenlerin itiraz etmeleri durumunda bu kanun teklifine göre durumlarının yeniden görüşüleceği düzenlenmektedir. AYM’nin karar verdiği tarihten bu kanun teklifinin yasalaşmasına kadar geçen süre zarfında oluşan ‘güvenlik soruşturmasız memurluğa atanma’nın önü kesilmek istenmektedir. AYM kararına üzerinden yapılan başvuru ile mahkeme süreçlerinde olan davalarla ilgili altı aylık bir durdurma ve güvenlik soruşturması ve arşiv taramasının bu kanun teklifi kapsamında yapılması öngörülmektedir.

    “GÜVENLİK SORUŞTURMASI KAPSAMI GENİŞLETİLMEKTEDİR”

    Güvenlik soruşturması ve arşiv taraması sadece ilk defa atananlarla ilgili değil, yeniden atananlarla da ilgili hale getirilerek kapsamı genişletilmektedir. Her kademedeki görev için ayırıma tabi tutulmaksızın devlet memuru olabilmek için güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması şartı getirilmiştir.

    Önerilen düzenlemelerle nerdeyse bütün kamu görevlilerine yönelik yeniden bir güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması başlatılabilecektir. AKP, OHAL’i sürekli kılma çabasındadır. Aynı maddeye eklediği ‘sadakat, bağlılık, vb.’ gibi tümüyle keyfîliği besleyecek düzenlemelerle kamu görevi, iktidarların yandaşları dolduracağı bir kamu alanına dönüşecektir. Güvenlik soruşturması, esas olarak, her görev için tartışmaya açık bir düzenlemedir ancak bütün görev alanlarının güvenlik soruşturması kapsamına alınması, yalnızca özel yaşam ya da kanunilik ilkesi ile çelişen bir durumu değil; başta yaşam hakkı ve çalışma hakkı olmak üzere tüm hakları ihlal edecektir. Anayasa Mahkemesinin belirlediği kriterlere göre yeni mevzuat yapılması gerekmektedir.

    Bu nedenle söz konusu düzenleme Anayasa Mahkemesi kararını karşılayacak bir düzenleme değildir. Bu bağlamda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasıyla elde edilen verilerin kişisel veri niteliğinde olduğunu, Kuralla güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında kamu mercileri tarafından özel yaşamı ile ilgili sorular sorulması da dahil olmak üzere bir bireyin özel hayatı, iş ve sosyal yaşamıyla ilgili bilgilerinin alınması, kaydedilmesi ve kullanılması özel hayata saygı hakkına sınırlama niteliğinde olduğunu, kamu görevine atanma ile ilgili düzenleme getiren kuralların kamu makamlarına hangi koşullarda ve hangi sınırlar içinde tedbirler uygulama ve özel hayatın gizliliğine yönelik müdahalelerde bulunma yetkisi verildiğini yeterince açık olarak göstermesi ve olası kötüye kullanmalara karşı yeterli güvenceleri sağlaması gerekmektedir. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda devlet memurluğuna atanmada esas alınacak kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına ve işlenmesine yönelik güvenceler ve ilkeler kanunla belirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına izin verilmesinin Anayasa’nın 13., 20. ve 128. maddeleriyle bağdaşmamaktadır.

    Anayasa’nın 70.maddesindeki ‘Hiçbir ayrım gözetilemez’ şeklindeki yasak, görevin gerektirdiği nitelikler açısından göreve girmede herhangi bir ayrım yapılamayacağını ifade eder ki;  ‘güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması’ başlığı altında yürürlükte bulunan ve önerilen düzenleme, istisna kabul etmeyecek biçimde öngörülen ayrımcılık yasağı ilkesini zedelemektedir. Kamu görevlilerinin atanmaları, ‘kanunla düzenlenme’ kuralına bağlanmış olsa da, bu düzenleme, güvenlik soruşturmasına cevaz vermez. ‘Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması’ kavramı ve ilişkili düzenleme; belirsizdir, keyfîliğe açıktır ve hukuki güvenlik ilkesini ihlal etmektedir.

    Anayasa Mahkemesi’nin güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırmasını iptal ettiği kararında izah olunan hususların Anayasa’ya aykırılığını açık bir şekilde ortaya koymuştur. Yeniden güvenlik soruşturması, yeni bir hukuki normdur. Bu norm 4045 sayılı yasayla ilgilidir. Dolayısıyla bu normun yargılanması devam eden davalar veya yasanın yürürlük tarihinden önce davalar açısından mahkemenin vereceği kararı belirlemektedir. Bu düzenleme, yargının bağımsızlığı ilkesini zedelemektedir. Güvenlik soruşturması ve arşiv taraması sadece ilk defa atananlarla ilgili değil, yeniden atananlarla da ilgili hale getirilerek kapsamı genişletilmektedir.

    Teklifle getirilen düzenleme birçok açıdan sorunludur ve Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırıdır. Öncelikle, güvenlik soruşturması ve/veya arşiv taraması konuları, oldukça muğlak, hukuk dışı, idareye oldukça sübjektif karar verebilmesine neden olacak düzenlemeler içermektedir. Anayasa mahkemesinin gerek bireysel başvuru kararlarında gerekse iptal davalarında Anayasa’nın hak ve hürriyetleri koruyucu hükümlerine aykırı bulduğu ifadeler kanun maddesi haline getirilmiştir. Terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olma gibi bir kavram ceza hukukunda yoktur. Kolluk kuvvetlerince arama, kolluk kuvvetleri ile MİT’te ilişiğinin bulunması gibi absürt ve hukuk dışı düzenlemeler de kişinin güvenlik soruşturmasını olumsuz olarak tanımlanmasına neden olacaktır. Öte yandan idarece gayri hukuki olarak hükme göre Anayasa Mahkemesinin “Barış Akademisyenleri”ne ilişkin ihlal kararına rağmen haklarında yasadışı fiili olarak verilmiş tahditler kaldırılmadığı için bu kişilerin OHAL komisyonunca görevlerine iadesine karar verilmiş olsa bile başlatılamayacağını belirtmek gerekiyor. İdarenin kendiliğinde tahdit koyma alışkanlığı bulunmaktadır.”