• Davutoğlu: Manifestodan sonra AK Parti’li üst düzey yetkililer, “Elinize sağlık, biz bunları söyleyemiyorduk” dedi; şu anda görevde olanlar

    Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Fox TV’de yayımlanan İsmail Küçükkaya’nın sunduğu Çalar Saat programına konuk oldu. Davutoğlu, Küçükkaya’nın sorularını yanıtladı, gündeme dair açıklamalarda bulundu.

    Davutoğlu, “Bizim askerimiz neden Suriye’de?” sorusuna, “Türkiye’nin kendi sınırını korumak için tedbir alma hakkı var” diyerek yanıt verdi.

    Davutoğlu ayrıca, ” Manifestomuzu yayınladıktan sonra çok sayıda AK Parti’li üst düzey yetkili “Sayın başbakanım elinize sağlık, biz bunları söylemek istiyorduk söyleyemiyorduk” dedi. Şu anda görevde olanlar.” ifadelerini de kullandı.

    Davutoğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

    İDLİB’DEKİ SALDIRI

    TSK mensupları tek taraflı bir operasyon dolayısıyla orada bulunmuyorlar. Rusya ve Türkiye arasındaki bir mutabakatla TSK oraya gitti. Burada sorumlusu Suriye rejimidir ama Rusya’nın yeşil ışığı olmadan böyle bir şeye kalkışabilir mi?

    Soçi mutabakatı geçerliyse, Türkiye Rusya’dan bu meselenin araştırılmasını istemeli.

    Rusya’nın saldırıyı kendisine yönelik olarak değerlendirmesi gerekir.

    Türkiye ve Rusya saldırıyı düzenleyenleri birlikte cezalandırmalı.

    Rusya eğer samimiyse BM güvenlik konseyinde mesele tartışılmalı.

    Rusya ile Suriye’de nihai konusu konuşulmalı.

    SURİYE POLİTİKASI

    Davutoğlu, Küçükkaya’nın, “Bu işin sorumluluğunda Ahmet Davutoğlu’nun etkisi nedir?” sorusuna da şöyle yanıt verdi:

    Görev yaptığım dönemde ne yaptıysam bu konuda sorumluluktan kaçınmam. Başbakanlığı bıraktıktan sonra medyada ilk defa bir programa katılıyorum. Dolayısıyla 3.5 yıldır tek taraflı bir propaganda işledi.

    Peliklan ve çevresi bütün suçu şahsen benim üzerime yüklemeye çalıştı. En kolay eleştirilebilir kimse ona yöneldiler. TC bir devlet, bir geleneği var. O dönemde cumhurbaşkanı 3 başbakan geçmiş 4 genel kurmay başkanı geçmiş ve tek sorumlusu bir kişiye atfediliyorsa burada samimiyet olmaz.

    Suriye konusunda tek suçlu görülmem haksızlık. özeleştiriyi yapmaya her zaman hazırım.

    3,5 yıldır benimle ilgili bir kara propaganda işletiliyor.

    “DÖNEMİMDE DİPLOMATİK BİR HATA YAPILDIĞINI DÜŞÜNMÜYORUM

    Küçükkaya’nın “Suriye konusunda yanlış mı yönlendirildiniz?” sorusunu da yanıtlayan Davutoğlu, şöyle konuştu:

    Uluslararası toplumun bu kadar büyük insanlık suçlarına bu derece sessiz kalacağını düşünmedik. Esad’ın yaptıklarına sessiz kalanlar özeleştiri yapmalı.

    Suriye konusunda dönemimde diplomatik bir hata yapıldığını düşünmüyorum.

    Amerikan sitem içindeki başkanlık seçimleri esnasındaki tablo Suriye’de önemli ölçüde etkili oldu. Bu konularda çok daha kararlı bir tutum bekledik. Türkiye’nin bir değerlendirme hatası varsa bu ülkelerin de insani hataları var.

    Dönemimizdeki dış politika rejiminin bir kısmı geneline mal edilemez.

    Suriye rejimi bir azınlık rejimidir.

    Suriye’nin dünyaya açılabilmesi için samimiyetle gayret sarfettik. Türkiye’nin kapasitesi ölçüsünde elimizden geleni yaptık.

    Suriye’de kriz çıktı, Esad Türkiye sırında kontrolü kaybetti.

    Türkiye bir saldırıya uğramıştır, mutlaka mukabelede bulunulmalıdır.

    Türkiye müdahale ettiği için Suriye ‘de kriz çıkmış değil.

    Siyasette ağırlık koymamam için sürekli suçlu konumunda tutuldum.

    Türkiye aynı anda tüm taraflarla olumlu dış ilişkiler yürütebilmelidir.

    ABD ile istikrarsız bir ilişkimiz var.

    Sınırlarımızla ilgili gerekli tedbirleri almak güvenliğimiz için önemli.

    Suriye konusunda çözüm siyasal olmalı.

    Yeni bir göç dalgası gündemdeyken mültecilerin geri dönmesi beklenemez.

    PERİNÇEK’İN ESAD REJİMİ İLE ANLAŞILMASI ÖNERİSİ

    “Cumhur İttifakı’nı destekleyenlerden biri de aydınlıkçılar. Doğu Perinçek Türkiye’nin Esad rejimi ile anlaşması gerektiğini söylüyor. Esad rejimi ile anlaşma önerisi konusunda ne düşünüyorsunuz?”

    Biz o rejimin karakterini biliyorduk ve istiyorduk ki kendi içinde yavaş yavaş dönüşsün.

    Biz Suriye’nin dünyaya açılmasını istedik ama Esad başka bir yol tercih etti. Bütün savaş suçlarını yaptı.

    Biz her zaman Esad rejimiyle o kritik dönemlerde bile mümkün olduğunda ordu kullanmaksızın bu reformların yapılması için elimizden geleni yaptık. Türkiye’nin kapasitesi neyi sağlıyorsa bunları yaptığımızı düşünüyorum.

    EMEVİ CAMİİ ELEŞTİRİLERİ

    Davutoğlu Emevi Camii eleştirilerine yönelik ise, “Hiçbir zaman irrasyonel bir dil kullanmadım. Kime ait olduğu belli. En kolay saldırılabilir konumdayım” açıklamasında bulundu.

    GELECEK PARTİSİ

    “Siz seçim kazandınız. Size Sayın Erdoğan “bırak” dedi siz de bıraktınız. Bırakmasaydınız bu millî iradeye sahip çıksaydınız ne olurdu?”

    Sayın Cumhurbaşkanı ile benim yakın bir dostluğum var. 2008’de benim siyasete girme kararım parti kapatma kararıyla olmuştu. Hem başbakanlık makamının hem kendi içindeki tutarlılığını korumak için çok çaba sarf ettim. Sayın Cumhurbaşkanımızın başdanışmanı olarak her zaman yanındayım.

    Bir takım çevreler görüş ayrılıklarımızı kullandı. Ben yurt dışındayken arkadaşlarımızın MKYK’da benim yetkilerimi kısıtlayacak bir karar almak için toplanmaları. Bu beni bir tercih yapmak durumunda bıraktı beni. Orada Türkiye’nin ekonomisinin siyasetinin geleceğini 2001’de Ecevit ile Sezer arasında yaşananlar gibi tehlikeye atmamak için bir fedakârlık yapmam gerektiğini, bırakmam gerektiğini düşündüm.

    Ben geriye değil, geleceğe bakıyorum; o yüzden partimizin adı “Gelecek.”

    “Erdoğan’ı geziye götürdüm gelmedi” sözleri için ise Davutoğlu, “Onlarla temas kurmanın doğru olacağı kanaatindeydim. İlk aşamada bu temaslar sağlansaydı daha sonraki acı süreçler yaşanmazdı” dedi.

    17-25 ARALIK DÖNEMİ

    17-25 Aralık terör örgütün kamu düzenini bozmaya yönelik bir girişimdir.

    O dönemdeki yolsuzluk iddiaları komisyonu benim zamanımda kurulmadı. En doğru yolun yüce divanda aklanmak olduğu kanaatindeydim. Şu anda da öyle düşünüyorum. Bir takım iddialar varsa ve bu iddialar aklandığında kamuoyu vicdanı rahat eder. Burada bir görüş ayrılığımız oldu, doğru

    “Milletin hafızasında benim ne kadar samimi olduğum gerçeğini değiştiremezsiniz” diyen Davutoğlu “1 Kasım seçimlerinde samimi mücadelemizin sonucunu aldık” ifadelerini kullandı.

    AMBARGO MU UYGULANIYOR?

    “Türkiye Cumhuriyeti’nin eski başbakanı bir parti kuruyor. 90’lı yıllarda olsaydı televizyon kanalları bizimle röportaj yapmak isterdi. Böyle bir ambargo var.”

    ERDOĞAN’IN ‘DOLANDIRICILIK’ İTHAMI

    Cumhurbaşkanımızın dolandırıcılık suçlaması beni hüzünlendirdi. Şehir Üniversitesi arsasının tahsisi de Sayın Cumhurbaşkanı Başbakan iken yapılmıştır. Ortada hiçbir hukuksuzluk yoktur. Varsa hukuksuzluk hukuki süreç başlatılmalıdır.

    Bir hukuksuzluk var o da şu; Türkiye’nin en değerli üniversitelerinden birine siyasi bir cezalandırma aracı olarak görülerek baskı yapıp tasfiye etmeye çalışmak en büyük hukuksuzluktur.

    Bir Vakfa kayyım atanması Osmanlı tarihi de dahil Andolu’da vakıf geleceğine yapılan en büyük darbedir.

    Osmanlı tarihi de dahil hiçbir dönemde vakıflara el konulmamıştır.

    PARTİ KURMAK CESARET İŞİ İSE BU ÜLKEDE DEMOKRASİ YOKTUR

    Manifestoyu yayınladıktan sonra çok sayıda AK Parti’li üst düzey yetkili “Sayın başbakanım elinize sağlık, biz bunları söylemek istiyorduk söyleyemiyorduk” dedi. Şu anda görevde olanlar.

    Bu halden çıkmak lazım. Doğayla ikili bir hayat süren insanlardan çözüm olmaz vizyon çıkmaz.

    Beni çok üzen bir şey, övgü gibi söylendi ama üzen bir şey. Son dönemde görüştüğüm herkes “cesaretinizi kutluyoruz” diyorlar. Ben de onlara “Parti kurmak cesaret işi ise bu ülkede demokrasi yoktur” diyorum. Parti kurmak baskı altına alınmamalıdır.

    Bu millete borcumuz var. Bu borcu ödemek için yola çıktık. Bunun için de herkesi kapsayan bir kadro oluşturmak lazım.

    Neyi kaybedersek kaybedelim telafi edebiliriz. Bir tek şey hariç, ümit. Ne olursa olsun ümidimizi kaybetmeyelim. Bu ümidi ortaya koyacak olan kadro da Gelecek Partisi’dir. Gelecek geliyor…