• Yeni Akit Yazı İşleri Müdürü: O doktor, eli öpülesi bir doktordur…

    Yeni Akit yazı işleri müdürü ve yazarı Ali Karahasanoğlu, meslektaşlarını yeni tip Koronavirüs’e (Kovid-19) karşı bilgilendirdiği sırada görüntüleri gizli çekilen ve sosyal medyaya servis edilen Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesi’nde çalışan Uzman Dr. Güle Çınar’a, üniversitesinin de, bakanlığın da, siyasi iktidarın da, halkın da sahip çıkması gerektiğini belirterek, “Benim nezdimde o doktor, eli öpülesi bir doktordur..” ifadelerini kullandı.

    Ali Karahasanoğlu, Dr. Güle Çınar’a herkesin sahip çıkması gerektiğini savunduğu yazısını, “Bakmayın siz, sizi kalkan yaparak, siyaset yapmaya çalışan kindarlara.. Bakmayın siz, onlara alet olanlara; Doktor Güle hanım. Bu ülke insanı için çalışanlar, ses tonlarından, özverilerinden, empatilerinden bilinir, tanınırlar..” sözleriyle tamamladı.

    Karahasanoğlu’nun yazısının bir kısmı şöyle:

    Bir doktor..

    Koronavirüs salgınını nasıl yenebileceğimiz hususunda sağlıkçı mesai arkadaşlarını bilgilendirmek için, değişik ihtimalleri dikkate alarak onları motive etmeye gayret sarfediyorsa..

    “Hepimiz çalışacağız. Birimiz bile çok önemliyiz. Çünkü birimiz olmazsa, orada hasta olan bizim kendi babamız olabilir..” şeklinde empati de yaparak..

    Sağlık çalışanlarını, fedakarca gayret göstermeleri için motive etmeye odaklanmış..

    “Sarf malzemelerinin nasıl dikkatli kullanılacağı”na varıncaya kadar, her ayrıntıyı sağlık çalışanlarına aktarmak için titizlikle hareket ediyorsa.. 

    Benim nezdimde o doktor, eli öpülesi bir doktordur..

    “Çok az uyku ile” çalıştığını, ama bu mücadeleyi kararlılıkla sürdürmek zorunda olduklarını söyleyen bir doktora..

    O konuşmasının amacını çarpıtacak şekilde gizli kayıt yaparak.

    Belki de..

    Dr. Güle Çınar’dan çok daha az mesaiye gelerek.

    Ama, halkı da tedirginliğe sevketmek için, o konuşmayı bağlamından kopararak medyaya servis edenlerin varlığını bilerek..

    Dr. Güle Çınar’a herkesin sahip çıkması gerektiğini savunuyorum..

    Bir doktorun..

    Kamuoyuna değil..

    Sağlık çalışanlarına yönelik bir eğitim konuşması yaparken..

    Onların da zaten birebir bildikleri ve bakanlığın açıklamaları ile uyumlu bazı rakamların, birkaç gün veya birkaç hafta sonra nereye varabileceğini, uzmanlığı olduğu alan itibari ile tahmin ederek, iç eğitim sırasında tahmini ulaşılacak sayıyı aktarması üzerinden çarpıtmaya başvuranların, aslında en büyük kötülüğü, o doktora yaptıkları aşikar değil mi?

    Onun çalışma azmini, çalışma şevkini kırdıkları ortada değil mi?

    Kimbilir belki de, gerçek hedefleri budur..

    Bir doktorun..

    Tam da alanında uzman bir doktorun..

    Bir hafta sonra, iki hafta sonra olabilecekleri bir ihtimal dahilinde aktarırken ve onları en kötü senaryo şeklinde dillendirirken sarfettiği sözleri bağlamından çıkartarak servis edenler, siyasi iktidara, Sağlık Bakanlığının çalışmalarına değil, aslında o doktora düşmanlık yapıyorlar..

    O doktorun, “Ben burada olmazsam. Ben görevimin başında olmazsam. Belki de kendi öz babam sağlık hizmetinden yararlanamayacak” empatisi ile hareket eden bir doktor üzerinden siyaset yapmaya çalışanlar, bu ülkeye en büyük ihaneti yapıyorlar..

    Bakın, kendisini tanımadığım bu doktor hakkında..

    “Aslında baya kontrollü gidiliyordu ama umre işi mahvetti” cümlesine rağmen.. Avrupa’dan, şurdan burdan gelenleri değil de..

    Umrecileri dillendirmesine rağmen..

    Bu doktorun hiçbir artniyeti olmayacağını düşünmeme beni sevkeden, aynı video üzerinden bir tespitimi daha aktarayım..

    Hizmet içi eğitim sırasında, kendisi o bilgilendirmeyi yapan yetkili bir doktor olduğu halde.. 

    Bilgilendirmesine başladıktan sonra, kusura bakmasınlar ama, gevşek hareketlerle salona gelenlere bile, tek olumsuz söz sarfetmeyecek kadar işine odaklanmış bir doktor görüntüsü karşımızda durur iken..

    Nice küçük küçük makamlara oturanların..

    “Makamıma, kapıyı tıklatmadan girdin.. Çık dışarı, kapıyı tıklat, sonra gir” diye kibir abideliğine soyunanları tanıdığımız bir Türkiye’de..

    “Arabamın kapısını geç açtın. Cezasını çek” diye yanında çalışanları tahkir edenleri bildiğimiz bu ülkede..

    Konusunun uzmanı bir doktor, hem de onların da can güvenlikleri açısından bilgilendirme yaparken..

    Kendisinden daha alt seviyede çalıştıkları halde, gevşeklik gösteren hareketlerle, dikkat dağıtacak şekilde toplantı ağır hareketlerle girenlere bile tek söz sarfetmiyorsa..

    İşine odaklanmış o doktoru, bu ülke insanına kötülük etmiş gibi göstermeye, kimsenin hakkı olamaz. 

    Bakmayın siz, sizi kalkan yaparak, siyaset yapmaya çalışan kindarlara.. Bakmayın siz, onlara alet olanlara; Doktor Güle hanım.

    Bu ülke insanı için çalışanlar, ses tonlarından, özverilerinden, empatilerinden bilinir, tanınırlar..

    Yazının tamamı için tıklayın…