• Gelecek Partisi: İnfaz düzenlemesinin gerekçesi korona mı, af mı?

    Gelecek Partisi, infaz düzenlemesine ilişkin yasa teklifinin toplumla tam olarak paylaşılmadığı eleştirisinde bulunurken, “Kanunun çıkarılma gerekçesi COVİT-19 mu AF mı?” diye sordu.

    Gelecek Partisi, Meclis Adalet Komisyonu’nda kabul edilen infaz düzenlemesine ilişkin eleştiri ve önerilerini açıkladı. Düzenlemenin içeriğini toplumun tam olarak bilmediği eleştirisinin yapıldığı açıklamada, ” Yasa teklifinin toplumla paylaşılmamış olması ve toplumun içeriğini bilmediği ve yeterince tartışamadığı bir kanun yapma sürecini doğru bulmuyoruz. TBMM içinde ve dışındaki partiler, sivil toplum örgütleri ve baroların sürece dahil edilmesi gerektiğine inanıyoruz” dendi.

    Açıklamada kanunun çıkarılma gerekçesinin de netlik kazanmadığı belirtildi. Koronavirüse karşı mahkumların can güvenliği üzerinde yeterince çalışma yapılmadığı eleştirisinde bulunularak, ” Kanunun çıkarılma gerekçesi netlik kazanmış değildir. Bu kanun taslağı Covit-19 sebebi ile mi çıkarılmaktadır yoksa bir ‘AF’ olarak mı? İnfaz Kanununda yapılmak istenen değişiklikler oldukça önemli ve gereklidir. Yapılmak istenen iyileştirmelere katılmakla birlikte covit-19 virisünün yayılmasına karşı tutuklu ve mahkumların can güvenliğinin sağlanması birinci öncelikli sorun olarak ele alınması gerekirken, üzerinde yeterli çalışma yapılmamış, kamuoyu, partiler ve ilgili STK’ların görüşlerine başvurulmadan hazırlanmış bir infaz kanunu değişikliği yeni problemlere olabilir” ifadelerine yer verildi.

    Çocuk sahibi olan kadınların cezaalrının gözetmeksizin 6 yıla kadar ertelenmesi gerektiğinin dile getirildiği açıklamada, tutuklu yargılamada ısrarından da vazgeçilmesi gerektiği vurgulandı.

    Partiden yapılan açıklamada şunlara yer verildi:

    “DEVLETE KARŞI SUÇLARDA KRİTER CEBİR VE ŞİDDET OLMALI”

    “Son yıllarda maalesef terör tanımı hem siyaset hem de yargı makamları tarafından ceza hukukunun genel ilkelerine aykırı olacak şekilde genişletilmiştir. Hukuk geriye doğru işletilmiş ve geçmişte suç sayılmayan fiiller yüzünden bireyler silahlı terör örgütü üyesi ya da sempatizanı sayılarak tutuklanmış veya mahkum edilmişlerdir.

    İlkesel olarak, “Devlet, kişilere karşı işlenen suçları affedemez” yaklaşımı yerindedir. Lakin devlete karşı işlenen suçlarda kriter; ‘irtibat ve iltisak’ değil ‘cebir ve şiddet’ olmalıdır. Devletin şahsına karşı herhangi bir suça bulaşmamış olanlar ile Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin içtihatlarında da belirtildiği üzere “sempatizanların terör suçlusu ve terör örgütü üyesi sayılamayacağı” dikkate alınmalıdır. Yapılacak infaz düzenlemelerinde, yasalar önünde tüm vatandaşların eşitliği ve devletin bir hukuk devleti olması ilkelerini ortadan kaldıran, istisna öngören yaklaşımlar terk edilmedikçe, halkın af beklentileri sona ermeyeceğinden kamuoyu vicdanı tatmin edilmiş olmayacaktır.

    Cezaevlerinin şartları asgari insan onuruna yakışır standartlarda olmalıdır.

    Sağlık tedbirleri artırılmalı, karantina adı altında istiflemeye sebep olunmamalıdır. Eldiven, maske, dezenfektan vb. ihtiyaç maddeleri kolay ulaşılabilir ve ücretsiz olmalıdır. Hasta mahpusların sevk süreçleri hızlandırılmalı; kronik hastalar öncelikli olarak ve ivedilikle tahliye edilmelidir.

    “YENİ BİR İNFAZ KANUNU YAPILMALI”

    İnfaz Kanununu teklif edildiği gibi bir kere daha kısmen değiştirmek; defalarca değişikliğe uğrayarak, insicamı ve bütünlüğü bozulmuş, tekli bir infaz rejimi olmaktan çıkmış infaz sistemimizi çok daha karmaşık hale getirecektir. Virüs salgını ve tutuklu ve hükümlülerin can güvenliği endişesi ve baskısı olmaksızın yeni bir ceza infaz sistemi ülkemiz için son derece önemli ve acil ihtiyaçtır.

    Mevcut sistemin mağdur haklarını korumadığı gibi mahkumların temel hak ve özgürlükleri bakımından bir denge kuramadığı ve adaletin tecellisine katkı sağlamadığı tartışmasızdır.

    Dolayısıyla; Yeni Ceza İnfaz Yasası yapılmalıdır. Bu yasa;

    Ceza hukukunun tüm tarafları, partiler ve ilgili STK’ların görüşleri doğrultusunda son derece titiz bir hazırlık dönemi geçirdikten sonra çıkarılmalıdır. Yapılacak kanun;

    a) İnfaz rejiminde tek, sade, anlaşılabilir, öngörülebilir bir sistem içermelidir.

    b) Ceza infaz sistemi, hak ettikleri cezalarını çeken tutuklu ve mahkumların başta can ve sağlık olmak üzere temel haklarını güvence altına almalıdır.

    c) Cezalandırmanın aynı zamanda bir ıslah ve rehabilitasyon amacı taşıdığı gözetilerek, mahkumların topluma yeniden kazandırılmasını temin eden düzenlemeler içermelidir.

    d) Suçtan zarar gören mağdur ve mazlumların adalet beklentilerini tam olarak yerine getirmeli ve dolayısıyla hukuk devleti ve yargıya olan güveni temin etmelidir.”