• HDP’den infaz teklifine muhalefet şerhi

    MEHTAP GÖKDEMİR/TARAFSIZ HABER AJANSI/ANKARA

    HDP’nin infaz teklifine yazdığı muhalefet şerhinde, “Bu düzenlemenin hayata geçirilmesi demek, çocuklara yönelik cinsel istismar ve tecavüz vakalarının artması ve küçük kız çocuklarının erken yaşta evliliğe zorlanması anlamına gelmektedir” iddiası yer aldı.

     “ANAYASAYA AYKIRI”

    HDP’nin Meclis Adalet Komisyonu’nda kabul edilen infaz düzenlemesine yazdığı muhalefet şerhinde şu değerlendirmeler yer aldı:

    “Bu kanun teklifi anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu ve suç tiplerine göre ayrım içeren bir düzenleme olduğu için Anayasaya aykırıdır.

    “ÖZÜ İTİBARİYLE ANTİDEMOKRATİK VE EŞİTLİK ANLAYIŞINDAN UZAKTIR”

    Bir nebze günün koşullarına uyarlama içeren, bir tutam da toplumsal beklentilere cevap verir gibi yapan düzenlemelerin serpiştirildiği bu kanun metni özü itibariyle antidemokratik ve eşitlik anlayışından uzaktır. Bu nedenle de kabul etmemiz mümkün değildir.

    “SİYASİ SUÇLAR KAPSAM DIŞI BIRAKILMIŞTIR”

    Mevcut kanun teklifi ile önerilen madde hükümlerinde ise denetim süreleri daha da uzatılarak 1 yıldan 3 yıla çıkartılmış; suç tarihi de 30.03.2020 olarak düzenlenmiştir. Yine iktidarın bir yargı klasiği olarak örgütlü suçlar olarak tanımlanan siyasi suçlar kapsam dışı bırakılmıştır. Fakat burada dikkat çeken ayrıntı; kapsama alınan suçlar bakımından pek çok kişinin ceza infaz sürelerinin ½ oranında uygulanmasından kaynaklı olarak hiç cezaevine girmeksizin denetimli serbestlik kapsamında cezalarının çektirilmesi amaçlanmaktadır. Bu düzenleme tıpkı dönemi KHK’leri ile cezaevlerini boşaltmak için yapılan düzenlemeyi çağrıştırmaktadır. Daha da vahimi, o dönem 38 bin kişi tahliye edilerek cezaevlerinde yeni yerler açılmış FETÖ operasyonlarından tutuklananlar boşalan cezaevlerine yerleştirilmiştir. Şimdi ise iktidar ve küçük ortağı tarafından bu kanun teklifine dair yapılan basın açıklamasında toplamda 90 bin kişinin tahliye edilmesinin beklendiği dillendirilmişti. Bunun anlamı ise hiç kuşku yok ki ülkenin ve hatta dünyanın içinde bulunduğu olağanüstü şartlardan yararlanarak rejimin daha otoriter bir yapıya dönüştürülmesi çabasıdır.

    “MUHALİFLERİN EN UFAK BİR ELEŞTİRİLERİ GEREKÇE GÖSTERİLEREK CEZAEVİNE GİRMELERİNE YER YAPILMAKTADIR”

    Cinsel suçlar, uyuşturucu, rüşvet, irtikap, kaçakçılık ve benzeri suçlardan cezaevinde olanlar tahliye edilerek muhaliflerin en ufak bir eleştirileri gerekçe gösterilerek cezaevine girmelerine yer yapılmaktadır. İşbu kanun teklifi güdülen amaç bakımından da büyük tehlike barındırmaktadır.

    Bir diğer husus ise kanun teklifi ile Çocuk Koruma Kanununda bir makyaj yapılmış ise de yapılan makyajın çocukların maruz kaldığı travmayı gidermeyeceği açıktır.

    Bu nedenle 18 yaşından küçük olan çocukların cezaevine hiç girmemesine dair bir düzenleme yapılması esastır.

    “KADIN MAHPUSLARA ‘CİNSEL TACİZ’ BİÇİMİNDE UYGULANA GELMEKTEDİR”

    Yine cezaevlerinde hem mahpuslar açısından hem de ziyaretçiler açısından onur kırıcı bir muamele olan çıplak arama mevzu bu teklifle tamamen çözümsüz bir hale getirilmektedir. Anayasa ve uluslararası sözleşmeler uyarınca “çıplak arama” uygulaması hukuk dışı bir uygulamadır. Bahse konu uygulama son aylarda yine hız kazanmış ve özellikle kadın mahpuslara “cinsel taciz” biçiminde uygulanagelmektedir.

    “KÜÇÜK KIZ ÇOCUKLARININ ERKEN YAŞTA EVLİLİĞE ZORLANMASI ANLAMINA GELMEKTEDİR”

    Dikkatlerden kaçırılan bir diğer husus ise bu düzenleme ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda yapılan indirim ile çocuk yaşta evliliklerinin önünün açılması meselesidir. AYM’nin bundan yaklaşık 3 yıl evvel,TCK’nin 103 üncü maddesinde yer alan çocuklara istismarı düzenleyen ve bir yaş sınırı aramayan düzenlemenin iptaline ilişkin kararı üzerine parlamento gündemine gelmişse de muhalefetin yoğun çabaları sonucunda engellenmişti. Kuşkusuz AYM tarafından verilen bu iptal kararının yalnızca istismarcı failleri destekleyen bir tarafı ve izahı bulunmaktadır. Şimdi de cinsel dokunulmazlık kapsamında suç işleyenlerin cezalarında yapılacak olan indirim ve denetimli serbestlik kapsamında cezaevinden çıkışları, açık cezaevine ayrılma hususunda sahip olacakları kolaylık ve Covid-19 nedeniyle cezaevlerinden tahliyelerine imkan sağlayan bu düzenleme son derece tehlikelidir. Mahkemelerin eril bakış açısıyla imza attığı kararların temelinde çocuk ve kadına yönelik ayrımcılık olduğu şüphe götürmemektedir. Bu düzenlemenin hayata geçirilmesi demek, çocuklara yönelik cinsel istismar ve tecavüz vakalarının artması ve küçük kız çocuklarının erken yaşta evliliğe zorlanması anlamına gelmektedir.

    “MUHALİF SÖYLEMDE BULUNAN HERKES BİR ŞEKİLDE CEZAEVİNE GİRECEKTİR”

    Yine belirtmekte yarar var ki, mevcut infaz sisteminde (koşullu salıverme oranı ve 1 yıllık denetimli serbestlik uygulandığında) 18 ay (veya altı) bir hapis cezası alan bir kişi pratikte hapis yatmazken bu kanun teklifinin yasalaşması halinde cezaevine girecek olanların kapsamı genişletilmektedir. Söz konusu ceza miktarlarına tekabül eden suç türlerinin, düşünceyi ifade hürriyeti kapsamında olan suçlar olması ise elbette tesadüf değildir. Böylelikle muhalif söylemde bulunan herkes bir şekilde cezaevine girecektir. Bu durumun ise toplumda ağır bir baskı aracına dönüşeceği kuşkusuzdur.

    “AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEME’NİN KARARLARINA AÇIKÇA AYKIRILIK TEŞKİL ETMEKTEDİR”

    Paket, içerdiği birçok düzenleme ile başta Anayasa olmak üzere, Türkiye’nin taraf olduğu Uluslararası sözleşmeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkeme’nin kararlarına açıkça aykırılık teşkil etmektedir.”