• CHP’li Özel: Vatandaşın çivi dahi çakamadığı bölgede cumhurbaşkanlığı bürokrasisi kanunu çiğniyor

    ARAFSIZ HABER AJANSI/ANKARA

    CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, “Vatandaşların çivi dahi çakamadığı bir bölgede, bir Cumhurbaşkanlığı bürokratının kanuna aykırı işlem yapması kabul edilemez” dedi.

    “CUMHURBAŞKANLIĞI BÜROKRATININ KANUNA AYKIRI İŞLEM YAPMASI KABUL EDİLEMEZ”

    Özel, yaptığı açıklamada şöyle dedi:

    “Makamının nüfuzunu kullanmaktan çekinmeyen, İletişim Başkanlığı sıfatının yanı sıra Borsa Yönetim Kurulu üyeliği ve Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanlığı görevlerini üstlenerek birden fazla geliri bulunan bir Cumhurbaşkanlığı bürokratı, vatandaşlarımızın açlık ile koronavirüs arasında sıkıştığı bir dönemde kanunları çiğnemekle meşguldür. Koronavirüs önlemleri kapsamında çok sayıda ihale ertelenirken ve örneğin yapılan Kanal İstanbul ihalesi çok büyük tepki çekerken 8 Nisan günü Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün Altun’un ikametinin yanı başındaki arazi için kiralama ihalesini iptal etmemesi de dikkat çekicidir. Bu arazinin ne kadara kiralandığı, ne kadarlık bir süre için kiralandığı, ihaleye kimlerin katıldığı gibi detaylar da şeffaflık ilkesi çerçevesinde kamuoyuna taraflar tarafından açıklanmalıdır. Olayın basına yansımasının ardından sosyal medyada Altun lehine açıklamalarda bulunan isimler söz konusu faaliyetlerin bir süredir devam ettiğini anlatarak, kanuna aykırı bir durum yaşandığını teyit etmektedirler. Vatandaşların çivi dahi çakamadığı bir bölgede, bir Cumhurbaşkanlığı bürokratının kanuna aykırı işlem yapması kabul edilemez.

    “YÜRÜTME ORGANI, YARGI ÜZERİNDEKİ BASKISINI KULLANARAK, TEPKİ DUYDUĞU HER HABER İÇİN TERÖR KILIFI UYDURMA ALIŞKANLIĞINDAN VAZGEÇMELİDİR”

    Çok daha vahimi, Cumhuriyet Başsavcılığı’nca apar topar bir soruşturma başlatılması ve haberin ‘terör örgütlerine hedef gösterme’ suçu kapsamına sokulmak istenmesidir. Bu, yürütme organının ‘haber’ ve ‘terör’ kavramlarını nasıl iç içe gördüğünü, işine gelmeyen haberleri ‘terör’ kapsamına sokmak için her türlü bahaneyi kullanma isteğini en üst perdeden kanıtlamaktadır. Yürütme organı, yargı üzerindeki baskısını kullanarak, tepki duyduğu her haber için terör kılıfı uydurma alışkanlığından vazgeçmelidir. Bu girişim, ifade özgürlüğü alanında sicili bozuk olan bir iktidarın, sicilini daha da bozmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Başsavcılık, kanuna aykırı işlem için soruşturma açacağına, adeta kanun dışılığa geçit vermekte ve kamunun haber alma hakkına saldırmaktadır.”

    Özel, Boğaziçi bölgesine ilişkin kamuoyuna bir süre önce yansıyan ancak gelen tepkiler üzerine geri çekilen bir bulunduğunu anımsatarak, “Bu taslak, Boğaziçi Alanı’na ilişkin Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerine ait yetkilerin belediyelerden alınarak üyeleri Cumhurbaşkanlığı’nca atanacak Boğaziçi Başkanlığı’na devredilmesini içeriyordu. Bu çalışmanın varlığı ve Üsküdar Kuzguncuk’ta yaşananlar birlikte düşünüldüğünde, Boğaziçi gibi İstanbul’un gözbebeği olan ve tüm dünyanın üzerine titrediği bir bölgeye ilişkin yetkinin Cumhurbaşkanlığı’nda olmasının doğuracağı sakıncalar bir kez daha görülmüştür. Herkesin koronavirüs salgınıyla mücadeleye yoğunlaştığı bir dönemde, ‘inşaata çıkan her mubahtır’ anlayışını benimseyen yürütme organının en üst düzey bürokrasisinin rant odaklı ve kanun dışı faaliyetlerini sonlandırmadığı da asla unutulmamalıdır” dedi.