• Tunç Soyer: Devlet babaysa, belediyeler anadır

    Kriz sürecinde devletin belediyelerle uyum içerisinde çalışması gerektiğini belirten İzmir Büyükşehir Belediye Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Devlet eğer babaysa, belediye anadır. Şu anda ana ve babanın el ele vermesi lazım” diye konuştu.

    TARAFSIZ HABER AJANSI

    İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Radyo Karakutu’da yayınlanan Söylemesi Bizden programında Yavuz Oğhan ve Akif Beki’nin sorularını yanıtladı. Maske imalatını güçlendirmek için 2 tane makine satın aldıklarını ve günde 50-60 bin maske üretme kapasitesine ulaştıklarını dile getiren Soyer, İzmir’de bir bağış kampanyası başlatmadıklarını, gücü olan vatandaşların ihtiyacı olan vatandaşlara yardım edebilmeleri için bir köprü olduklarını ve buna da dayanışma kampanyası dediklerini ifade etti.

    “ŞU ANDA ANA VE BABANIN EL ELE VERMESİ LAZIM”

    “Eğer İzmir, İstanbul, Ankara Büyükşehir belediye başkanları sokağa çıkma yasağını vatandaşlarla beraber duyuyorsa burada bir sıkıntı vardır” diyen Soyer, vatandaşın belirsizlikten doğan kaygılarının ortadan kalkması için devletin daha şeffaf olması gerektiğinin altını çizdi. Devletin ketumiyetiyle ilgili bir tablonun olduğunu söyleyen Soyer, ” Devletin belediyelerle uyum içerisinde çalışması gerekiyor. Devlet eğer babaysa, belediye anadır. Şu anda ana ve babanın el ele vermesi lazım. Bu öyle bir aile faciası. Bu hepimizi içine çeken, hepimizi tahrip eden bir dönem. Bununla baş etmenin yolu ele ele vermekten geçiyor. Çok daha iyi bir birliği şart” dedi.

    “‘2 GÜN İÇERİDE, 5 GÜN DIŞARIDA’ OLMAZ”

    Sokağa çıkma yasağı konusunda ısrarcı olduklarını belirten Soyer, “Başından beri çığlığa söylüyoruz. 2 gün içeride, 5 gün dışarıda şeklinde bu salgını engelleyemezsiniz. 2 gün içeride tuttuğunuz insanı yeniden dışarıya çıkardığınızda yeniden hastalığı yaymış oluyorsunuz. Bu memur değil ki! Bu kesinlikle iki hafta süreyle bir karantinayı, toplu halde sokağa çıkmayı durduracak bir iradeyi gerektiriyor ki sağlık altyapınız onunla mücadeleyi mümkün hale getirsin” şeklinde konuştu.

    “DAHA NE KADAR DAYAK YEMEMİZ LAZIM?”

    Belediyelerin maskeleri en iyi dağıtabilecek müesseseler olduğunu söyleyen Soyer, belediyelerin beşikten mezara vatandaşa en iyi dokunan kurumlar olduğunu kaydetti. Eski siyaset söylemlerinin salgın döneminde bırakılarak, hastalığın yayılmasının nasıl engellenmesi üzerinde ortak kafa yorulması gerektiğine dikkat çeken Soyer, İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlarına soruşturma açılmasının üzücü olduğunu belirterek, “Daha ne kadar dayak yememiz lazım, ne kadar acı çekmemiz lazım? Elbet sonunda herkesin ayağı yere basacak. ‘Tamam artık, şu işte ele ele verelim’ denecek. Bu memlekette yönetim kademelerinde olan herkes şu hikayenin bir zayıflatılması için, insanların daha az canının yanması için ele ele vermek zorundayız” ifadelerini kullandı.

    “KORONA NE AKP TANIYOR, NE CHP”

    Devletin kriz yönetimi perspektifiyle meseleye bakması gerektiğinin altını çizen Soyer, palyatif çözümler yerine geleceği de düşünen çözümler üzerinde çalışılması gerektiğini dile getirdi. “Korona ne AKP tanıyor, ne CHP tanıyor, herkesin canını yakıyor. Herkesin aklını başına toplayıp bu hikayede böyle bir bakış açısını bırakması lazım.” diye konuşan Soyer, ” Bu bakış açısını bırakmazlarsa çok büyük bir krizle karşı karşıya kalabiliriz. Hiçbir şey yapamaz hale gelebilirsiniz. Toplu taşımayı da, temizliği de yapamayabilirsiniz. Belediyelerin tek kaynağı İller Bankası’ndan ve devletin topladığı vergilerden aldığı paylardır. Onun dışındaki paylar çok daha azdır. Eğer bu kaynak yetersiz kalırsa o zaman belediyeler çalışamaz hale gelir. Böyle bir kriz anında çok güçlü bir destek çıkmazsa, kabus senaryolarının hepsi gerçekleşebilir” dedi.