• Prof. Kalaycıoğlu: İktidar kültürel kodları kullanarak gündemi değiştiriyor

    Ekonominin AK Parti iktidarının en zayıf noktası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu, halkın ekonomik sıkıntılara odaklanmasını engellemek için belli kültürel kodları kullandığını ifade etti. Kalaycıoğlu, “Bu daha önce türbandı. Şimdi de Diyanet İşleri Başkanı’nın açıklamalarıyla belli bir tartışma ortamı yaratılmak isteniyor” dedi.

    TARAFSIZ HABER AJANSI

    Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu, Radyo Karakutu’da yayınlanan Bidebunuizle programında Yavuz Oğhan’a konuştu. Çok büyük ekonomik problemlerin olduğunu ve AK Parti hükümetinin de Türkiye’nin sahip olduğu kültürel kodları kullanarak gündemi değiştirmeye çalıştığını belirten Kalaycıoğlu, şunları söyledi:

    “İKTİDAR KENDİ KİTLESİNE ‘SAFLARI BOZMAYIN’ MESAJI VERMEYE ÇALIŞIYOR”

    “Ekonomide çok büyük problemler var. Bunlardan başka bir yere odaklanmayı sağlamak için en kolay yapılacak şeylerden bir tanesi kendisine veren kitlenin son derece duyarlı olduğu bazı kodları kullanmak. Bu daha önce türbandı. Bu çok etkili bir şekilde kullanıldı. Bundan müthiş bir siyasi rant topladı. Şimdi aynısını başka kültürel kodlar üzerinden denemek durumunda. Çünkü türban artık aynı etkiyi yaratmıyor. Aynı kültürel kodları kullanabilmek için bu sefer Diyanet İşleri Başkanı’nın yapmakta olduğu çeşitli açıklamaları kullanılmak suretiyle belirli bir tartışma ortamı yaratılmak isteniyor. Bu ortama katılan çeşitli STK’lar, barolar var. Siyasi partilerde ‘İşte bakın gördünüz mü, bu fay hattının karşısında bulunan düşmanlarınız size saldırıyor’ şeklindeki mesajı çok ince bir şekilde vermek suretiyle kendi tarafındaki seçmeni olabildiğince yerinde kalmaya ve iktisadi meselelere bakmamaya, ‘Biz bunları düzeltiriz, siz bu saldırı zamanında safları bozmayın ve bizimle kalın’ şeklinde bir pozisyona yöneltmiş durumdalar.”

    “SEÇMEN EKRANLA CÜZDAN ARASINDA BİR TERCİH YAPACAK”

    Verilen kültürel kodlarla kitlelerin nabzının yoklandığını, mesajların ne derece alındığının iktidar tarafından test edileceğini belirten Kalaycıoğlu, “İnsanlar eve gittiğinde cebinde para yoksa ya da işinden atıldıysa bunlarla ilgilenir mi?’ sorusuna, “Karın doyurucu değil ama mesele şu. İnsanlar cüzdanına mı bakacak yoksa ekrandaki bu mesaja mı bakacak? Ekranla cüzdan arasında bir tercih yapacak. Ekrandan siz onlara, ‘Cüzdana bakma esas büyük tehlike burada. Bu karşınızdaki dinsiz, imansız, ahlaksız, sekülerler; bunlar sana yine saldırmaya başladılar. Daha önce de türban üzerinden saldırmışlardı. Şimdi de Diyanet İşleri Başkanımız gibi muhterem bir zatı hedefe koyuyorlar’ diyecekler. ‘Eşcinselleri savunuyorlar, daha önce de feministleri savunmuşlardı’ diyecekler. Bütün bu kodları kullanmak suretiyle bu mesajı vermeye çalışıyorlar. Bu mesajı alttan alta veriyorlar ve deniyorlar. Çalışacak mı çalışmayacak mı diye bir deney yapacaklar” sözleriyle yanıt verdi.

    Kalaycıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Diyanet İşleri Başkanı’nın böyle bir açıklama yapması için bir neden yok. Hükümetin bir Sağlık Bakanlığı var, bakanlığın bilim kurulu far. Bilim kurulunun söylediklerini yapan bir hükümet var. Hükümet politikasıyla da uyuşmuyor. Şimdi millet bilim kurulunu bırakıp Diyanet İşleri Başkanı’nın koyduğu teşhis üzerine mi bu koronavirüse yaklaşacak? Hükümet bunu mu bekliyor? Hiç zannetmiyorum. Burada kaybetme riski olan bir ortamda -ki 31 ve 23 Haziran seçimleri iyi gitmedi- bunun devamı olarak bir gelecek olursa daha çok seçmen kaybedebilir. O seçimlerde bizim araştırmalarımızda yüzde 7 oranında kayış var. Bu kayış yüzde 14 olursa AK Parti’nin bir daha Meclis’te çoğunluğa yaklaşma şansı yok. MHP bu arayı doldurabilir mi onu da bilmiyoruz.”

    CHP’Lİ BELEDİYELERİN YARDIM FAALİYETLERİNİN ENGELLENMESİ

    Kalaycıoğlu, CHP’li belediyelerin yardım faaliyetlerinin engellenmesine ilişkin de konuştu. Hükümetin, “Hizmeti sadece ben veririm” diyerek CHP’li belediyelerin yaptıklarının meşru ve yasal değilmiş gibi göstermeye çalıştığını söyleyen Kalaycıoğlu, “Orada ‘Büyük hata ettiniz, onlar size hizmet vermiyorlar. Hizmeti sadece ben veririm’ demek istiyor. Ama bunu fair play sistemiyle yapmak istemiyorlar. Fair play durumunda hizmette yarışıyorsunuz. Bu hizmet yarışından galip çıkan seçmen oluyor. Burada ise seçmen kazanmıyor. Muhalefet partisinin kaybettirilmeye çalışılması ve onların yaptığının meşru olmadığı ve yasal olmadığı gibi gösterilmeye çalışılıyor. Seçmen bu haksız rekabeti ödüllendirecek mi yoksa ‘Benim oyumla seçtiğim bu adaya, haksız bir davranışta bulundun. Bunu cezalandıracağım’ mı diyecek. Onun için seçmen buradaki girişimi bir şekilde hakça olmayan bir girişim olarak algılarsa yine 23 Haziran’a benzer bir durumla karşı karşıya kalabiliriz” ifadelerini kullandı.

    “MUHALEFET DEMOKRASİNİN TEMEL UNSURU, İKTİDAR HER REJİMDE VAR”

    Muhalefetin görece olarak bir etkinliğe sahip olmadığını, iktidarın da katılımı sadece oy vermeye indirgediğine dikkat çeken Kalaycıoğlu, otoriter rejim olarak gösterilen Türkiye’de muhalefetin araçlarının olmadığı müddetçe güçlü olabilme şansının olmadığını vurguladı. Kalaycıoğlu, “Muhalefetin güçlü medyası, basını olması lazım. Muhalefetin rahat hareket edebileceği, geniş kitleye kolay ulaşabileceği çeşitli toplantı yapma olanakları lazım. Bu kadar sindirmeye çalışırsanız, seçmeni de korkutursanız o zaman demokrasi olarak yolunuza devam edemiyorsunuz. Demokrasiyi ayrıştıran en temel unsur muhalefettir. İktidar her rejimde var” diye konuştu.