• Durakoğlu: Şimdi maklubeye aynı kaşığı bakandan habersiz sallıyorlar

    Siyasal iktidarların kendilerini hukukla sınırlamak istemediklerini söyleyen İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, Ankara Barosu’nun Diyanet’le girdiği tartışmanın barolarla ilgili yapılmak istenen değişikliğe bahane olduğunu söyledi.

    TARAFSIZ HABER AJANSI

    İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, Radyo Karakutu’da yayınlanan Bidebunuize programında Yavuz Oğhan’a konuştu.

    “BİZ HANCIYIZ, ONLAR YOLCU”

    Avukatların ideallerinin olduğunu, bu ideali reel politiğe feda etmemek için mücadele ettiklerini kaydeden Durakoğlu, “Bizim için adaletin tesis edilmesi önemlidir. Dolayısıyla bir şey değişmiyor galiba. Zaman içerisinde siyasal iktidarlar gelip gidiyor. Biz hancıyız, onlar yolcu. Biz çok siyasal iktidar gördük, daha çok siyasal iktidar göreceğiz. Siyasal iktidarlar kendilerini hukukla sınırlamıyorlar” ifadelerini kullandı.

    “DİYANET’LE GİRİLEN TARTIŞMA BAHANE”

    İktidarın barolara yönelik yapmak istediği düzenlemeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Durakoğlu, Ankara Barosu’nun Diyanet’le girdiği tartışmanın bahane edildiğini dile getirdi. Demokrasi kılıcının barolara bir kez daha gösterildiğine dikkati çeken Durakoğlu, “Bu baroların tepesinde duruyor. Her gelen siyasal iktidar bir biçimiyle kullanmaya çalışıyor. Kendince baroları bu yolla susturup sindirmeye çalışıyor. Eğer barolar sinerse, böylece olup bitene rıza gösterirse kendi yönetim anlayışlarının daha işlevsel olabileceğini düşünüyor. Otoriterleşen bir anlayışın sonucu. Başka ülkelere baktığınızda da görüyorsunuz. Otoriterleşen yapıların kendilerini ilk olarak karşılarına aldıkları meslek avukatlar ve onların örgütlü gücü olan barolar oluyor. Çünkü barolar içinde bulundukları konum itibarıyla özellikle insan hakları ihlalleri konusunda duyarlılar ve bu duyarlılığı yerine getirmek zorunda kalıyorlar. Bunun anlaşılması gerekiyor diye düşünüyorum” dedi.

    “İNSAN HAKLARI İHLALLERİ GÜÇ KİMDEYSE ONDAN GELİR”

    Baroların muhalif örgütler olduğunu, ancak bunun siyasal iktidara karşı bir parti muhalefeti olmadığına vurgu yapan Durakoğlu, “Dünyanın her yerinde insan hakları ihlalleri siyasal iktidarlardan gelir, muhalefetten gelmez. Güç kimdeyse oradadır. Siyasal iktidarlar olduğu sürece ona karşı olması gereken baroların da bu anlamda karşıtlıkları, siyasal iktidar penceresinden baktığınızda bir muhalif duruş olarak görülür. Evet bu bir muhalif duruştur ama bu muhalefet anlayışı, bu siyasal iktidara karşı diğer siyasi partilerin yaptığı bir muhalefet algısı değildir. Bir parti muhalefeti olarak bakmaz barolar. Bir sürü siyasi iktidar geldi, gitti. Barolar duruyor. Sonuç itibarıyla bu işlevlerini hep yerine getiriyorlar. Hangi iktidar olursa olsun. Bu muhalif duruşumuzu devam ettirmek zorunda kalıyoruz. Çünkü insan hakları ihlallerine karşı çıkmak zorundayız” diye konuştu.

    “FETÖ PROJESİ”

    Baroların muhalif duruşlarını sürdürdükleri sürece siyasal iktidarlar tarafından sindirilmek isteneceğini dile getiren Durakoğlu, “Biz bunu en son somut biçimde 2009’da FETÖ’den görmüştük. Bugün gündeme getirilen baroların seçim sistemlerini değiştirilmesine yönelik çaba çok açık bir biçimde bir FETÖ projesidir. 2009’da daha o zaman Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı döneminde yargının 2010 referandumuyla ele geçirileceği planlanmış olsa gerek ki, yargı erkinin iki unsurunun ele geçirilmiş olması nedeniyle, üçüncü ayağın, baroların ele geçirilmesi planı olarak uygulandı. Gündeme getirildi. Ancak daha sonra 2010 referandumunun olması, bizim gösterdiğimiz dirençler, iktidarın bir ölçüde geriye çekilmiş olması, o dönemde biraz da Türkiye Barolar Birliği’nden kaynaklanan sayın Metin Feyzioğlu’nun etkisi bütün bunları bir ölçüde erteledi. Geldiğimiz nokta itibarıyla Ankara Barosu’nun ’yla olan takışması nedeniyle ortaya çıkan tablo, bir bahane yaratmanın başka unsuru haline dönüştürülmüş oldu. Bir FETÖ projesi yeniden gündeme geldi” dedi.

    BAROLARA YÖNELİK DÜZENLEME

    Düzenlemeyle barolar birliğinin delege sistemi üzerinde değişikliğin yapılmak istendiğini belirten Durakoğlu, düzenlemeye ilişkin şunları söyledi:

    “Yönetilemez hale getirmek gibi bir çabalarının olduğu net bir şekilde görülüyor. Delegasyon açısından yani TBB seçimini belirleyen delegasyonu, her ilin barosu kendi içerisinde baro kurullarında belirliyor. Bugün duyulan rahatsızlığın nedenlerinden birisi bu. Türkiye’nin en büyük 1 barosu o delegasyon içerisinde yüzde 72 oranında temsil ediliyor. Türkiye’de 130 bin avukat var, 50 bini İstanbul’da. Yani yüzde 37’si İstanbul’da. İstanbul, TBB delegasyonu içerisinde yüzde 27 ile temsil ediliyor. Aslında bizim itiraz etmemiz gerekiyor. Bu seçim sistemlerinin adil olması anayasada bile yazılı şekliyle temsilde yönetimde istikrar değil mi? Temsilde adalet konusunda yeterli hassasiyet gösterilmemiş. Temsiliyetim yüzde 37’lerde olması gerekirken ben şu anda yüzde 27’lerde temsil ediliyorum.

    Şimdi bu oran yüzde 9’lara getirilmeye çalışılıyor. İstanbul Barosu’nun delegesi normal delegasyon içerisinde eğer düşündüklerini gerçekleştirirse yüzde 9’lara, 10’lara gelecek. Diğer bütün kentleri, şu anda delegasyonu olan kentleri 4 delegasyonla temsil ettirecekler. Muhtemelen baro başkanları da zaten delege oldukları için her baronun 5 delegesi olacak. Daha sayısı 100’e erişmemiş bile olsa… Ama İstanbul Barosu’nun da bir alternatife göre 15, bir başka alternatife göre 45 delegesi olacak. Bu çok açık bir biçimde ele geçiremedikleri -tırnak içinde söylüyorum, ele geçirmek ne demekse, siyasal iktidarların güdümüne girmiş baro ne demekse-, baroları bir biçimiyle de olsa yönetilemez hale getirip ya da en azında onların temsil ettikleri, levhasında yazılı avukat yazısının her şeyini bir tarafa bırakmak suretiyle, sadece onların yaklaşımlarına esas biçimde kendilerini biçimlendirmekten başka bir şey değil.”

    “FEYZİOĞLU’NUN NE DÜŞÜNDÜĞÜNÜ MERAK EDİYORUM”

    Durakoğlu, “Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu konuyla ilgili ne düşünüyor?” sorusuna, “Geçmişte şiddetle karşı çıktığını biliyoruz. Kürsülerde yaptığı konuşmalar var. 201’de bunun bir FETÖ projesi olduğunu bizzat Feyzioğlu ifade etti. Şu anda ne düşündüğü konusunda birkaç gündür ciddi bir şekilde baskı altına almamıza rağmen bir şey öğrenemedik. Ben de çok merak ediyorum gerçekten” diye yanıt verdi.

    “SİSTEM DEĞİŞİYOR, BAKANI’NIN HABERİ YOK”

    Barolarla ilgili düzenlemenin geçen hafta gündeme geldiğinde Bakanı Gül’ün ve Feyzioğlu’nun ayrı ayrı yaptığı açıklamalarda böyle bir konunun gündemlerinde olmadığını belirttiklerini, bir gün sonra ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, değişiklik yapılması gerektiğini söylediğine dikkati çeken Durakoğlu, “Bir sistem değişiyor meslek odalarının yapısı değişiyor, Adalet Bakanı’nın bundan haberi yok. Bundan ciddi sonuçlar üretmemiz gerekiyor. Türkiye’de ne olduğu, nelerin değişmekte olduğu, Türkiye’nin nasıl yönetilmekte olduğu konusunda çok ciddi sonuçlar çıkarmamız gerektiğini düşünüyorum. Hatırlarsanız Adalet Bakanı’nın Bundan kısa bir süre evvel özellikle kendisine yönelik olarak başka yerlerde hazırlanan taslaklarla ilgili görüşmeler sırasında maklubeye kaşık sallayandan söz etmiş olması karşısında, şimdi aynı kaşığın kimler tarafından, üstelik Adalet Bakanı’ndan son derece habersiz bir şekilde hala sallanmakta olduğu bize çok şey anlatmalıdır. Bu ülkenin yönetimi açısından da, nasıl yönetildiği açısından da anlatmalıdır” dedi.