• Murat Sevinç: O erkekler, karşılarında cümle kuramayacakları o kadınlardan ölesiye ürküyor

    Anayasa hukukçusu Murat Sevinç, Diken’deki yazısında son dönemlerde R;milli’ ve ‘etik ilkelere uyuyorum’ anlamına gelen sembolleri kullanan sosyal medya hesapları tarafından cinsiyetçi saldırılara maruz kalan siyasetçi, sanatçı ve gazeteci kadınları yazdı. 

    “Güçlü kadından korkuları başka hiçbir şeye benzemiyor” başlıklı yazısında Murat Sevinç “O erkekler, karşılarında cümle kuramayacakları o kadınlardan ölesiye ürküyor” dedi.

    Sevinç’in yazısından ilgili bölüm şöyle: 

    “Her gün birilerine yönelik yeni bir tehdit videosu izliyor ya da twit okuyoruz. Kamu kurumlarının başına getirilmiş irili ufaklı kareli ceketliler ise… Aman yahu, saymaya başlayınca içim sıkılıyor artık inanın. Gerek yok fazlasına, bilmeyeniniz mi var!

    … İşte bu şartlarda, trollerin hesaplarından yönelen tehditlerin en sert ve ahlaksızca olanları, adı sanı bilinen kadınlara yöneldi son günlerde. Okuduğum kadarıyla, isimler: Diken’de sütun komşularımdan olan gazeteci Nevşin Mengü, hekim ve siyasetçi Canan Kaftancıoğlu, oyuncu Berna Laçin, avukat Feyza Altun. Tahmin ediyorum başka isimler de vardır, oluyordur.

    Adı geçen kadınlara yönelik ifadeleri burada bir kez daha anarak edepsizliği dolaşıma sokmak istemiyorum. Son derece süfli, cinsiyetçi, tehditkâr sözler ve sahiplerinin nasıl insanlar olabileceğini iyi bildiğimi sanıyorum. Söz konusu zihniyetin, ‘düşman’ gördüğüne ve o düşmanın malına, mülküne, çoluk çocuğuna yaklaşımı malum. Bunu geçelim. 

    Tahmin etmek güç değil, en rezil ve uç ifadeler, hemen her zaman başkaca korkuları olanlar tarafından sarf edilir, ediliyor. Mütemadiyen saçmalayanların iki başat niteliği söz konusu. İlki, hemen hepsi zamanında Cemaat sevdalısı olmuş. İkincisi, belli ki hâlihazırda sahip oldukları ne varsa iktidara borçlular. Bana kalırsa her iki nitelik de, ‘en rezil kim’ yarışında güdüleyici. 

    İlki nedeniyle çok korkuyorlar ve kendilerini özellikle sergilemek istedikleri için, eski arkadaşlarına, eş dostlarına insanlık dışı tehditler savurma ihtiyacı hissediyorlar. İkincisi, yani iktidara borçlu hissetme meselesi ise başlı başına bir insani trajedi. 

    …Aşağılayıcı ifadelerin yöneldiği kadınların özelliği ise başarılı, sözünü esirgemeyen ve dik duran insanlar oluşu. Ezcümle, o ‘erkeğin’ en korktuğu insan tipi. Korkunun temelinde, velinimetleri olan erkek iktidarlarının ciddiye alınmama endişesi var. Aileden başlayarak yaşamın her alanında kurdukları ve şimdilerde çatırdadığını hissettikleri iktidar. 

    O erkekler, karşılarında cümle kuramayacakları o kadınlardan ölesiye ürküyor. Bir an bile şüpheniz olmasın. Ve bu korkuyu, yalnızca yazıya konu olan üç kadına değil, kendi dünyalarının ‘güçlenen’ kadınlarına karşı da hissediyorlar. En iyi ihtimalle ‘okumuş anne’ olmasını umdukları dindar kadınların bir kesimi, bambaşka şeyler söylemeye, yazıp çizmeye başladılar çünkü. “