AK Parti, yerel seçim sonuçlarını değerlendirmek üzere Ankara Kızılcahamam’da toplandı. Kamp Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açılış konuşması ile başladı. Erdoğan,”Seçimlerden yüzde 44,4 oy alarak alnımızın akıyla çıktık. İstanbul ve Ankara’da esasen seçimi kaybetmedik, tam tersine kazandık” dedi.

AK Parti, 31 Mart yerel seçim sonuçlarını değerlendirmek için kampa girdi. Adres yine Ankara’nın Kızılcahamam ilçesiydi. Önceki toplantılardan farklı olarak AK Parti’nin Kızılcahamam kampına bu kez milletvekilleri davetli değildi.

AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu, Kadın ve Gençlik Kolları, Büyükşehir, il, ilçe ve belde belediye başkanları bir arada oldu.
Kamp, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yapacağı konuşma ile başladı.

SEÇİMLERDEN ANLIMIZIN AKIYLA ÇIKTIK

Her seçimin bir imtihan ve muhasebe olduüğunu belirten Erdoğan,”Seçimlerden alnımızın akıyla çıktık” dedi.

BAHÇELİ’YE TEŞEKKÜR ETTİ

MHP ve Bahçeli’ye de Cumhur İttifakı nedeniyle teşekkür eden Erdoğan, “Sayın Bahçeli’ye, ekibine ve tüm MHP’li kardeşlerimize bir kez daha buradan teşekkür ediyorum. Belediye başkanlıklarında da önemli bir başarıya imza attık. Milletimiz bize, 15 büyükşehir 24 il, 516 ilçe, 203 belde belediyesini yönetme sorumluluğunu vermiştir. Milletimiz ülkemizdeki toplam 1389 belediyenin 758’ini Ak Partili kadrolara emanet etmiştir” diye konuştu.

İSTANBUL VE ANKARA’DA BİZ ÖNDEYİZ

İstanbul ve Ankara sonuçlarıyla ilgili de konuşan Erdoğan, “Ankara ve İstanbul’un üzerinde önemle durulmalı. Biz buralarda kaybetmedik, aslında seçimi kazandık. İlçelerde biz çoğunluktayuz. 39 ilçeden 24’ünü biz aldık. 1’de ortağımız MHP’nin kazanımıyla bu sayı 25’tir. Ankara’da 22 ilçeyi aldık. Sadece 3 tanesi millet ittifakındadır” dedi.

İSTANBUL SEÇİMİ MİLLETİMİZİN İÇİNE SİNMEDİ

İstanbul’da yaptıkları itirazların da haklı olduğunu belirten Erdoğan, “30 bin oy farkını 13 bine indirdik. Daha da inecek. Partimize verilen oyları takip edeceğiz. İstanbul benim içime sinmedi. Milletimizin de içine sinmedi. Burada bir şaibe olduğu kesin” dedi.

CHP’LİLER SEÇİMLERE GÖLGE
DÜŞÜRMEYE ÇALIŞIYOR

CHP’lilerin seçimlere gölge düşürmeye çalıştığını da öne süren Erdoğan sözlerine şöyle devam etti:
“CHP genel başkanı 16 Nisan referandumundan sonra yapılan açıklamalar arşivlerimizde duruyor. Ak Parti’nin sergilediği olgunluk CHP tarafından asla gösterilmemiştir. Öyle ki CHP genel başkanı halk oylaması sonuçlarını tanımayacağını söyleyecek kadar ileri gitmiştir. Hatta Anaya Mahkemesi’ne her zaman olduğu gibi başvurmuştur. Anayasa Mahkemesi onlar için en sık başvurdukları yerdir. CHP’nin bu hukuk tanımamazlığı hem AYM’de hem de AİHM’de karşılık bulmamıştır.

ERDOĞAN’DAN İŞ BANKASI’NA YANIT

Son verilerle düşmeye devam ediyor. Burada çok ciddi bir örgütlü organizasyon söz konusu. Elimizdeki belgeler bunu gösteriyor. Kamu yöneticiliği bu vasfı taşıyanların memur sıfatıyla orada olması gerekirken, kamu yöneticisi olmadığı halka bir çok bankalardaki işçi sıfatı diyebileceğimiz kişilerin sandıklara sokuşturulması bu güne kadar yapılmış bir şey değildir. İş Bankası, Şeker Bankası. Bu banakların binlerce çalışanı buralarda görev almıştır. İş Bankası açıklama yaptı, ‘Bizim bilgimiz dahilinde değildir’ diye. Biz zaten bilginiz dahilinde diye bir şey söylemedik. Biz sizin çalışanlarınızın buralarda görev aldığını söylüyoruz.

DEMOKRASİ SEÇİLMİŞLERİN
OLDUĞU YERDİR, ATANMIŞLARIN DEĞİL

Daha bir çok şeyler var. Bunların üzerinde ben duracak değilim. YSK’nın verdiği karara uyacağız; “AK Parti umudunu kesti” deniyor; arkadaşlar son ana kadar hukuk mücadelemizi sürdüreceğiz. Demokrasi seçilmişlerin olduğu yerdir atanmışların değil.

Encümende atanmışlar mı hakim olacak, seçilmişler mi? Tabii ki de seçilmişler. Geçmişte öyle diye buna böyle mi devam edecek? Yanlışın neresinden dönerse kardır diyerek bu yanlışı düzeltmek lazım.

Daha önceki seçimlerde yüzde 70 oy aldığımız bazı belediyeleri kaybettik. Bunun bize anlattığı mesajı gözardı etmiyoruz Kırşehir, Karaman, Yozgat, Kırıkkale gibi yerlerde pek çok örnekte bu sıkıntıyı yaşadık.

“HERKESE KUCAK AÇIYORUZ”

“Sırtını terör örgütlerine dayayanlar bizi anlayamaz. Türkiye karşıtı senaryolarının figüranlarına razı olanlar bizi kavrayamaz. Sırça köşklerinde yüksek siyasetçilik oynayanlar bizim verdiğimiz kavganın sırrına eremez. AK Parti milletin partisidir. Ülkemizi ve milletimizi hedeflerine ulaştırmak için herkese kucak açıyoruz. Eğilmeyecek, bükülmeyeceğiz. Zehirli oklarını partimize sağlamak için dört bir yanda bekleyenlere bu meydanı bırakmayacağız.

“Söylemler keskinleşir ancak bizim siyasi kültürümüzde sandıkların kapanıp oyların sayılmasıyla beraber seçim dönemi geride bırakıldı. İcraat dönemiyle seçim dönemi farklıdır. Biz kızgın demiri soğutalım çağrımızla bu ince noktaya dikkat çektik. Önce Türk milleti, kardeşlik,i demokrasi, yatırım, üretim, istihdam, ihracat diyen bir parti olduk.

“Ne zaman içimize kapanmış birbirimizle kavga etmişsek o zaman kaybettik. Gün bir, iri, diri, kardeş olma hep birlikte Türkiye olma günüdür. Gün bir duvarın tuğlaları gibi birbirine kenetlenme günüdür. Cumhur ittifakı bu ortak paydanın itici gücüdür. Bu ülkedeki tek kutuplaşma Türkiye ortak paydasında buluşanlar ile terör örgütü safında bulunanlar arasındaki kutuplaşmadır. Onun dışında bir kutuplaşma bilmiyoruz. Ülke olarak böyle bir kutuplaşmaya da ihtiyaç yoktur.

KILIÇDAROĞLU, SEN SİYASİ
İSTİSMAR İÇİN ORAYA GİDİYORSUN

“CHP zihniyeti hep yaptığı gibi bir şehit cenazesinde yaşana bir müesir hadiyesi çığırından çıkardı. Çalışma arkadaşlarımıza hakarete vardırdılar. Şehit cenazesine katılmak elbette herkesin hakkıdır ancak seçim sürecinde kendini PKK’nın güdümünden kurtaramamış PKK ile işbirliği yapmış ve bu konuda atması gereken adım daha dikkatli olması gerekenleri daha özenli hareket etmek zorunda olamaları gerekir. Acaba buraya gitmek ne getirir, ne götürür? Çünkü bu şehit nereden geliyor? Senin iş birliği yaptığın o PKK’nın canavarlarının siyasi görüntüsü olan HDP ile iş birliği yapmışsın. Şimdi bunu söylemeyelim mi? İş birliği, el birliği yapacaksın, bunları yutalım mı? Yutmayacağız arkadaşım, bunları söyleyeceğiz.  Siz benim Çubuk’taki köylümü, kardeşlerimi hiç düşünmüyor musun? Ben bir cumhurbaşkanı olarak bir şehit evine giderken gidişim rahatsız eder mi etmez mi diye soruyorum. Sen siyasi istismar için oraya gidiyorsun.

“Bay Kemal Hacı Bektaş’ta bizim bakanımız Bekir Bey’in nasıl darp edildiğini biliyoruz. Konuşmanda bir geçmiş olsun temennide bulunmadın. Bunlar da kayıtlarımızda var. Aynı şekilde Tamer Beye yapılan saldırı, sizin besleme medyanızın nasıl başlıklar attığını biliyoruz. CHP’nin Çubuk’ta yaşanan hadiseyi mecrasından saptırarak AKP’ye, hükümete karşı bir nefret kampanyasına çevirmeye çalışması.

“Biz sizin cibiliyetinizi biliriz, geçmişinizi de biliriz. Milletin değerlerine, devletin kadrolarına, masum insanlara neler yapabileceğinin işaretlerini vermiştir. CHP’nin geldiği belediyelerde işçi kıyımları başlamıştır. Asgari ücret ilan ediyorsun ne asgari ücreti, biz zaten ilan ettik. Böyle bir yalanlarla dolu çuvalın ağzını kapatmışlar millete yutturmaya çalışıyorlar. Ellerine fırsat geçtiğinde hemen gerçek yüzlerini ortaya çıkarıyor içlerindeki kişi ortaya döküyorlar. 

“CHP’nin kutuplaşma siyasetine karşı milletimizle birlikte kültür ve inancımıza göre mücadele etmeye devam edeceğiz.

“KAMPANYA BOYUNCA BU ADAMLAR NEREDELER”

Biz ‘artık bu iş bitti kaybettik’ noktasında değiliz. Hakkımızı arayacağız ve bunun çalışmasını da sürdürüyoruz. Ben her birinizi ayrı ayrı tebrik ediyorum. Tabi şunu da söylemem lazım. İçimizde de bize yanlış yapanların olduğunu ifade etmeden geçemeyeceğim. Bu yeni bir şey değil, ilk insandan başlayan bir süreç… Maalesef içimizde belli seviyeye, noktalara gelenlerin yaptığı çalışmalar yenilir yutulur cinsten değil. Bu davanın adamı olduğunu söyleyenler, bütün kampanya boyunca bu adamlar neredeler ya? Bunlar nereye gittiler? ‘Efendim ben beğenmedim’ E sen beğenmeyebilirsin. Yani biz herkesin beğeneceği isimleri bulma başarısını ne zaman gösterdik ki bugün göstereceğiz? Böyle bir şey olabilir mi? Burada bir yönetim varsa bu yönetim çalışmalarını, istişarelerini yapar ve bir karar verir. Bu karara da hep birlikte uyarız. Ve bu işte bir teşkilatın ahlakıdır. Ama bu teşkilatın ahlakından mahrum olanlar kendilerini hiçbir zaman anlatamayacaklar.

“ZAMANI GELDİĞİNDE HESABI SORMASINI BİLİRİZ”

Ve şunu açık, net ifade ediyorum. Bilesiniz ki, bu teşkilat sadece Ankara’da kabuğuna çekilmiş bir teşkilat değildir. Hangi ilde neler oluyor, ilçelerde neler oluyor bunların hepsi bize geliyor. Nerede neler olduğunu, döndüğünü bunların hepsini biliyoruz. Gün ola harman ola, zamanı geldiğinde tabi ki bizler bu teşkilatın geleceği için de bunların hesabını sormasını biliriz. Bunları biz sırtımızda taşıyacak değiliz. Biz bunu bir hareket olarak görmüyoruz, bu parti bir davadır. Bu davaya gönül verenler kendilerini sıkı tutmalı eğer tutmazlarsa kusura bakmasınlar.

Kırşehir, Bayburt, Bolu, Karaman gibi yerlerde; Yozgat gibi, Erzurum gibi yerlerde ilçe düzeyinde pek çok örnekte bu sıkıntıyı yaşadık. Bu konularda da derinlemesine çalışıyor, hazırlıklarımızı yapıyoruz. Bu muhasebeyi yaparken asıl gündemimizden kopmayacağız.

“DEĞİŞİMLERİ ADIM ADIM TAKİP EDECEĞİZ”

Değişim hayatın gerçeğidir. Değişimleri adım adım gerçekleştireceğiz. Tabi bu adımları birileri istediği için değil, kendi ihtiyaçlarımız için atacağız. Değişim demek her şeyi tepe taklak etmek anlamına asla gelmez. Bizim hareketimizin mayasında ahde vefa vardır. Hiçbir emeği, hiçbir birikimi, hiçbir potansiyeli heba etmeyeceğiz. Aynı zamanda yeni değerlerle, yeni kadrolarla saflarımızı genişletip güçlendireceğiz.

AK PARTİ GELECEĞİN DE PARTİSİDİR”

AK Parti; kökleri Söğüt’e Malazgirt’e kadim bir geleneğin olduğu kadar geleceğin de partisidir. AK Parti 1071’den 1453’ten 1923’ten 1950’den ilham aldığı kadar 2023’ye 2071’e ilham veren, ruh katan, istikamet çizen bir partidir. Biz kadro olarak sadece şehit ve gazilerimizin emaneti olan kutlu bir davayı sırtlamadık. Aynı zamanda büyük ve güçlü Türkiye sevdasına can verdik. Devletimizin 2200 yıllık köklü geçmişinden aldığı güçle, ülkemize yeni bir vizyon kazandırdık. Ekonomik siyasi ve diplomatik olarak içerde ve dışardaki belli odaklar tarafından söndürülmeye çalışılan milletimizin umut ışığını yekrar canlandırdık.

Sırtını terör örgütlerine dayayanlar anlayamaz. İkbalini siyaset mühendisliğinde görenler bizi idrak edemez. Türkiye karşıtı senaryoların figüranlığına razı olanlar bizim mücadelemizi kavrayamaz. Esen rüzgara göre yön değiştirenler bizim verdiğimiz kavganın sırrına eremez. Şu gerçeği tekrarlamak istiyoruz. AK Parti milletin partisidir. Bunun için de 82 milyon her bir ferdinin çatısı olmaya taliptir.

“EĞİLMEYECEĞİZ, BÜKÜLMEYECEĞİZ”

Ülkemizi ve milletimizi hedeflerine ulaştırmak için herkese kucak açıyoruz. 2001’de nasıl aziz milletimizin umudu olarak vücut bulmuşsak, inşallah bundan sonra da can borcumuz olan insanımız için çalışmayı sürdüreceğiz.

Eğilmeyeceğiz, bükülmeyeceğiz, dört bir yanda mevzilenmiş fırsatçılara bu meydanı bırakmayacağız. Saflarımızı sıklaştırarak, kardeşliğimizi perçinleyerek dostluğumuzu daha da güçlendirerek yolumuza devam edeceğiz. Tabi ki seçim dönemlerinde tansiyon yükselir, söylemler keskinleşir. Ancak bizim siyaset kültürümüzde, sandıklar kapanıp oyların sayılmasıyla beraber seçim dönemi de geride bırakılır.

Seçim dönemi ile icraat döneminin dinamikleri farklıdır. İcraat döneminde tüm enerji ülkenin meselelerinin çözümüne hasledilir. Biz kızgın demiri soğutalım çağrımızla işte bu ince noktaya dikkat çektik. Çünkü biz hep önce Türkiye diyen, önce Türk milleti diyen, önce kardeşlik diyen, önce demokrasi, önce yatırım üretim büyüme diyen bir parti olduk.

“TEHDİTLERİ 82 MİLYON OLARAK
GÖĞÜSLEMEMİZ GEREKİYOR”

Ülkemizin milli meselelerinde uzlaşmanın, dayanışmanın, asgari müştereklerde bir araya gelmenin önemini iyi biliyoruz. Türkiye’nin bekasına yönelik tehditleri 82 milyon olarak hep beraber göğüslememiz gerekiyor. Hatta Türkiye’nin kalbi o kadar büyüktür ki, bu millete hüsnü niyet besleyen herkese kucak açar. Ne zaman birliğimizi muhafaza etmişsek o zaman büyük devlet olduk. Ne zaman içimize kapanmış, birbirimizle kavga etmişsek işte o zaman kavga ettik.

Gün bir olma, iri olma, diri olma, kardeş olma, hep birlikte Türkiye olma günüdür. Gün 82 milyon olarak tıpkı bir duvarın tuğlaları gibi birbirimize kenetlenme günüdür. Bizim nazarımızda rabiamız; tek millet, tek bayram, tek vatan, tek devlet ilkesine inanan herkes Türkiye ortak paydasında zaten buluşmuş demektir. Cumhur İttifakı işte bu ortak paydanın itici gücüdür, en büyük temsilcisidir.

Zihnini terör örgütlerine vermemiş herkesi Türkiye ortak paydasında buluşmaya davet ediyoruz. Bu ülkedeki tek kutuplaşma, Türkiye ortak paydasında buluşma ile terör örgütü safında yer alanların kutuplaşmasıdır. Onun dışında bir kutuplaşma bilmiyoruz.

YUTMAYACAĞIZ ARKADAŞLAR, BUNLARI SÖYLEYECEĞİZ”

CHP zihniyeti hep yaptığı gibi geçtiğimiz hafta bir şehit cenazesinde yaşanan müessif bir hadiseyi yine çığrından çıkarmaya çalıştı. Sadece bununla kalmayıp, işi hem şehitlerimizin yakınlarına, hem milletimize hem de çalışma arkadaşlarımıza hakarete vardırdılar. Öncelikle tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Ruhları için gelin birer Fatiha okuyalım…

Şehit cenazesine katılmak elbette herkesin hakkıdır. Güzel de bir şeydir. Ancak seçim sürecinde kendini PKK’nın güdümünden kurtaramamış, PKK ile işbirliği yapmış ve bu konuda atması gereken adım daha dikkatli olması gerekenler, daha özenli hareket etmek zorunda olmaları gerekir. Acaba buraya gitmek ne getirir? Ne götürür? Çünkü bu şehit nereden geliyor? Senin işbirliği yaptığın o PKK’nın canavarlarının, alçaklarının evet siyasi görüntüsü olan HDP ile sen işbirliği yapmışsın. Yani bunu söylemeyelim mi? Bunu yutalım mı? Benim Mehmedimi şehit edenlerin, siyasi görüntüleriyle işbirliği yapacaksın, güç birliği yapacaksın, bunları yutalım…. Yutmayacağız arkadaşlar bunları söyleyeceğiz. Dağ ile anlaşacaksın, dağ ile el tutacaksın, dağ sana talimat verecek, bunları TV’lerde hep izledik. İşte HDP Ankara, İstanbul, Antalya burada seçime girmeyecek… Ve sen onlarla dayanışma içinde olacaksın, ondan sonra da kalkıp Çubuk’a şehidimin cenazesine gideceksin.

SIKINTI VAR’ DERLERSE GİTMİYORUM…

Siz o kardeşlerimi hiç düşünmüyor musunuz ya? Ben bir Cumhurbaşkanı olarak gittiğim zaman önce soruyorum, gidişim rahatsız eder mi, etmez mi? “Bir sıkıntı var” derlerse gitmiyorum. Niye? İkinci bir sıkıntıyı niye yaşatayım? Herkes benim gibi düşünmek zorunda değil, herkes beni sevmek zorunda da değil.

Sen siyasi istismar için oraya gidiyorsun, şehit için değil. Ve çıkıyor bunların bazı hokkabazları, diyorlar ki, hükümetten kimse orada yoktu. Yahu benim genel başkan yardımcılarımdan tut, savunma bakanıma kadar hepsi cenaze merasiminde bulundular.

Kalkıyorsun o köyü terörist olarak ilan ediyorsun dolaylı yollardan. Gereken yerlere bilgi verilip yapılması gerekir. Sen bunu da yapmadın, gereken yerler bellidir. Kaldı ki aile zaten gelmenizi istemiyor, bir de o var. Buna rağmen oraya gidiyorsunuz. Hiç kimsenin biz şiddete maruz kalmasını tasvip etmeyiz. Bay Kemal, Hacı Bektaş’ta bizim bakanımız Bekir beye senin gözlerinin önünde nasıl saldırıldığını, darp edildiğini biliyoruz. Kalkıp da konuşmanda, bir orada özür veya geçmiş olsun temennisinde bulunmadın. Aynı şekilde Enerji Bakanımız Taner beye, yine CHP’liler tarafından yapılan saldırı… Ve sizin besleme medyanızın nasıl başlıklar attığı bunların hepsi bizim gündemimizde var. Nasıl başlıklar attığını biliyoruz.

“CHP’Lİ BELEDİYELERDE İŞÇİ KIYIMLARI BAŞLAMIŞTIR”

CHP’nin Çubuk’ta yaşanan hadiseyi mecrasından saptırarak, işi şehitlerimize, AK Parti’ye hükümete karşı nefret kampanyasına çevirmesi yanlıştır. Şişli’de belediyenin 100 metre ötesinde kız yurduna saldıranların, şehit cenazesinde tepki gösteren Çubuk halkını teröristler gibi çirkin ifadeyle yaftalamaya hakkı yoktur. Ondan sonra kızlar gençler şunlar bunlar deyip duruyorsun. Biz sizin cibilliyetinizi biliriz, geçmişini de biliriz. CHP bu davranışlarıyla dahi eline güç geçirmesi halinde, devletin kadrolarına, masum insanlara neler yapabileceğinin işaretlerini vermiştir.

Bakın şu anda CHP’li kabul edilebilecek belediyelerde hemen işçi kıyımları başlamıştır. Sen diyorsun ki, hangi partiden olursa olsun kimse bizim kazandığımız belediyelerde işlerinden atılmayacaktır diyorsun. E ne oldu? Şu anda atılıyor, kapıya konmaya başladılar. Hani nerede müdahalen? asgari ücret ilan ediyorsun. Ne asgari ücreti ya, biz ilan ettik. Kimi aldatıyorsun?

‘BEN ELİMİ ÖPTÜRMEM, ÇÜNKÜ TEMİZ ELİMİ KİRLETMEM”

Seçimlerde aldıkları oy oranı ne olursa olsun, mirasçısı oldukları misyonun hatırı sebebiyle bu kişileri görmezden gelemiyoruz. Mesela çıkıp Ardahan’da Iğdır’da Şırnak’ta üniversite kurmanın hangi mantığı var? Hocası var, talebesi yok diyor. Adama sormazlar mı, tabelası var, binası yok… Mesela çıkıp ‘Hangi akıllının başına İstanbul’da Çamlıca’nın tepesine 60 bin kişilik bir cami yapmak gelir? Bir kere doldursunlar ellerini öperim’ gibi bir hezeyanı dile getiriyor. Ben öptürmem, çünkü temiz elimi kirletmem.

Şu hale bak… Bu ne tarih bilmezliktir? O zaman ki nüfusa göre; Sen Sultanahmet Camii’ni, Süleymaniye Camii’ni, Fatih CAmii’ni, acaba nasıl değerlendireceksin? Ey zavallı ya. Bunlar mühürdür, müdür. O boğaza girip çıktığın zaman işte Büyük Çamlıca Camii’ni göreceksin. Ben inanıyorum ki bunlara oy verenler de herhalde hesaba çekeceklerdir. Iğdır, Ardahan, Şırnak gibi yerlere biz üniversiteyi götürüyoruz. Bizim ecdadımız ta buralara medreseler kurmadı mı?

Öyle bir tarih bilmezlik var ki, rahmetli Erbakan Hoca’mız kalksa herhalde bunu karşılıksız bırakmazdı. Yahu bunları söyleyecek kadar maalesef siyasetten de nasibini almamış, maalesef kalkıp kalkıp ileri teknolojiden benim oradaki vatandaşlarımı mahrum etmenin hesabı içine girmiş.

Mevlana’nın şu ifadeleri tam anlatıyor. “Cahil insan gülün güzelliğini görmez, gider dikenine takılır” İşte tam da bu kafayı tarif eden veciz bir söz. AK Parti Türkiye’yi hızlı trenle tanıştırmıştır. Ankara, İstanbul, Sakarya, Bilecik, Konya hatları birfiil çalışıyor. Yüzde 90 doluluk oranıyla hizmet veriyoruz. Büyük Çamlıca Camisi’ni Ramazan öncesi Cuma günü resmi olarak hizmete açacağız.

“ERMENİ MESELESİ KONUSUNDA ARŞİVLERİMİZİ AÇIYORUZ, HODRİ MEYDAN”

Bu konuyla alakalı olarak Türkiye’nin pek çok devletin aksine utanacak bir geçmiş yoktur. Bin yıllık yurdumuz Anadolu’da hep ahlakımızla, vicdanımızla, irfanımızla, imanımızla ve gücünü bunlardan alan bileğimizle var olduk, büyüdük. Bir asır önce bu topraklarda yaşananların bir mağduru varsa o da bizim milletimizdir. Balkan Savaşları sırasında ve sonrasında kadınıyla, çocuğuyla, yaşlısıyla 2 milyon kardeşimizi maalesef kurban verdik. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Rus ve Ermeni işgalleri sırasında bir bu kadar daha sivil vatandaşlarımız katledildi. Çanakkale, Filistin, İstiklal harbimiz gibi, terörle mücadele gibi çok ciddi askeri kayıplar verdiğimizi saymıyorum. Burada sözünü ettiğimiz kayıplar tamamen sivil kayıplardır.

Ermeni tehciri işte bu büyük acıların önünü kesmek için başvurulan bir yöntemdir. Yani bir hicrettir. Ermenilerin iddia ettiği gibi bir yola başvurmuş olsaydık, dünyanın dört bir yanında yaşayan milyonlarca Ermeni’den söz edilemezdi. Tehcir, bir mecburiyet olarak uygulandığı için elbette ciddi acılar yaşanmıştır. Ama tüm bunların konuşulacağı yer ülkelerin yönetim binaları, parlamentolar değildir.

Bu hakikatlerin aranacağı yer arşivlerdir. Bunu yapacak olanlar da tarihçilerdir. Bizim arşivlerimiz her konuda olduğu gibi Ermeni meselesi hususunda da tüm araştırmacılara açıktır. Hodri meydan; üçüncü ülkelerde varsa onlar da açsınlar. Ama gelmiyorlar. Biz yıllardır bunları ta Başbakan olduğum andan itibaren hep söyledik gelmiyorlar. İşlerine gelmiyor, arşivde nelerin olduğunu biliyorlar. Onun için gelmiyorlar. Parlamentolar vasıtasıyla buralarda çevirdikleri yalan dolan birçok şeylerle bunu yapmanın gayreti içine giriyorlar.

Fransa Cumhurbaşkanı sayın Macron önce bu işleri öğrenmesi lazım, bu işleri bilmiyor. Ve yanlış kılavuz seçtiği için yanlış konuşuyor. Fransa’da 700 bin Ermeni var diye onlara mesaj vermek Bay Macron seni kurtarmayacak. Önce siyasette dürüst olmayı öğren, dürüst olmadıkça kazanman mümkün değil, kaybedeceksin. Bunu defalarca şahsına söylediğim için burada açıkça söylüyorum. Soykırıma tabii tutulmuş nice halklar biliyoruz. Afrika’nın her köşesinde veya Güney Amerika’da birbirine kırdırılan, yok edilen nice toplumlar vardır.

İtham edilemeyecek tek ülke Türkiye’dir. Tüm bu gerçekleri her fırsatta muhataplarımıza ve uluslararası kamuoyuna anlatmayı sürdürdük, sürdüreceğiz. Bundan geri adım atmamız da mümkün değil.

“ABD İLE S-400 MESELESİNDE GÖRÜŞ AYRILIKLARI İÇİNDEYİZ”

ABD ile S400 meselesinde ciddi görüş ayrılıkları içindeyiz. Amerika’nın ısrarla bölücü terör örgütüyle birlikte hareket etmeye kalkmasını üzüntüyle takip ediyoruz. Kim ne derse desin. Bizim için asıl önemli olan ülkemizin ve milletimizin istiklali ve istikbalidir. Bu uğurda 15 Temmuz’da canını ortaya koymuş bir millet olarak, Suriye’deki terör bataklığına dönük adımları atmayı sürdüreceğiz. Şu şöyle demiş, bu böyle demiş; hep bir kenara biz ne diyoruz o önemli.

AB MESAJI: ‘İSTEMİYORUZ’ DEYİN İŞİ BİTİRELİM…

AB tam üyeliği, Türkiye’nin 1963’ten beri arzu ettiği bir statüdür. Bu konuda tüm kriterler yerine getirilmiştir. Buna rağmen ülkemizin hala tam üye olamamasının yegane sebebi birliğin izlediği tutarsız politikalardır. Konuştuğumuz zaman ‘çok teşekkür ediyoruz, çok önemli işler başardınız’ E iyi güzel de verdiğiniz sözleri de tutun… Yok. Türkiye AB ilişkilerinin geliştirilmesi ve sonlandırılması konusunda bir adım atılması gerekiyorsa bunu yapacak olanlar artık Avrupalılardır. Türkiye’yi istemiyor musunuz? Tamam, ‘istemiyoruz’ deyin işi bitirelim. Yok bize bir faydanız zaten. Sürekli olarak önümüzü kesiyorsunuz. Sürekli olarak, havadan sudan bahaneler uyduruyorsunuz. Arkadaşlar Türkiye, AB müzakereleriyle ilgili çok kan kaybetti. Hala bunlar oyalama taktiği güdüyorlar. Vize meselesinde, gümrükle ilgili aynı şeyi yaptılar. Biz verilen sözlerin yerine getirilmesini sabırla beklemeye devam ediyoruz, ancak bir yere kadar.

Filistin ve Kudüs meselesi son dönemde yine alevlendi. Bölgemiz adeta barut fıçısına çevrilmiştir. Kudüs’ün mahremiyetne el uzatan, Filistin topraklarını işgal eden, Golan tepelerini ihlak eden İsrail yönetimi bu tehlikeli politikalarından vazgeçmelidir. Golan tepeleri Suriye’nindir, İsrail’n değil. 

Filistinlilerin haklarını teminat altına alan, Doğu Kudüs’ü de bu ülkenin başkenti olarak tanıyan kapsamlı bir anlaşmaya kadar bu sorunlar çözülmeyecektir. 

Biz bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Libyalı kardeşlerimizin yanında duracağız. Yeni bir Suriye’ye dönüştürmek isteyenlerin heveslerini kursaklarında bırakmak için tüm imkanlarımızı seferber edeceğiz. Cezayir’deki tartışmaları takip ediyor, artan istikrarsızlıktan üzüntü duyuyoruz.  

Önce böldüler, şimdi de yutmanın gayreti içindeler. Sudan’ın istikrarı Doğu ve Orta Afrika için son derece önemlidir. Türkiye Sudanlı kardeşlerini desteklemeye devam edecektir.

Yeni Zelanda’da Cuma namazına hazırlanan Müslümanların acısı halen yüreklerimizi yakıyor. Dün Yeni Zelanda Meclis Başkanı bir heyetle ziyaretimize gelmişlerdi. Meclis Başkanımızı ve Meclis’i ziyaret ettiler ve Dışişleri Bakanımızla birlikte bizleri ziyaret ettiler. Tabi orada da yaşanan hadise gerçekten Yeni Zelanda yönetimini ciddi manada rahatsız eden bir durumdu. Bu hadise karşısında gerçekten takdire şayan bir duruş sergileyen Yeni Zelanda yönetimini bir kez daha tebrik ediyorum. 

Geçtiğimiz günlerde Sri Lanka’daki katliam, nefret suçunu meşrulaştırmaya yönelik bir saldırıdır. Hamd olsun bu oyuna gelinmemiştir. DEAŞ, El Kaide, FETÖ gibi terör örgütleri İslamın adını kullanarak Müslümanlara savaş açanların aparatı dışında hiçbir anlama sahip değildir. İslam dünyasının kurtuluşu bu terör örgütlerinin süratle tasviyesinden geçmektedir. İnşallah en başta Müslümanları, onlarla birlikte tüm insanlığı bu şer şebekelerinden kurtarana kadar mücadelemize devam edeceğiz. 

Biz kabinemizle, bürokratlarımızla birlikte özellikle ülkemizin meselelerinin çözümüyle ilgili mücadelemizi sürdürüyoruz. Hep söylediğimiz gibi belediyecilik AK Parti’nin uzmanlık alanıdır. 

Vatandaşın elini sıkmaktan kaçınandan belediye başkanı olmaz. Vatandaşına tepeden bakan, görünce sağa sola sapan böyle belediye başkanı olmaz. Halktan biri olacaksınız. Hiçbir zaman küçümsemeyeceksiniz, tepeden bakmayacaksınız. Gurur, kibir olmayacak.”

Erdoğan’ın konuşmasının ardından toplantı kapalı kapılar ardında devam ediyor. Toplantıda partililer seçim muhasebesi yapacak.