Stockholm Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) açıkladığı yıllık raporda askeri harcamalarını en çok yükselten ülkeler arasında 15.sırada yerini korurken Amerika birinci sıradaki yerini korudu.

DÜNYA’DA ASKERİ HARCAMALAR 1,8 TRİLYON DOLARA ULAŞTI

2017’ de dokuzuncu sırada olan Almanya 2018’de sekizinci sıraya yükseldi.

Türkiye sıralamada yerine korumasına rağmen bir önceki yıla göre askeri harcamalara yüzde 24 daha fazla bütçe ayırarak 19 milyar dolarlık harcamasıyla ilk 15 ülke arasında en fazla artış gösteren ülke oldu.
SIPRI araştırmacısı Nan Tian, “Türkiye hızlı askeri teçhizat teslimatı konusunda giderek daha fazla harcama yapıyor ve bir yandan da yüklü miktarda silah satın alıyor” ifadesini kullandı. Tian ek olarak artışa büyük sebebin Türkiye’nin Suriye’deki Kürt gruplara karşı askeri harekâtını genişletmesi olduğuna dikkat çekti.

RUSYA DÜŞÜŞTE
Suudi Arabistan ise 67 milyar 600 milyon dolar ile üçüncü sıradaki yerini korudu. Suudi Arabistan’ı Hindistan ve Fransa takip etti.
2018 yılında askeri harcamaları için 61 milyar 400 milyon dolarlık bir bütçe ayıran Rusya dördüncü sıradan altıncı sıraya geriledi. Moskova aynı zamanda 2006 yılından bu yana ilk kez ilk beşteki yerini kaybetti.

BİRİNCİ SIRADA


SIPRI’nın 2018 verilerine göre yıllık 649 milyar dolar harcama ile yüzde 4lük bir yükseliş gösterdi.Birinci sıradaki yerini korudu.
SIPRI Silah ve Askeri Harcama Programı direktörü Aude Fleurant, söz konusu artışın Başkan Trump yönetiminin bir önceki yıl kararlaştırdığı silah alım programlarının 2018’de uygulamaya geçirilmesinden kaynaklandığını kaydetti.
Ancak 2010 yılının hala gerisinde
2010 yılında Washington’ın harcamaları şu andaki miktardan yaklaşık beşte bir oranında daha fazlaydı.


İKİNCİ SIRADA
250 milyar dolarlık harcama ile küresel harcamaların yüzde 14 ünü oluşturan Çin, askeri harcamaları ikinci sırada yer aldı.

SON 23 YILININ EN DÜŞÜK ARTIŞI

Çin’in harcamalarındaki yükseliş eğilimi devam etmesine karşın 2018’deki yüzde 5’lik artış, 1995 yılından bu yana ülkede gözlemlenen en düşük artış yüzdesi olarak kayda geçti. SIPRI araştırmacısı Nan Tian bu durumu Çin’deki ekonomik büyümenin yavaşlamasının bir sonucu olarak değerlendirdi.