• Emekçinin 1 Mayıs gündemi: İş güvencesi, kıdem tazminatı, adil ücret

    Emek ve Dayanışma Günü’nde emekçiler hem sınıfının durumunu ortaya koymak hem de bu sorunlara çözüm bulmak istiyor.

    Seslerini duyurmaya çalışan işçilerin gündeminde emekçilerin iş güvencesi, adil ücret, güvenli çalışma koşulları olsa da  en önemli konu kıdem tazminatı.

    ’un 1 Mayıs etkinliklerinde kıdem tazminatı ön plana çıktı.

    TÜRK-İŞ bu yılki 1 Mayıs temasını “Kıdemime dokunma” olarak belirledi.

    Habertürk’ten Ahmet Kıvanç’ın haberine göre,Kıdem tazminatının bu yıl ön plana çıkması, konuyla ilgili yeni bir çalışma sürecinin başlatılmasından kaynaklandı. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, yerel seçimden sonra yaptığı açıklamada, tamamlayıcı emeklilik sisteminin bir parçası olarak kıdem tazminatı fonunun hayata geçirileceğini belirtirken, çalışanlardan ve işverenden yapılacak kesintilerin bireysel emeklilik sistemi (BES) ile entegre kıdem tazminatı fonunda toplanacağını ifade etti. Albayrak, 2020 yılından itibaren fonu hayata geçirmeyi hedeflediklerini kaydetti.

    Kıdem tazminatıyla ilgili olarak önümüzdeki günlerde işçi, işveren ve hükümet temsilcilerinin bir araya gelmesi bekleniyor. Hükümetin hedefi yeni yasal düzenlemeyi 2020 yılında hayata geçirmek olmakla birlikte, işçi ve işveren kesimi arasında uzlaşma sağlanmasının kolay olmayacağı değerlendiriliyor. Bireysel emeklilik sistemi (BES) benzeri bir kıdem tazminatı fonu konusunda işçi ve işveren kesiminin kendi içinde de fikir birliği bulunmuyor.

    TÜRK-İŞ ve DİSK fona tamamen karşı iken, HAK-İŞ fona ancak devlet garantisiyle ve bazı şartlarda rıza göstereceğini belirtiyor.

    Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) ve TÜSİAD, işçi kesimiyle uzlaşma sağlanamazsa mevcut sistemin devamından yana görünüyor. KOBİ’lerin sözcüsü durumundaki TOBB kıdem tazminatının işveren açısından yük olmaktan çıkartılmasını istiyor. Ancak her üç işveren örgütü de 30 gün üzerinden ödenen bir yıllık hizmetin karşılığı kıdem tazminatının 15 güne indirilmesini talep ediyor.

    3600 EK GÖSTERGE

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen yıl mayıs ayında müjdesini verdiği 3600 ek göstergeyi, yaklaşık 2 milyon emekli ve memur bekliyor. Öğretmen, polis, hemşire, din görevlileri ve idarecilere verilecek 3600 ek gösterge ile ilgili yasa teklifinin kısa süre içinde Meclis’e sunulması öngörülüyor.

    Kapsama giren personelden yaklaşık 250 bin kişi emeklilik dilekçesini bekletiyor. Yasa çıktıktan sonra bunların önemli bir bölümünün topluca emekli olması durumunda yüklü bir emekli ikramiyesi ödemesi söz konusu olacak. Kapsamdaki beş meslek grubundan daha önce emekli olanların aylıklarında da artış yapılacak. Getireceği ek yük dolayısıyla, yasanın yürürlüğe girmesinin 2020’nin ocak ayını bulabileceği yorumları yapılıyor.

    5 MİLYON KİŞİ TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİNİ BEKLİYOR

    Kamu görevlilerinin toplu iş sözleşmeleri iki yılda bir yapılıyor. 2020-2021 yıllarında memur maaşlarında yapılacak artış oranları, ağustos ayındaki pazarlık sürecinde belirlenecek. Gelecek dört yıl boyunca seçim görünmemesi nedeniyle memur sendikalarının bu yıl pazarlık gücünün az olması bekleniyor ancak 2018 yılında yaşanan yüksek enflasyon dolayısıyla tabandan da yoğun baskı kaçınılmaz görünüyor. 2017 yılında yapılan son toplu iş sözleşmesinde memur maaşlarına 2018’de yüzde 4+3.5, 2019 yılında da yüzde 4+5 oranında zam verilmişti. Enflasyonun bu oranların üzerinde gerçekleşmesi durumunda ise enflasyon farkının yansıtılacağı kararlaştırılmıştı.

    Kamu görevlileri ile yapılan toplu iş sözleşmesi 3 milyon dolayındaki memurun yanı sıra yaklaşık 2 milyon memur emeklisinin aylığını da etkileyecek.

    Bu yıl kamuda çalışan 210 bin işçi için de toplu iş sözleşmesi yapılacak. 2017 yılında yapılan sözleşmede kamu işçilerinin ücretlerine birinci yıl yüzde 7.5+5, ikinci yıl da yüzde 3.5+3.5 oranında artış yapılmıştı. İşçi ücretlerine de enflasyon farkı yansıtıldı.

    EMEKLİLİKTE YAŞA TAKILANLAR

    Emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) olarak adlandırılan, 8 Eylül 1999 tarihinden önce çalışmaya başlayıp da emeklilikte kademeli yaş artışından etkilenenler bir süredir taleplerini her platformda dile getiriyor. Geçen yıl TBMM açılırken CHP, MHP ve İYİ Parti milletvekillerinin konuyla ilgili ayrı ayrı yasa teklifi vermeleri ve HDP’nin de teklifleri destekleyeceğini açıklaması nedeniyle EYT’lilerin beklentisi arttı. MHP’nin EYT konusunda hükümet ile ortak çözüme odaklanacağını açıklamasından sonra beklentiler bir miktar azalsa da EYT’liler ısrarlı bekleyişlerini sürdürüyor.

    ÇOCUKLU ASGARİ ÜCRETLİLERİN GELİR VERGİSİ

    Emekçilerin gündemindeki bir başka konu da çocuklu asgari ücretlilerin gelir vergisi dilimi dolayısıyla yılın son çeyreğinde ücretlerinde yaşanan azalmanın önlenmesi.

    Yürürlükteki mevzuata göre, bekar veya eşi çalışan çocuksuz işçilerin eline geçen net asgari ücret gelir vergisi diliminden etkilenmiyor. Bu gruptaki asgari ücretliler 2019 yılı boyunca net 2 bin 20 lira ücret alabilecekler.

    Ancak, çocuklu işçiler eylül ayından itibaren gelir vergisi dilimindeki artıştan etkilenmeye başlayacak. Eylül ayından itibaren eşi çalışmayan 1 çocuklu işçinin net ücreti 67 TL, 2 çocuklu işçinin 96 TL azalacak. Eşi çalışmayan 3 çocuklu işçinin eline geçen net ücret de eylülden itibaren aylık 108.80 TL azalacak. Üç çocuklu ve eşi çalışmayan asgari ücretlinin yıllık kaybı, 435 TL’ye ulaşacak.

    TAŞERON İŞÇİLERİN ÜCRET ARTIŞI 

    Kadroya alınan taşeron işçilerin önemli bir bölümünün sözleşmesinde ücretler asgari ücretin yüzde 30-40 fazlası olarak düzenlenmişti. Kadroya alınırken tüm taşeron işçilere iki yıl boyunca yüzde 4+4 ücret artışı verilmesi kararlaştırıldı. Bu durum, daha önce ücreti asgari ücretin yüzde 30-40 fazlası olan işçileri mağdur etti. Asgari ücrette yüzde 26 oranında artış yapılırken, bu işçilerin ücretindeki artış yüzde 4 oranında kaldı. Kadroya alınan taşeron işçileri, 2021 yılı beklenmeden toplu iş sözleşmesi yapılmasını talep ediyor.