• Antibiyotik her  yerde: Dünyanın yeni sorunu, nehirlerdeki antibiyotik

    Britanya’daki York Üniversitesi’nce yapılan araştırma, Türkiye’de doğan Dicle Nehri’nden Britanya’daki Thames Nehri’ne yüzlerce nehrin suyunun antibiyotik içerdiğini ortaya koydu. Bu, antibiyotik direncini artırabileceği için hem çevre kirliliği hem de insan sağlığı açısından ciddiye alınması gereken bir durum! Peki Türkiye’de durum ne? Konuyla ilgili mevcut ve güncel bir araştırma yok. Fakat Tatlı su kaynaklarının yüzde 79’u kirli. En büyük nedeni ise tüketilen plastiklerin toplanmaması.

    Guardian’daki habere göre sonuçları bugün Finlandiya’nın başkenti Helsinki’deki bir konferansta açıklanan araştırma kapsamında 72 ülkedeki 711 nehir icelendi ve 5’inin suyunda antibiyotik saptandı. 111 nehirdeki antibiyotik seviyesinin ‘tehlikeli’ denecek boyutta olduğu vurgulandı. Bangladeş’te ve bazı başka ülkelerin nehirlerinde güvenli seviyeden 300 kat fazla antibiyotik olduğuna dikkat çeken araştırmacılar, ‘antibiyotik kirliliği’nin bakterilerin ilaçlara direnç göstermesinin nedenlerinden olduğunu söyledi. (Birleşmiş Milletler geçen ay antibiyotiğe dirençli bakterilerin 2050’ye kadar 10 milyon insanın ölümüne neden olabileceğini açıklamıştı.)

    Araştırma ekibindeki Alistair Boxall antibiyotiklerin, toprak ve nehirlere insan ve hayvan atıkları, kanalizasyonu sularının nehirlere boşaltılması gibi ihmallerle kanalıyla ulaştığını söyleyerek, “Bu çok korkutucu bir durum. Antibiyotiklere karşı dirençli ilaç üretmeyi zorlaştırır” dedi.

    AVRUPA’NIN EN KİRLİSİ TUNA NEHRİ

    Avusturya’da, Tuna Nehri’nden alınan örneklerde yedi adet antibiyotiğe rastlandığına dikkat çeken Boxall şunları söyledi: “Aralarında zatürree, bronşit gibi solumun yolu enfeksiyonlarında kullanılan klaritiromisin de var. Avrupa’nın ikinci büyük nehri olan Tuna kıtanın en kirli nehri. Nehirdeki bazı antibiyotiklerin seviyesi güvenli seviyenin dört kat üzerinde. “

    Boxall, düşük miktarda antibiyotiğin bile insan bünyesinin antibiyotiğe direnç göstermesi açısından tehlike oluşturduğuna değinerek, Afrika ve Asya’daki yoksul ülkelerin nehirlerinde daha fazla antibiyotik olduğunun da altını çizdi.

    TATLI SU KAYNAKLARININ YÜZDE 79’U KİRLİ

    Türkiye’de bu araştırma ya da benzeri bir araştırma verisi bulunmuyor ancak büyük nehirlerin alarm verdiği bir gerçek. Çevre Mühendisleri Odası 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde bir rapora hazırladı. O rapora göre, Büyük Menderes, Kızılırmak ve Sakarya Nehri’nin de aralarında bulunduğu tatlı su kaynaklarının yüzde 79’u kirlenmiş durumda. Kirliliğin ana nedeni ise plastik atık tüketimi arttı. Ve arıtma tesisleri yeterli değil.

    TÜRKİYE’DE TÜKETİLEN PLASTİK AMBALAJIN SADECE YÜZDE 21’İ TOPLANIYOR

    Rapora göre; bu tatlı su kaynaklarının yüzde 60’ının içme suyu olarak kullanıma elverişli değil. Türkiye’de toplam 8 milyon 612 bin ton plastik tüketiliyor. Piyasaya sürülen 1 milyon 800 bin ton plastik ambalajın sadece 384 bini toplanıyor. Yani tüketilen plastik ambalajın Türkiye’de sadece yüzde 21’i toplanıyor bu da çevre kirliliğine sebep oluyor.

    TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK SORUNU: SU KİRLİLİĞİ

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 2016 verileri üzerinden hazırladığı Türkiye Çevre Sorunları ve Öncelikleri Değerlendirme Raporu var. O rapora göre; ülke genelinde, 30 ilde su kirliliği var. Su kirliliğinin 1., 2. ve 3. sırada sorun olan il sayısının toplamı 76. Su kirliliğinin birinci öncelikli sorun olduğu illerin yer aldığı havzalar ise Meriç-Ergene, Marmara, Susurluk, Gediz, Kızılırmak-Yeşilırmak, Doğu Karadeniz, Çoruh ve Van Gölü Havzaları. Özetle 2016 yılı verileriyle Türkiye genelinde birinci öncelikli sorun: Su kirliliği.