İmamoğlu-Yıldırım ortak yayınını değerlendiren Grup Başkanvekili , Yıldırım’ı “İBB Başkan adayı olan bir kişi Sayıştay raporunu nasıl okumaz” diyerek eleştirdi. Ayrıca, Yıldırım’ın “Fırat’ın doğusunu temizleyip Suriyelileri oraya göndereceğiz” sözlerini de Oluç, “Görevleri karıştırdı. Siz nereye adaysınız? Fırat’ın doğusunu kiminle temizleyeceksiniz? Belediye zabıtalarıyla mı?” diyerek eleştirdi. Oluç, İsmail Küçükkaya’ya da, “Kürt’e ‘Kürt’ denir. ‘Kürt kökenli’ diye bir şey yoktur” eleştirisinde bulundu.

TBMM’de basın toplantısı düzenleyen HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç’un gündeminde ve vardı.

Anadolu Ajansı’nın, 31 Mart seçim gecesinde veri akışının durdurulmasıyla ilgili konuşan Oluç, “Mesele seçim gecesi veri akışının durdurulmasıyla ilgiliydi. Bu mesele konuşulduktan sonra AA bir açıklama yaptı. AA, ‘seçim sonucu açıklayan değil veri aktaran bir medya kuruluşuyuz’ dedi. Tartışılan bu değildi AA ile ilgili. Tartışılan; veri akışını saatlerce niye durdular? İkincisi, ama daha önemli olan konu ise AA bu verileri nereden alıyor? Bu tartışmalar esnasında YSK Başkanı Sadi Güven, ‘AA bizim müşterimiz değildir, bizden almıyor verileri’ dedi. O zaman, AA’nın her sandıktan, her okuldan veri aktaracak muhabiri olmadığına göre, bu verileri bir yerden alıyor. CHP biz veriyoruz demedi, HDP biz veriyoruz demedi, MHP ve İYİ Parti de demedi. Geriye hiçbir şey söylememiş olan bir yer kaldı. O zaman AA bu verileri doğrudan doğruya AKP ilçe örgütlerinden alıyor demektir. AA’nın esas cevap vermesi gereken konu budur” diye konuştu.

ORTADA BİR OY ÇALINMASI YOKTUR

ile ’ın katıldığı ortak yayını da değerlendiren Oluç, “Tartışmayı bütün toplum izledi. O tartışmanın içinde ’da oyların çalındığına dair Sayın Yıldırım, bir tek belge ve delil sunamadı. Zaten YSK’nin seçimlerin yenilenmesi kararında da ‘oylar çalındı da o nedenle seçimleri yeniliyoruz’ diye bir ibare yok. Oylar çalındı iddiası tamamen mesnetsizdir ve bunun halkının iradesinin gasp edilmesine bir bahane olduğu dün akşamki tartışmada da ortaya çıktı. Hak yediler, hukuku ve demokrasiyi çiğnediler, seçimin kirlenmesine neden oldular. Ortada bir oy çalınması yoktur. halkı bu tartışmayı merakla izledi, acaba Binali Yıldırım oyları kimin çaldığını söyleyecek mi diye, tek bir şey söylemedi. Binali Yıldırım’ın söylediği cümle şuydu; ‘Sayılırken oylar garip, acayip işler oldu’. Yani kendisinin de inanmadığı bir meseledir oyların çalınması meselesi, bu net olarak ortaya çıkmıştır” dedi.

YILDIRIM’A SAYIŞTAY RAPORU ELEŞTİRİSİ

Oluç, ortak yayında Binali Yıldırım’ın “Sayıştay raporlarını okumadım” sözlerini de eleştirerek, “Bütün Sayıştay raporlarını okuması gerekmiyor, ama Sayıştay raporlarında İstanbul’da usulsüzlük ve yolsuzluk yapıldığına dair belirlemeleri nasıl okumamış olabilir İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan adayı olan bir kişi. Sayıştay raporlarında 753 milyon liralık bir usulsüzlükten bahsediliyor, nasıl okumazsınız. Bu çok acayip bir durumdur. Sadece İstanbul değil, kayyım atanmış belediyelerde de yapılan usulsüzlük ve yolsuzluklar son Sayıştay raporları ile ortaya çıktı. Bu usulsüzlük ve yolsuzlukları yapmış olanların yargılanması gerektiği çok net ortadadır” diye konuştu. 

PARTİZANLIĞIN CİSİMLEŞMİŞ HALİSİNİZ

Yıldırım’ın, “İstanbul’da 23 bin dernek, vakıf var ve belediye bunlara destek oluyor” sözleri için de Oluç, “Hangileri? Bu vakıf ve derneklerden kendinize ait olanlara, size yakın olanlara, sadece işbirliği yaptıklarınıza destek oldu İstanbul Büyükşehir Belediyesi. Onlara çok açık destek verdi maddi anlamda. Yani Binali Bey diyor ki, ‘Partizanlık bizimle telaffuz edilemez’. Doğru partizanlık sizinle telaffuz edilemez. Çünkü siz partizanlığın cisimleşmiş halisiniz, telaffuz etmek ne kelime. İstanbul’daki dernek ve vakıflardan sadece kendinize yakın olanları zenginleştirdiniz, imkanlar sundunuz ve bu imkanları iktidarınızı güçlendirmek için kullandınız” dedi. 

GÖREVLERİ KARIŞTIRDI. SİZ NEREYE ADAYSINIZ? FIRAT’IN DOĞUSUNU KİMİNLE TEMİZLEYECEKSİNİZ? ZABITAYLA MI?


Oluç, Kürt seçmen konusu için de, “Binali Yıldırım konuşurken şöyle dedi mülteciler meselesine ilişkin; ‘Fırat’ın doğusunu temizleyip Suriyelileri oraya göndereceğiz’. Görevleri karıştırdı. Siz nereye adaysınız? İstanbul’a. Fırat’ın doğusunu kiminle temizleyeceksiniz? Belediye zabıtalarıyla mı? Nereye aday olduğunuzu unuttunuz. İstanbul halkına hizmet için aday oldunuz, Fırat’ın doğusunu temizlemekten bahsediyorsunuz. Fırat’ın doğusundan kimi temizleyeceksiniz? Fırat’ın doğusunda yaşayan Kürt halkına yönelik bu düşmanca tutumunuzu Kürt seçmeni duymadı mı? Diyarbakır’da iki tane Kürtçe cümle kurmakla, Kürdistan demekle İstanbul’daki Kürt seçmeni kandırabileceğinizi düşünmeniz çok büyük bir tuhaflık. Sizin ‘Fırat’ın doğusunu temizleyeceğiz’ sözünüzü Diyarbakır’lı, Mardin’li, Şırnak’lı, Bitlis’li, Van’lı, Hakkari’li, Batman’lı ve diğer illerdeki bütün Kürtler ve elbette İstanbul’da yaşayan milyonlarca Kürt duydu. Yani Diyarbakır’da, Van’da, Siirt’te akrabası olanları oradan temizleyeceksiniz. Etnik temizlik yapacaksınız. Emin olun, 31 Mart öncesi ‘defolun gidin’ zihniyeti ile ‘Fırat’ın doğusunu temizleyeceğiz’ sözü arasında zerre kadar bir fark yoktur. Kürt seçmen bu söylediklerinizi anladı ve buna uygun davranacaktır. Sizin Diyarbakır’daki iki cümlenizle kimse seçim tavrını değiştirmez, bu tutumunuzu da yutmaz”.


‘KÜRT KÖKENLİ’ DİYE BİR ŞEY YOKTUR, KÜRT’E ‘KÜRT’ DENİR

Ortak yayının moderatörü olan İsmail Küçükkaya’yı da eleştiren Saruhan Oluç, “Bizde Kürt’e ‘Kürt’ denir. Alman’a Alman, Fransız’a Fransız, Türk’e Türk dendiği gibi. Kürt kökenli ne demek? Siz Avrupa’da yaşayan, Türkiye’den gitmiş olan milyonlarca vatandaşa ‘Türk kökenli’ mi diyorsunuz. İnsanların Kürt olması lafını rahatça kullanamıyor musunuz? Tekrar hatırlatıyorum, Kürt’e ‘Kürt’ denir. ‘Kürt kökenli’ diye bir şey yoktur” dedi.

31 MART İRADESİ GASP EDİLMİŞTİR, HAK YENMİŞTİR

Oluç, ortak yayının vatandaşın tercihinde değişiklik yapmayacağını söyleyerek, “Bir halk deyimi var, ‘dağ fare doğurdu’ diye. Dün akşam dağ fare doğurdu. İstanbul halkının tercihini değiştirecek köklü bir tablo ortaya çıkmadı. Polemik yapmayı engelleyerek halkın kararlarını etkileyecek bir program yapmanız mümkün olmaz. Herkes kararında biraz daha kararlı hale gelmiştir. Çünkü programda net olarak ortaya çıktı ki, İstanbul halkının iradesi, 31 Mart iradesi gasp edilmiştir, hak yenmiştir, hukuk çiğnenmiştir ve bunun karşısında da İstanbul seçmeni gerekeni yapacaktır. İradesinin gasp edilmesini kabul etmeyecektir” diye konuştu.

TARAFSIZ HABER AJANSI