• Çiftçi-Sen Başkanı Aysu: (Sudan tarım projesinin iptali) her iki ülkenin çiftçileri için de iyi olmuş

    Türkiye’nin Sudan’ kiralayarak gerçekleştireceği tarım projesi iptal edildi. Konuyu değerlendiren Çiftçi-Sen Başkanı Abdullah Aysu, hem Sudan halkı hem de Türkiye’deki çiftçiler açısından iptal kararının olumlu olduğunu söyledi, “Yani her iki ülkenin çiftçileri için de iyi olmuş” dedi. Aracıların ortadan kaldırılmasıyla sebze-meyve fiyatlarındaki artışın önlenebileceğini söyleyen Aysu, kimyasaldan vazgeçilerek, ekolojik tarıma dönülmesini vurguladı.

    DİLHUN GENÇDAL/TARAFSIZ HABER AJANSI

    Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu (Çiftçi-Sen) Başkanı Abdullah Aysu, Türkiye’nin Sudan’daki tarım projesinin iptal edilmesini değerlendirdi.

    ABDULLAH AYSU-ÇİFTÇİ-SEN BAŞKANI

    SUDAN’DAKİ HALKI AÇLIĞA VE YOKSULLUĞA TERK ETMEKTİR

    Aysu, “İyi olmuş. Çünkü Sudan’daki halkın, çiftçilerin kullanabileceği bir toprağın başka bir ülke çiftçileri tarafından kullanılmış olması, bir kere hakkaniyetli değil. Genel olarak da Sudan ya da başka bir yerde topraklar kiralanırken, beraberinde oradan geçen sular da kiralayan ülkeye ait oluyor. Dolayısıyla, oradaki halkın tamamını tüketeceği ve tüm canlıların kullanabileceği su da dahil edilmiş oluyor. Ayrıca orada elde edilen gıda Sudan içerisinde kalmıyor, orada pazara sunulmuyor. Bu durum aslında Sudan’daki halkı açlığa ve yoksulluğa terk etmektir” diye konuştu.

    TİGEM SUDAN’DAKİ TOPRAKLARI ŞİRKETLER İÇİN KİRALADI

    Projenin çiftçilere yönelik olarak yapılmadığını söyleyen Aysu, “Orada Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) kiraladı fakat bunu şirketler için kiraladı. Dolayısıyla çiftçiye bir yararı yok, zararı var. Oradan gelecek ürün daha ucuz emek ve daha ucuz yöntemlerle elde edildiği için buradaki çiftçilerin fiyatlarını baskılardı. Fiyatın maliyetin altına düşmesine neden olup, bir kısım çiftçinin daha çiftçiliği terk etmesine sebep olurdu. Yani her iki ülkenin çiftçileri için de iyi olmuş” dedi.

    ÜRÜN TARLADAN SOFRAYA GELENE KADAR YEDİ DEĞİŞİK DURAĞA UĞRUYOR

    Abdullah Aysu, Türkiye’de sebze-meyve fiyatlarındaki artışı da değerlendirerek, “Bir kere arada çok, tarladan sofraya gelene kadar yedi değişik durağa uğruyor. Bu yedi değişik durağın tamamında aracılar, kendi kazancını koyuyor üzerine, de kendi vergisini koyuyor üzerine. Fiyatlar bu nedenle yükseliyor. Hükümetler başından beri bu konuda aracısız bir durumu ikame ettirmedi, ettirmek de istemiyorlar. Dolayısıyla sizin Sudan’da aldığınız arazi çok anlamlı bir arazi değildir. Türkiye’deki gıdayı regüle edebilecek, onun fiyatlarını regüle edebilecek bir miktar değildir” diye konuştu.

    ÜRETİM GİRDİLERİMİZİN TAMAMI DIŞA BAĞIMLI

    Sebze-meyve fiyatlarındaki artışın önüne nasıl geçilebileceğini de anlatan Aysu, “Bir kere bizim üretim girdilerinin tamamı dışa bağımlı. Dışa bağımlı bir üretim ikame ettiğinizde, dövizin her oynamasında ciddi sorunlar yaşarsınız. Bu üretim girdilerinde dışa bağımlılığı ortadan kaldıracak bir takım faaliyetleri ve politikaları hükümetin önüne koyması lazım. Bunun için de kimyasala dayalı bir üretim modelinden, tamamen doğal bir üretim modeline geçerek, hem insan sağlığını hem ekolojiyi de koruyarak, iklim değişikliğine de olumlu katkı sunarak, bu işten vazgeçmesi lazım. Bu işin sonu yok çünkü” dedi.

    KİMYASALDAN VAZGEÇMEMİZ VE EKOLOJİK TARIMA DÖNMEMİZ GEREKİYOR

    Kimyasal gübre ve ilaçlar konusuna da işaret eden Aysu, sebze-meyve ihracatında bazı ülkelerden geri dönüşler için de şunları söyledi:

    “Bir kimyasal kalıntı var, kimyasal kalıntı gıda kodeksini aştığı için geri iade ediliyor, insan sağlığı için risk oluşturuyor. İki üzerinde bir takım böcek yumurtaları ve larvaları oluyor. Doğal olarak kendi ülkelerine yabancı böceklerin girmesi ve ülkelerini istila etmesini istemiyorlar. O yüzden bu tür şeyler gördüklerinde derhal iade ediyorlar. Bunun için de bizim kimyasaldan vazgeçmemiz ve ekolojik tarıma dönmemiz gerekiyor. Endüstriyel üretimde devler vardır, bunların toplamı yedi şirkettir. Bu yedi şirket hem tohum üretir, hem ilaç üretir. Aynı zamanda bu firmalar beşeri ilaç, yani insanlar için de ilaç üretiyor. Önce hasta ediyor, sonra da tedavi etmek için ilaç kullandırıyor. Böyle bir hegemonya kurulmuş vaziyette. Bu kısırdöngüden çıkabilmenin tek yolu ekolojik tarıma dönmektir”.