, bugünkü duruşmada tutukluluğunu eleştirdi, “Beni tutuklu yargılayarak, ’deki faaliyetlerimden alıkoydunuz” dedi. 4 Kasım 2016’dan 24 Haziran 2018’e kadar geçen süredeki bilançosunu sıraladı, “Ben ise tek bir harf bile konuşamamışım” dedi. Demirtaş, “ ile ilgili soruşturma talebi konusunda, ’ın TV’de yaptığı, savcılara yönelik adeta tehdit içeren açıklamadan bir gün sonra, soruşturmaya yer olmadığı kararı verildi. Gözlerimizi yaşartacak kadar adalet uygulanıyor Ankara Adliyesi’nde” diye konuştu.

TARAFSIZ HABER AJANSI

HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 142 yıl hapis cezası istemiyle yargılandığı ana davanın duruşması Ankara Sincan Hapishanesi Kampüsü’nde başladı. ’nden SEGBİS sistemiyle duruşmaya bağlanan Demirtaş, yaşamını yitiren Dengir Mir Mehmet Fırat için başsağlığı dileyerek, savunmasına başladı.

Tutuklu yargılanmasını eleştiren Demirtaş, “Mahkeme beni, hukuka aykırı bir şekilde tutuklu olarak yargılıyor. Tutuklu yargılama esas, tutuksuz yargılama istisnaymış gibi bir hava yaratılıyor. Tutuklu yargılama, sadece siyasi davalarda esas haline gelmiş durumda. Tecavüzcüler, hırsızlar, gaspçılar ve özellikle güvenlik personeliyle ilgili davalarda, yargı çok hassas” dedi.

BENİM AİLEM DE PARTİM DE CİMER’E BAŞVURMADI, BAŞVURMAYACAK

Demirtaş, Diyarbakır’da yaşanan bir olayı aktararak, “Daha bir kaç ay önce Diyarbakır’da bir parkta, Recep Hantaş isimli bir genç, bir güvenlik personeli tarafından hiç yere öldürüldü. O güvenlik personelinin çocuğu, babasının serbest bırakılması için CİMER’e bir mektup yazıyor. CİMER bu dilekçeyi, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderiyor. Başsavcılık, dilekçenin geldiği gün, tahliye talebinde bulunuyor. Mahkeme aynı gün, daha yargılanması başlanmamış olan güvenlik personelini tahliye ediyor. Ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, CİMER üzerinden aileye bilgi verilmesi için yazı yazıyor. Dolayısıyla Türkiye’de yargı, öyle sanıldığı gibi tutukluluğu esas olarak kabul etmiyor. Gerektiğinde, böyle işliyor işte. Tabii ki benim ailem de partim de CİMER’e [Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi] başvurmadı, başvurmayacak. Ama mahkemeye CİMER üzerinden, hatta başka kanallar üzerinden, davamla ilgili perspektifler geliyordur” diye konuştu.

ARINÇ SAVCILARA TEHDİT YÖNELTTİ BABACAN HAKKINDA SORUŞTURMAYA YER OLMADIĞI KARARI VERİLDİ

Ali Babacan hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan suç duyurusunu hatırlatan Demirtaş, “Ali Babacan ile ilgili soruşturma talebi konusunda, Bülent Arınç’ın TV’de yaptığı, savcılara yönelik adeta tehdit içeren açıklamadan bir gün sonra, soruşturmaya yer olmadığı kararı verildi. Gözlerimizi yaşartacak kadar adalet uygulanıyor Ankara Adliyesi’nde. Sanki ben bu şekilde tutuklu yargılanıyorum da, Türkiye’deki bütün dosyalarda tutuklu yargılama esas olarak kabul ediliyormuş gibi sanılmasın. Tutanağa geçmiş olayım” dedi.

Demirtaş, şunları söyledi: “AİHM bir kararında, tutukluluğumun siyasi faaliyetlerimi engellediği, siyasi amaçlarla olduğunu tespit etmişti. 18 Eylül’de Strasbourg’da, AİHM Büyük Daire önünde bu dava tekrar görülecek. Bu mahkemedeki dosya, çok daha kapsamlı bir şekilde, biz ve Adalet Bakanlığı tarafından, karşılıklı olarak masaya yatırılacak. Orada ilk kez gerçek muhataplarım, Adalet Bakanlığı var. Burada siz [mahkeme heyeti] varsınız ve sanki yargılama yapılıyormuş gibi oluyor. Strasbourg’da, tam da olması gerektiği gibi, bir tarafta Adalet Bakanlığının yetkilileri, bir tarafta ben ve avukatlarım. Burada da olması gereken bu. Adalet Bakanlığından temsilciler, Külliye’den temsilciler savcılık makamına otursaydı gerçekçi bir görüntü oluşurdu”.

BENİ TBMM’DEN ALKOYDUNUZ TEK BİR HARF BİLE KONUŞAMADIM

Tutuklu olduğu için Meclis’teki faaliyetlerinden alıkonulduğunu dile getiren Demirtaş, “Beni tutuklu yargılayarak, TBMM’deki faaliyetlerimden alıkoydunuz. Evimden kaçırıldığım 4 Kasım 2016’dan milletvekilliğimin seçimle bittiği 24 Haziran 2018 tarihine kadar TBMM Genel Kurulunda 205 birleşim, bin 197 oturum yapılmış. Bu zaman zarfında Genel Kurul bin 278 saat 34 dakika çalışmış. Milletvekilleri, tam 119 bin 412 sayfa konuşmuş. Ben ise tek bir harf bile konuşamamışım. Aynı dönemde, TBMM başkanı seçilmiş. Bütçe kanunu ve 45 Meclis Araştırması görüşülmüş. Mahkemenin aldığı hukuksuz kararlar nedeniyle, milletin oyuyla göreve gelmiş bir parlamenter ve partimin eş genel başkanı olarak, bu faaliyetlere katılamadım” dedi.

AKP’YE MEYDAN OKUDUĞUM BİR CÜMLEYİ ÜSTÜNÜZE ALINMIŞSINIZ

Demirtaş, “Mahkeme demiş ki, ‘Sanık 19 Nisan 2016 tarihli Meclis grup toplantısı konuşmasında, tek bir arkadaşım kendi ayağıyla ifade vermeye gitmeyecek, demesi karşısında, adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı…’ Bu yeni bir uygulama. AİHM’in çok sayıda kararında, tutukluluğun devamıyla ilgili ‘somut, ikna edici ve sanıkla doğrudan bağ kuran somut deliller olmadığı sürece tutuklu yargılanamaz’ denildiği için, mahkeme yeni bir şey icat etti. O konuşmamda çağrımız AKP’yeydi. ‘Bu iş tereyağından kıl çeker gibi olmayacak.’ Çünkü siz, dokunulmazlığımızı Anayasaya aykırı bir şekilde düzenlediniz, dokunulmazlığımız kalkmış sayılmaz. Bu nedenle biz ifade vermeye gitmeyeceğiz. Dolayısıyla yaptığınız şey, minareyi çalıp kılıfını hazırlamaktır. Ama tutmuyor. Üç buçuk yıl önce Meclis grup toplantısında söylediğim bir sözü, ilk defa olarak tutukluluğuma gerekçe yapmış olmak, usul hukukuyla açıklanamaz. Siyasi saiklerle açıklanabilir. AKP’ye meydan okuduğum bir cümleyi üstünüze alınmışsınız. Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi, üç buçuk yıl sonra böylesi bir konuşmayı neden üstüne alındı? Merak ediyorum” diye konuştu.

BU BANA HAKARETTİR KABUL ETMİYORUM

Partisinin grup toplantısında ifade vermeye gitmeyecekleri yönündeki açıklamasına ilişkin Demirtaş, şunları söyledi: “İfade vermeye gitmeyeceğiz, demişim. Kaçacağız mı demişim? ‘Bizi zorla getirirsiniz’ demişim. Yani zorla getirme kararı alırsınız demişim. Siz ne yaptınız? Tutukladınız. Peki gitmeyen milletvekillerinin tamamı tutuklandı mı? Hayır. Seçmece yapıldı. Tabii ki niye tutuklanmadılar demiyorum. Tutuklanan milletvekilleri seçilirken de yine siyasi saiklerle hareket edildi. Diğer milletvekili arkadaşlarım kendi istekleriyle ifade vermeye gitti mi peki? Hayır, gitmediler. Kararımızın arkasında durdular ve haklarında zorla getirme kararı çıktı. ‘Bırakılırsam kaçarım. Bırakılırsam savunma yapmam’ algısını neden yaratmak istiyorsunuz? Bu bana hakarettir, kabul etmiyorum”.

İSTİRHAM EDİYORUM, YAPMAYIN BÖYLE

Demirtaş, “kaçacağı” imasıyla tutukluluk gerekçesi yazıldığını söyleyerek, “Mahkemeniz, AKP’ye meydan okuduğum bir konuşmayı kendi üstüne alınarak ya ‘biz de AKP’liyiz’ demiştir ya da çarpıtmak istemiştir. Kabul etmiyorum. Tutukluluk kararı verecekseniz de böyle bir gerekçeyi yazmanızdan utanç duyacağımı belirtiyorum. Beni tahliye edip Yunanistan sınırının öbür tarafına bıraksanız ben kendim bu tarafa atlarım dedim. Çünkü burada konuşmam, hesap sormam gerekiyor. Bizi buraya attıranlardan hesap sormam gerekiyor. Siz duruşmadan vareste tutsanız beni, tahliye olmuşsam bile, her duruşmaya gelip burada çatır çatır, temsil ettiğim iradenin onurunu savunurum ben. Kabul etmiyorum. Hakaret olarak algılıyorum. [Tutukluluk gerekçesi olarak] Hiçbir şey yazmayabilirsiniz, umurumda değil ama kaçacağım şeklinde imalarda bulunarak tutukluluk gerekçesi yazmamalısınız. İstirham ediyorum. Yapmayın böyle” dedi.