• Emin Çölaşan Menzil’i yazdı: Bunlar devlet içinde devlet olmuş, devleti bile parsellemiş, karışanı görüşeni yok

    yazarı Emin Çölaşan,”Saygı Öztürk’ün son kitabı” adlı yazısında Menzil tarikatının Adıyaman ve ’deki örgütlenmelerini konu alan bir yazı yazdı.

    “Türkiye Cumhuriyeti’nde tarikatların ve şeyhlerin nasıl etkin duruma geldiğinin, bunun da ötesinde nasıl “devlet içinde devlet” olduklarının somut göstergesidir. ” diyen Çölaşan’ın yazısından bir bölüm şöyle;

    Sevgili okurlarım, bizim gazetenin Ankara temsilcisi olan Saygı Öztürk’ün yeni bir kitabı henüz çıktı:

    “Menzil. Bir Tarikatın İki Yüzü.” (Doğan Kitap.)

    Kitabı daha baskıya girmeden okudum, şaşırdım kaldım.

    Bunların iki ana karargâhı var. Biri Adıyaman’ın Kâhta ilçesinde, öbürü Eskişehir’in Sivrihisar ilçesinde.

    İkisinin şeyhleri amca çocukları ama kavgalı.

    Birbirlerini suçluyorlar.

    Gerek Kâhta’ya bağlı Menzil köyü, gerek Sivrihisar’a bağlı Buhara köyü, bunların iki ayrı merkezi…

    Ve ikisi de adeta modern bir kasaba gibi.

    İçlerinde binlerce mürit yaşıyor.

    Her şey bu iki şeyhe ait.

    Kâhta’dakinin holdingleri, televizyon kanalı, radyosu, hastanesi, yayınevi, vakıf ve dernekleri, Buhara’da yaşayanın
    ise büyük arazileri, binlerce büyük ve küçükbaş hayvanı var.

    Her ikisinde modern binalar, asfalt yollar, marketler, restoranlar, hediyelik eşya dükkanları, pastaneler, kebapçılar, bir sürü dükkanlar, yine şeyhlere ait müritlere kiralanan devre mülk konutlar var.

    Müritler geliyor, alışveriş yapıyor, şeyhe para kazandırıyor ve aynı kaptan hep birlikte çorba içip zikir yapıyor.

    Bunlar devlet içinde devlet olmuş, devleti bile parsellemiş, karışanı görüşeni yok.

    Örneğin Sağlık Bakanlığı büyük ölçüde bu tarikatın elinde.


    Kitapta bakanlığın menzilci önderlerinin isimlerini de göreceksiniz.

    21. yüzyıl Türkiye’sinde işte bunlar oluyor!

    İşin içinde çok büyük paralar dönüyor, vergi verip vermedikleri bilinmiyor.

    Saygı buralara gitti, şeyhlerle konuştu ve roman kıvamında bir belgesel kitap yazdı.

    Bu kitabı mutlaka okunanız gerektiğini düşünüyorum.

    Laik Cumhuriyet rejiminin nerelere sürüklendiğinin somut belgesidir.
    İnsan bunları öğrenince ister istemez “Vah Türkiye Cumhuriyeti vah” demek zorunda kalıyor.

    Saygı’nın kitaplarını ilk okuyanlardan biri sanırım ben olurum, zira onun kitaplarına önsöz yazmak benim görevimdir!

    Onun kadrolu ama maaşsız, Kızılay menfaatine çalışan önsöz yazarıyım!
    Önsöz yazmak için kitabı baskıya girmeden önce okuyacaksınız ki, ne yazacağınızı bilesiniz.

    Bu kitabın önsözü de benden!

    Üstelik bu son kitabın hazırlanmasına baştan sona tanık oldum. Adına Menzil denilen tarikatı incelemeye ve irdelemeye başlayan Saygı ile neredeyse her gün bu olayı konuştuk…

    Bu kez yine ilginç bir konu yakalamıştı.

    Olup biteni öğrendikçe şaşırdım.

    Doğrusunu isterseniz Menzil tarikatının böylesine yaygın ve örgütlenmiş olduğunu bilmezdim.

    Bu kitap, Türkiye Cumhuriyeti’nde tarikatların ve şeyhlerin nasıl etkin duruma geldiğinin, bunun da ötesinde nasıl “devlet içinde devlet” olduklarının somut göstergesidir.

    Evet, mutlaka okunması gerekir.

    Tümü belgeli ve adeta bir roman kıvamında.

    Saygı Öztürk’e “Ellerine sağlık” diyorum.

    Yazının tamamını okumak için tıklayın.