, ’te partisi tarafından düzenlenen töreninde konuştu.

’ü anlamak demek eğitimi bilmek demektir” diyen Kılıçdaroğlu, “Eğitime büyük önem vermiştir. Eğitim nasıl olmalı? Eğitim üretime dönük olmazsa eğitim değildir. Eğitimin üretime dönük olması lazım. Ne demek eğitimin üretime dönük? Sorgulayıcı eğitim demektir” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları şu şekilde:

“Borç alan emir alır. Bugün, son 17 yılda Londra’daki bir avuç tefeciye verdiğimiz faiz 140 milyar doları aşıyor. Yabancı sermayeye ödediğimiz faiz. 140 milyar dolarla siz yeni bir Türkiye inşa edersiniz.

Üretmekten Türkiye’yi kopardıkları için. Bir ülkeyi geriye götürmek istiyorsanız yapacağınız iş eğitim sistemini bozmaktır. Bozduğunuz anda o ülke geriye gider. Üretim sadece fabrikada üretim değildir. Sanat üreteceksiniz, bilimde üreteceksiniz, fabrikada, tarlada üreteceksiniz. Hizmette üreteceksiniz. Hayatın her alanında üreteceksiniz. Üretim güçlü olursa çok güçlü sanatçılarınız olur.

Hepimizin cep telefonları var ve bunları biz üretmiyoruz.
Yeni sınıflar ortaya çıktı. Türkiye’deki üniversiteler bütün bu hızlı gelişmelere ayak uyduruyor mu? Hayır. Sorunumuz bu. Mustafa Kemal’i anlasalardı bizim üniversitelerimiz en çok bilgi üreten üniversiteler olurdu. Anlasalardı, en güçlü devletlerden biri olurduk.

Atatürk sadece ’lilerin Atatürk’ü değildir. Dünyaya mal olmuş bir liderdir. 82 milyonun Atatürk’üdür. Çünkü onun felsefesi bütün zamanların felsefesidir. Çağdaş uygarlığı aşmak, yakalamak… Çağdaş uygarlık sürekli gelişen bir kavramdır.

Eğitimde sorgulayan bir eğitimi nasıl geliştireceğiz? Demokrasi içinde. Mustafa Kemal, o günün koşullarında demokrasiyi her ortamda savunmuştur. Bugünkü Meclis, o Meclis’in yanında sıfır. Yetkileri elinden alındı. Gazi Mustafa Kemal’e verilmeyen yetkiler bugün tek adama verilmiştir.

Yargı bağımsızlığına büyük önem vermiştir. Kendisini karşılamayan savcının yanına gidip kahvesini içmiştir, bu kadar saygı göstermiştir. Bugüne bakıyorsunuz, farklı bir şey var. Saray’dan alınan talimatlar var .

Mustafa Kemal’i anlamak hepimizin görevidir. Hukukun üstünlüğünü sağlamak hepimizin görevidir. Mustafa Kemal’i anlamak sosyal devleti anlamaktır. 1921 yılında ilk kurduğu kurum Çocuk Esirgeme’dir. Savaş meydanlarında binlerce şehit verilmiştir. Binlerce çocuk babasızdır. Mustafa Kemal hiçbir zaman gidip yurt dışında servet edinmemiştir.

Mustafa Kemal’i anlamak sıradan bir olay değildir. Bütün varlığını topluma armağan etmiştir. İş Bankası’nda hissesi vardır. CHP’ye oradan beş kuruş para gelmez. Türk Dil Kurumu’na ve Türk Tarih Kurumu’na eşit şekilde dağıtmakla CHP’yi görevlendirmiştir.

Mustafa Kemal sanata ve bilime de büyük önem vermiştir. İnanca büyük önem vermiştir. Mustafa Kemal ilk imam hatip okullarını kuranlardan birisidir.

Mustafa Kemal Osmanlı’nın borçlarını hiç reddetmemiş ve ödemiştir. O fakir ve genç Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı’nın borcunu son kuruşuna kadar ödemiştir. Gidip birilerine dilenmemiştir. Türkiye’ye mektup gönderen bütün devlet başkanları Mustafa Kemal’i övgüyle anmışlardır.

Mustafa Kemal, bu ulusun şanını ve şerefini hayatı pahasına her ortamda korumuştur. Millete ezdirmemiştir, birilerine kul köle yapmamıştır. Çiftçisine, sanayicisine, üniversite hocasına saygı göstermiştir. Devlette liyakat sisteminin ne olması gerektiğini anlatmıştır. Liyakatli insanların devlet yönetiminde olmasını istemiştir.

Bazı tuzu kurular söylerler. “Çok geç demokrasiye geçtik…” Hakkari’de seçim yapsak Ankara’ya günler sonra gelirdi. Hakkari’deki sandığın başında okuma yazma bilen yok…

Bu mirası içselleştirdiyseniz bu mirası korumak zorundasınız. Baskıya, sömürüye, haksızlığa karşı çıkacaksınız. Kadın ve erkek eşitliğini sağlayacaksınız. Kadının adı yok, yeri yok…

Cumhuriyet bizim için değerlidir. Cumhuriyeti şimdi demokrasiyle taçlandıracağız. Bizim gibi düşünmeyen insanların da düşüncelerini özgürce dile getirdikleri bir Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz. Mustafa Kemal’i anlamak için düşünce özgürlüğünün ne olduğunu bilmek gerekiyor.

Atatürk sıradan ve durağan bir kavram değildir. Bütün dünyanın saygı duyduğu liderdir. Her toplumun eksiği, yanlışı olabilir ama bütün mesele bilimin, ahlakın, adaletin, liyakaitn yolundan gitmektir. 

Düşünce özgürlüğüne önem verirseniz çok hızlı büyüdüğünüzü ve kalkındığınızı görürsünüz. Biz bilimsel anlamda da gerilerdeyiz. Hızla büyümek zorundayız. Dünya artık çok daha hızlı büyüyor.

Bilimdeki, teknolojideki hızlı gelişmeye ayak uydurmak zorundayız. Bunu yapacak bilim adamı kapasitemiz var. Önündeki en büyük engel politika. Farklı düşünüyor diye hapse atamazsınız.

Bir dönem bir kişi kalktı dedi ki, ‘dünya düz değil yuvarlaktır’ Aldılar mahkemeye götürdüler. Oysa bugün biliniyor ‘dünya yuvarlaktır’. Düşünceden korkmamak gerekir. Allah’ın bize verdiği en değerli şey düşünmektir, geleceği tasarlamaktır. Böyle bir yetenek başka canlıda yok. Farklı düşündü diye insanlar hapislere atılıyor. 21. yüzyıldayız…

İnanç ve kimlik siyasette tartışılmaz. Kim kendi anne ve babasını seçme özgürlüğüne sahip? O zaman kimlik nasıl tartışılır. Toplumu nasıl kutuplaştırırım, toplumu nasıl bana oy vermeye zorunlu kılarım anlayışıyla siyaset yapılıyor. 

Asla bağnaz bir düşüncenin tutsağı olmayacağız. Sorgulamak kadar değerli bir şey yok. İnsanın doğasında keşfetmek, soru sormak vardır. Eğitimle siz soru sormayı engelliyorsanız toplumu geriye taşırsınız. Bizim eğitim sistemimizin böyle bir sorunu var. Geleceği düşünmek ve planlamak, insanoğlunun yaptığı bir şeydir. Bunu kim için yapacaksınız, insanlık için mi bireysel çıkar için mi? Mustafa Kemal asla bireysel çıkarını düşünmedi.

Mustafa Kemal sıradan bir siyasetçi değildir. Sıradan bir asker de değildi. Batı dünyasını çok iyi bilen, o dünyanın nasıl geliştiğini gören ve Türkiye’nin nasıl geride kaldığını gören ve tanık olan bir liderdi. Bütün bu gelişmeleri görüp verdiği ulusal kurtuluş savaşından sonra verilen mücadelelerin sembolüdür. O nedenle bütün dünyanın saygı duyduğu bir lider haline gelmiştir.

Bütün çabası insanlık için olmuştur. Bağımsızlık mücadelesi vermiştir. Yedi düvele karşı savaşmak sıradan bir olay değildir.”