Gazeteci-yazar , Gümüşhane’nin ilçesinde iki yıl önce isimli çocuğun şaibeli bir şekilde yaşamını yitirmesini konu alan bir yazı kaleme aldı. Koru, “Bir çocuk intihar etmiş diyeler.. Bu konuyu 1,5 yıl gecikerek ele aldığım için mahçubum…” başlığı ile yazdığı yazıyı, kişisel internet sitesinde yayınladı.

“11 yaşında bir çocuk intihar etmiş olabilir mi?” diye soran Koru, “Bir süredir toplumu sarsacak boyutlara ulaşan intihar salgını çocuklara kadar bulaşmış mıdır gerçekten?” diye sordu.

Koru, yazısında Rabia Naz’ın intihar ettiğine inanan yargıdan ve siyaset alanından kişiler olduğunu belirtti.

Koru, yazısında şu ifadeleri kullandı:

“11 yaşında bir çocuk intihar etmiş olabilir mi?

Bir süredir toplumu sarsacak boyutlara ulaşan intihar salgını çocuklara kadar bulaşmış mıdır gerçekten?

Hiç sanmıyorum.

Ben sanmıyorum, ancak 11 yaşındaki Rabia Naz isimli İmam Hatip Ortaokulu öğrencisi kız çocuğunun intihar ettiğine inanan bir yargımız ve siyaset alanından kişiler var.

Çocuğun babası Benim kızım intihar etmiş olamaz’ inancıyla konuyu sürekli canlı tuttuğu için kamuoyu 1,5 yıldır olaydan haberdar; acılı baba ve ailesi kayıplarını kabul etseler Rabia’yla ilgili dosya şak diye kapanacak.

Kapandığında olayın cereyan ettiği /Eynesil’de -ve galiba Ankara’da da- her gün ‘Ya gerçek ortaya çıkarsatedirginliği yaşayan birileri de rahatlayacak.

’ denilerek dosyası kapatılanın basit bir vur-kaç olayı olduğuna inanıyor aile. Yolda yürüyen çocuğa bir aracın çarptığı, araç sürücüsünün çocuğu evin önüne kadar götürüp bıraktığı düşünülüyor. senaryosunun gerçek olması senaryo yazanların seçtikleri mekan açısından da mümkün değil. Rabia oradan düştü’ denilen yer ile kızın yaralı halde bulunduğu yer birbirine uzak. Kızın tırnağı arasından bir erkeğe ait olduğu anlaşılan DNA çıkmasının üzerine gidilmesi ve onun kime ait olduğunun araştırılması gerekmez miydi?

Yazarken bile içim titriyor.

Kim bilir ne zorluklarla büyüttüğünüz sevgili kız çocuğunuzun okuldan dönüşünü beklerken onu evinizin önünde yaralı halde buluyorsunuz. Doğru hastaneye. Tıbbi müdahaleyle hayata döndürülemiyor küçük kızınız. Ölüyor.

Baba ve ailenin diğer bireyleri, geçen yıl Nisan ayında meydana gelen olaydan sonra da üzerini örtmek isteyenler yüzünden, acılarını doğru dürüst yaşayamıyor olmalı.

Eynesil küçük bir kaza. Öyle yerleşim yerlerinde insanlar birbirlerine kol kanat gerer, yanlışlıkların üstünü örtmek büyük kentlerdeki kadar kolay olmaz. Ancak Rabia olayının dosyası acılı baba sussa veya ortadan çekilse hemen kapatılıverecek görüntüsünü veriyor. 

Önce olaya gizlilik kararı konarak medyada eşelenmesi engellenmek istendi. Gizlilik kararı kaldırıldıktan sonra, olayın ardından sıcağı sıcağına görgü tanıklığı yapan birinin, verdiği ifadeyi, ‘intihar’ iddiasını zora sokan mekan farklılığını ortadan kaldırmaya yarayacak biçimde değiştirdiği anlaşıldı.

Olaydan bir yıl sonra yapılan ifade değişikliği bile kuşkuları depreştiriyor.

Çocuğun İmam Hatip öğrencisi, babanın muhafazakar tanınan biri olmasının bile konunun üzerine daha dikkatle gidilmesini sağlamaya yaramadığı ortada. Sesi çıkması beklenenler dosyanın bir an önce kapatılmasını bekler görüntüsü veriyorlar.

Aile açısından ne kadar kahredici bir durum bu.

‘İntihar’ değilse ne olmuş olabilir?

Bu soruya ailenin verdiği bir cevap var ve o cevap olayın üzerindeki sis perdesini ve dosyanın neden bu kadar çabucak kapatılmak istenmesini de açıklıyor. 

O açıklama işin içine siyasi kişilikleri soktuğu için yerelden genele siyasi çevrelerden tepki çekiyor.

Bir senaryoya karşı bir başka senaryo o. ‘İntihar’ diyenlere karşı, aracın sürücüsünün bir siyasi kişiliğin akrabası olduğu senaryosu…

İlk senaryo mantıksız ikinci senaryo mantıklı görünse bile gerçeğin ne olduğu ancak konunun üzerine bütün yönleriyle gidildiğinde ortaya çıkabilir. İlle o iki senaryodan birini kabul etmek zorunda değiliz yani.

Fakat konu şimdiki haliyle kalırsa, Eylesin halkı hangisine inanırsa inansın, konu çoktandır ülke genelinin gündemine girdiği için, Türkiye halkı ikinci senaryonun gerçeği yansıttığına inanır hale geliyor.

Dosyayı bir an önce kapatmak isteyenler açısından esas bu durum sakıncalı.

Yapılması gereken, aileyi ve inanılması istenen senaryoyu kabule zorlananları tatmin edecek bir geniş soruşturmadır. Bu sebeple de Rabia’nın ölümünü araştırma dosyası yeniden açılmalı, ‘intihar’ dışındaki iddiaların geçerliliği de sorgulanmalıdır. 

Günümüz adli tıp teknolojisi gerçeği ortaya çıkaracak seviyededir.

Üzerinden uzun yıllar -40, bazen 50 yıl- geçmiş faili hala meçhul cinayetler bile, yeni teknoloji sayesinde, fail/ler/e kavuşturulabiliyor bugün; 1,5 yıl öncesine ait Rabia dosyasının öncelikle aileyi rahatlatacak kesinlikte bir sonuca ulaştırılması çok daha kolaydır.

İsmi de anılarak suçlanan araç sürücüsünün o sırada nerede olduğu cep telefonu kayıtlarından tespit edilebileceği gibi, eğer gerçekten çarpma olmuşsa, bunun araçta bırakmış olacağı zedelenmenin giderilmesi de yeni tanıkların bulunmasına yol açabilecektir. Eylesin’de kaç oto tamircisi vardır ki?

Üzerine gerçeği bulma amacıyla gidildiği anlaşılınca, olayın sessiz kalmış tanıklarının da ortaya çıkması beklenebilir.

İntihar etti’ denilmesi için kapınızın önüne bırakılan -ya da öyle olduğuna inandığınız- sizin çocuğunuz olsaydı ne yapacak idiyseniz, Rabia’nın ailesi de onu yapıyor işte.

[Bu son cümlemin muhatabı, ithamların odağındaki siyasi kimlikli kişilerdir.]

Rabia Naz dosyası yeniden açılmalıdır.”