2003’den 2012’ye kadar Türk öğrencilerin aldıkları puanlar tutarlı bir şekilde yükselmiş, fakat sıralamamız ilerleyememişti. 2015 sınavında ise tüm zamanların en kötü sonuçlarını almıştık ve hem puanlarımız hem de sıralamamız (sondan ikinciliğe) düşmüştü.

PISA (Programme for International Student Assessment), OECD tarafından üye ülkelerin eğitim politikalarını geliştirmek amacıyla uygulanan bir program. 2000 yılından bu yana üç yılda bir 15 yaşındaki öğrencilere, matematik, fen ve (kendi dillerinde) okuma alanlarında bir sınav veriliyor ve sınava giren tüm ülkelerin puanları kamuoyuyla paylaşılıyor. 2003’den 2012’ye kadar Türk öğrencilerin aldıkları puanlar tutarlı bir şekilde yükselmiş, fakat OECD sıralamamız ilerleyememişti. 2015 sınavında ise tüm zamanların en kötü sonuçlarını almıştık ve hem puanlarımız hem de sıralamamız (sondan ikinciliğe) düşmüştü. 2018 sınavının özet sonuçları 3 Aralık 2019’da açıklandı; detaylar ilerleyen günlerde paylaşılacak.

Eleştireni eksik olmamakla birlikte, PISA son yirmi yılda ülkeler arası eğitim çıktılarında kaliteyi, eşitsizliği ve verimliliği ölçme (dolayısıyla eğitim reformlarına yön verme) konusunda en değerli araçlardan birisi oldu denilebilir. Bunun sonucu olarak 2018 PISA sınavına sadece 36 OECD ülkesi değil, dünyanın her yanından tam 79 ülke dahil oldu. 2018 PISA sınavında önce her ülkeden coğrafi dağılım (iller), yerleşim merkezleri (şehir, kasaba, köy), ve lise türleri göz önünde bulundurularak ülkenin eğitim sistemini temsil eden en az 150 okul seçildi. Sonra her okuldan rassal olarak seçilen 40 civarında öğrenci sınava alındı. Her PISA sınavında 3 daldan birisi daha detaylı değerlendiriliyor; 2018’de bu dal okuma oldu.

Türkiye’nin puan ve sıralamalarına gelmeden önce özet rapordaki bazı ilginç noktalara değinmek istiyorum.

EĞİTİM ZOR İŞ

Sınavı alan öğrencilerin temsil ettiği 79 ülkeden 10 milyon kişilik bir grup temel okuryazarlık becerilerinden yoksun! OECD ülkelerinin eğitime ayırdığı bütçe zaman içinde artmış olmakla birlikte sınav sonuçlarında pek bir değişiklik yok.

EN TEMEL GÖSTERGE

Bir öğrencinin aldığı eğitim kalitesinin en temel göstergesi öğrencinin sosyo-ekonomik durumu. En avantajlı %10’luk grup ile en dezavantajlı %10’luk grup arasında okuma sınavında 141 puanlık bir fark var-ki bu aşağı yukarı 3 yıllık bir eğitime karşılık geliyor.

DEZAVANTAJ KADER DEĞİL

OECD ülkelerinde her 10 dezavantajlı öğrenciden birisi okuma sınavında ülkesindeki en başarılı %25’lik dilime girmeyi başardı. Gelişmekte olan ülkelerin bazılarında ise göçmen/mülteci öğrencilerin neredeyse üçte biri en başarılı %25’lik dilime girebildi. Bu başarılar tesadüfi değil-aile desteği, olumlu okul iklimi, ve öğrencinin gelişebileceğine inanması önemli roller oynuyorlar.

Ülkeler için de…

Öğrenci başına Katar’ın harcadığının beşte birini harcayan Estonya, okuma sınavında Katar’dan 116 puan fazla alabildi. 2015 sınavında da Vietnam çok düşük bir gelir ile çok iyi puanlar alarak dikkat çekmişti. Dezavantajlı ülkeler başarılı eğitim sistemleri oluşturabiliyorlar, zengin ülkeler için de eğitimde başarı garanti değil.

EN BÜYÜK SÜRPRİZ

Sınavda açık ara ile en iyi skorları alan öğrenciler ortalama geliri OECD’nin ortalama gelirinin epey altında olan dördü Çin eyaletindekiler (Beijing, Shanghai, Jiangsu ve Zhejiang). Bu eyaletler Çin’in tamamını temsil etmekten uzak, fakat toplam nüfusları 180 Milyon! Bu eyaletlerin öğrencilerinin en başarısız %10’undakiler okuma sınavında OECD’nin ortalama öğrencilerinden daha iyi sonuçlar aldı. Çin’in geleceği emin ellerde görünüyor!

EĞİTİM GELİŞTİRİYOR

Singapur eğitim ile gelişmeye güzel bir örnek. 55-65 yaş grubundaki Singapurluların sadece %17’si yetişkin okuryazarlık testinde üçüncü seviyeye çıkabilirken, bu oran 16-24 yaş grubunda %63’e çıkmış. 2018 PISA okuma sınavında ise Singapur Çin’in 4 eyaletine yaklaşabilen tek ülke. Görünen o ki, Singapur son dönemdeki hızlı gelişimini eğitime borçlu ve geleceği parlak.

YENİ FİNLANDİYA

OECD ülkeleri arasında bir numara artık Estonya! Bu küçük Baltık ülkesinin başarısını daha da önemli kılan faktör ise öğrenci başı harcamalarının OECD ortalamasının %30 altında olması. Anlaşılan Estonya eğitimde kaynaklarını akıllı harcamanın yolunu keşfetmiş. Belki artık ülkemizdeki eğitim kongrelerinde daha çok Estonyalı görürüz.

CİNSİYET FARKLILIKLARI

Okuma sınavında kızlar erkeklere ortalama 30 puanlık bir fark atmış iken matematik sınavında erkekler 5 puan kadar daha başarılı olmuş. 3 Arap ülkesinde (Katar, Suudi Arabistan ve BAE) kızlar hem okumada 50 puan hem de matematikte 15 puan önde görünüyorlar. Öte yandan Güney Amerika ülkelerinde kızların okumadaki üstünlüğü 10 puana kadar düşüyor ve matematikteki açık 20 puana kadar çıkıyor.

YÜKSEK KORELASYON

OECD ülkelerinin üç sınavda aldıkları puanlar arasındaki korelasyon yüksek. Okuma-Matematik korelasyonu 0.81, Okuma-Fen korelasyonu 0.93, Matematik-Fen korelasyonu ise 0.89. Tahmin edilebileceği gibi eğitim bir bütün ve derslerdeki başarılar yakından ilişkili.

SINAV SONUÇLARI

PISA sınav sonuçları 6 seviyede gruplandırılıyorlar. Sınavda her seviyeye hitap eden sorular var. Örneğin okuma sınavında 699 puan ve üzeri en üst düzey olan 6. seviyeyi oluşturuyor, 626-699 arası 5. seviye, 553-626 arası 4. seviye, 480-553 arası 3. seviye, 407-480 arası 2. seviye, ve 407’nin altı 1. seviyeyi oluşturuyor. Temel okuryazarlık seviyesi olan 1. seviye de 4 alt seviyeye bölünmüş (1a, 1b, 1c, ve altı). Öğrenciler sınav sonuçlarına göre bu 6 seviyeden birisine yerleşiyorlar. Ülke ortalamaları ise genellikle 1, 2, 3, veya 4. seviyede olabiliyor.

OKUMA SINAVI

Okuma sınavında, sadece Çin’in 4 eyaleti 590 puan ile açık arayla birinci (ve ortalamada 4. seviyeye ulaşabilen tek katılımcı). 23’ü OECD ülkesi olmak üzere toplam 27 ülke 3. seviyede. 12’si OECD ülkesi olmak üzere 31 katılımcı ise 2. seviyede yer almış. 18 ülke ise 1. seviyede kalmış. Sıralamanın en sonunda 340 puanlı Filipinler bulunuyor. Türkiye okuma sınavında 466 puan almış. Genel sıralamada okuma sınavına katılan 78 ülke arasında 36. sırada, 36 OECD ülkesi arasında ise (Slovak Cumhuriyeti, Yunanistan, Şili ve Meksika’dan daha yüksek puan ile) 32. sırada. Kanımca bu sıralamalardan daha önemli olan bizim performansımızın zaman içinde nasıl değiştiği. Bu sınavdaki performansımız 2015 sınavına kıyasla epey ilerlemiş (2015’de 428 puan almıştık), ve 2012 seviyesine yaklaşmışız (475 puan). Gönül çok daha yukarılarda olmamızı ister ama ben 2018 sonucunu tatminkar buldum; doğru yönde bir adım atmışız.

MATEMATİK SINAVI

Matematik sınavında, Çin’in 4 eyaleti (591 puan), Singapur, Macao ve Hong Kong 4. seviyeye ulaşmayı başarmış. Uzak Doğu’nun matematikte ezici bir üstünlüğü var. 27’si OECD ülkesi olan 29 ülke 3. seviyede. 7’si OECD ülkesi olan 22 ülke ise 2. seviyeye yerleşmiş. 20 ülke 1. seviyede, ve 3 ülke 1. seviyenin en alt seviyesine yerleşmiş. En alttaki Dominik Cumhuriyeti’nin 325 puanı var. Türkiye matematik sınavında 454 puan alarak 79 ülke arasında 42. sıraya, ve 36 OECD ülkesi arasında ise 33. sıraya yerleşmiş (Yunanistan, Şili ve Meksika’nın üzerinde). 2015 sınavındaki performansımızı 34 puan yükseltmişiz, ve tüm zamanların en iyi matematik puanını almışız. Sıralamadaki yerimizden memnun olmasak da bu sonucu gelecek için ümit verici buluyorum. Öte yandan OECD ortalamasına en uzak olduğumuz alan Matematik—ortalamanın 35 puan altında kalmışız. (Diğer iki sınavda bu fark 21 puan.)

FEN SINAVI

Fen’de yine sadece Çin’in 4 eyaleti (590 ortalama puan ile) 4. seviyeye ulaşabilmiş. 24’ü OECD ülkesi olmak üzere 28 ülke 3. seviyede. Kalan tüm OECD ülkeleri ile birlikte 34 ülke ise 2. seviyede. Son 15 ülke ise 1. seviyede ve sonuncu ülkenin 336 puanı var. Türkiye göreceli olarak en iyi performansını Fen sınavında göstermiş. Toplamda 42., OECD’de ise 30. sırada (İtalya, Slovak Cumhuriyeti, İsrail, Yunanistan, Şili, ve Meksika’nın önünde).

Sonuçta…

Üç sınavda da OECD ortalamasının epey altında kalmış ve her sınavda ancak 2. seviyeye çıkabilmiş olmakla birlikte, Türkiye geçmişe kıyasla 2018 PISA sınavında epey iyi bir performans göstermiş; tüm zamanların en iyi puan ve sıralamalarına ulaşmışız. Gidecek çok yolumuz var ama bu özet sonuçlar ümit verici görünüyor. Daha fazla detay için detaylı raporları bekleyeceğiz.

TÜRKİYE İÇİN DİĞER KAYDA DEĞER SONUÇLAR

• Okullar arası okuma puanı farklılıklarında OECD’de 7. sıradayız, fakat okul-içi farklılıklarda OECD ortalamasının çok altındayız. Kanımca bunun nedeni ülkemizdeki merkezi yerleştirme sistemi. Sıralamalarda yukarıda olan ülkelerde (örneğin Estonya, Finlandiya, Kanada) ise durum bunun tam tersi—yani okullar arasında pek fark yok ama okul içi farklılık yüksek. Bu ülkelerde öğrenciler kendilerine en yakın okullara gidiyorlar. Böylelikle her okulda öğrenci performanslarının değişkenliği yüksek olabiliyor iken, okullar arasında ortalama performansta pek fark oluşmuyor.

• Haftalık ders saati ile okuma sınavı performansı karşılaştırmasında, OECD ortalaması 44 saat ve 487 puan iken Türkiye 51 saat ile 466 puan almış—daha fazla zaman ile daha düşük performans. Bu karşılaştırmada bana en ilginç gelen ülkeler 58 saat ile ancak 430 puan çıkarabilen Birleşik Arap Emirlikleri ile 36 saat ile 520 puan çıkarmayı başaran Finlandiya.
• Müdürler ile yapılan anketlere göre dezavantajlı okullar ile avantajlı okullar arasındaki kaynak farklarının en yüksek olduğu iki OECD ülkesinden birisiyiz. Bu da okullar arası performans farkını büyüten bir faktör.
• Avantajlı okullarda yüksek lisans veya doktoraya sahip öğretmen oranında OECD ortalaması %48 iken Türkiye’de bu oran %12.
• Türkiye’de kızlar okumada 25 puan önde, Matematikte ise 5 puan geride—yani cinsiyet eşitsizlikleri ülkemizde nisbeten az.
• Çalışmada göçmen öğrenciler ile göçmen olmayan öğrencilerin okuma performansları da kıyaslanmış. Tahmin edilebileceği gibi birçok ülkede göçmenlerin puanları daha düşük, fakat bazı ülkeler göçmenleri eğitim sistemine iyi entegre edebiliyorlar (örneğin Kanada).

Ülkemizdeki göçmen (mülteci) öğrenci sayısını düşününce, çalışmanın bu kısmına Türkiye’nin dahil olmamasını şaşırtıcı buldum. 2015-16 eğitim yılında ülkemizde çoğu Geçici Eğitim Merkezlerinde eğitim alan 175,000 Suriyeli ilkokul öğrencisi vardı ve bunların önemli bir kısmı 2018’de PISA yaşına gelmiş olmalılar. Belki de Suriyeli mülteci gençlerin büyük çoğunluğu daha eğitim sistemimize entegre olamadıklarından bu PISA sınavına dahil edilmediler.

•2003 ile 2018 arasında Türkiye’de 15 yaş okullaşma oranı iki misline çıkmış (%36’dan %73’e). Eğitimin hedeflerinden birisi okullaşmayı artırmaktır ve bu alanda (hala gidecek epey yolumuz olmasına rağmen) başarılı olmuşuz. Okullaşma oranını artırırken PISA puanlarını yükseltmek zor çünkü eğitim sistemine yeni dahil edilenlerin büyük çoğunluğu akademik başarısı genelde daha düşük olan dezavantajlı gençler. Dolayısıyla, iki misline çıkan okullaşmaya rağmen 2003 ile 2018 arasında PISA puanlarımızın yükselmiş olmasını (ortalama 30 puan) ben ümit verici buluyorum.

OECD ülkelerinin 2018 PISA sınavında aldıkları puanlar
(Ülkeler 3 sınavın ortalamasına göre sıralanmıştır.)