• İlahiyatçı Cemil Kılıç: Bazı çevrelerin şeri İslam devleti kurma arzusu var

    İlahiyatçı Cemil Kılıç, bazı çevrelerin Sünni İslam fıkhını refere ederek ulaşmak istediği siyasi bir sistem olduğunu kaydeden Kılıç, “Tırnak içinde ifade edeyim, şeri bir İslam devleti kurmak veya devleti o tarafa doğru dönüştürmek arzusunun olduğu anlaşılıyor” ifadelerini kullandı.

    Cumhuriyet’ten İpek Özbey’in haberine göre, geçtiğimiz günlerde Resmi Gazete’de yayımlanan denetçileri için belirlenen etik kurallar, fıkhi hükümlere bağlanmasını değerlendiren Cemil Kılıç, bugün esas alınan İslam’ın egemenler lehine yorumlanmış İslam olduğunu ve buna ‘Emevi şeriatı’ dediklerini belirtti. Aynı külliyattan Vahhabilerin, Selefilerin hatta IŞİD’in de beslendiğini kaydeden Kılıç şunları söyledi:

    “Bir kısım çevrelerin ulaşmak istediği bir?siyasi sistem var. Bu siyasi sistemi, Sünni İslam fıkhını refere ederek inşa etmek istiyorlar. Sünniliğin dört fıkhi ekolü var: Hanefilik, Şafilik, Malikilik, Hanebelilik.?Bunların içinden güncel anlamda Vahhabiliğin ve Selefiliğin öne çıktığını görüyoruz, çünkü Vahabilik ve Selefilik de aslında bu Sünni İslam fıkhından neşet eder. Her ne kadar Selefilik daha evvelki dönemi ifade ediyor gibi anlatılsa da o da bu külliyattan beslenir. Malum çevrelerin birtakım çalışmaları, uygulamaları bize bunu anlatıyor. Tırnak içinde ifade edeyim, şeri bir İslam devleti kurmak veya devleti o tarafa doğru dönüştürmek arzusunun olduğu anlaşılıyor.

    Son yayımlanan Resmi Gazete’deki konular da aslında biraz deştiğinizde egemen Sünni İslam fıkhındaki bazı hükümlere dayanıyor. Egemen din anlayışında transandantal bir Tanrı mevhumu hâkim. Bunlar kendilerini uzaklardaki Allah’ın yakınlardaki temsilcisi gibi addediyor. Zaman zaman İslam tarihinde görmüşüzdür; sultanlar, halifeler, yönetici kesim, kendisini Allah’ın yeryüzündeki gölgesi olarak nitelendirir. Bu Emevilerin İslam yorumunu ve Tanrı tasavvurunu yansıtır. İslamdaki tek Tanrı tasavvuru bu değildir. Bir de evrende, varlıkta, insanda mündemiç bir Tanrı tasavvuru vardır. Biz o tasavvuru savunduğumuz için diğerini Kuran’dan onay almayan bir sapkınlık olarak nitelendiriyoruz. Bu, Kuran’a rağmen Kurancılık, İslama rağmen İslamcılıktır. Bize göre bu, İslama ihanettir” ifadelerini kullandı.

    Anaokullarında çocuklara din eğitimi verilmesini değerlendiren Kılıç, “Rüşt çağından önce çocuklara herhangi bir dini eğitim verilmesi Kuran’a ve İslama aykırıdır. Kuran ve İslam fıtratı esas alır. Bugünkü din anlayışında fıtrata karşı bir duruş var. İnsan doğasını temel aldığımızda anaokulundaki bir çocuğun Allah, melek, ahiret inancı gibi soyut kavramları anlaması mümkün değil. Dolayısıyla çocuğun fıtratına aykırıdır bu. Fıtrata aykırı uygulama İslama aykırıdır. Anaokulundaki ve ilkokuldaki çocuklara din eğitimi vermek, onları ileride ulaşmaları arzulanan tahkiki imandan çekip alır” dedi

    Diyanet’in Cumhuriyet devrimleriyle mücadele eden bir kuruma dönüştürülmeye çalışıldığını belirten Kılıç, “Bu kurumun içerisinden çıktı Fethullah Gülenler, Cemalettin Kaplanlar, Timurtaş Uçarlar… Bugün bazı cemaat ve tarikat liderleri Diyanet’ten maaş alır” dedi. Kılıç sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Kamuoyu bilmez. Bazıları Diyanet’in memurudur. Fethullah Gülen vaizdi, maaş alıyordu. Bugün de bazı cemaat ve tarikat liderleri Diyanet’ten maaş alan devlet memurudur. Diyanet kuruluş amaçlarından saptı. Bu parayı nereye harcıyorlar, sayıştay raporları ne diyor, incelemek lazım. Bir bakıyoruz Türkiye, yurtdışında 103 cami yapmış. Cibuti’de bile cami yaptılar. Açılışına uçak tutup gittiler, 700 bin küsur verdiler. Ben, Gaziosmanpaşa’da oturuyorum, komşum Roman vatandaş, evinin damı akıyor, üzerinden yağmur yağıyor, devlet onun evini yapmıyor Cibuti’de cami açıyor. Her önlerinden geçişimde içim sızlıyor. Diyecekler ki, “İçin sızlıyorsa sen yardım et”… Ben de aynı durumdayım, ben de yoksul bir kimseyim.”