• Ekrem İmamoğlu “Kanal İstanbul”u 15 maddede anlattı: Bölgede en büyük araziye sahip olan ilk üç şirket Araplara ait

    Kanal İstanbul Projesi ile ilgili açıklamalarda bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Kanal İstanbul bir ihanet projesi değil, bir cinayet projesidir” dedi. İmamoğlu, projenin iptal edilmesi için İstanbulluları ilgilendiren sebepleri 15 maddede anlattı.

    İmamoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

    “16 milyonun seçilmiş temsilcisi olarak, seçilmiş tek kamu otoritesi olarak kuşkularımızı, bilimsel gerçekleri ve itirazlarımızı anlatmak adına buraya davet ettim. Ortaya koyacağım nedenler şahsi nedenlerim değildir. Siyasi bir amacı yoktur. Çocuklarımız için, torunlarımız için geleceği tehlikeye atan bir riskle karşı karşıyayız.

    “CİNAYET PROJESİ”

    Kanal İstanbul bir ihanet projesi değil, bir cinayet projesidir. 82 milyonun güvenliğine yönelik bir felaket projesidir. Kimlere ne söz verilmiş olursa olsun derhal vazgeçilmelidir. 15 tehdidi, 15 madde olarak anlatmaya çalışacağım.

    “EN BÜYÜK TEHLİKE TERKOS GÖLÜ’NE KARIŞACAK TUZLU SU”

    Sazlıdere Barajı da devre dışı kalacak. İstanbul’un büyük bir bölümü susuz kalır. Yeraltı su kaynaklarımız da yok olacak. En büyük tehlike Terkos Gölü’ne karışacak tuzlu su. Tüm yeraltı sularına ve Terkos Gölü’ne tuzlu suyun karışacağı aşikar. 11 km mesafeden Kuzey Anadolu Fay Hattı, Çınarcık Fay hattı geçiyor. Büyük bir tehdit.

    Sayın Cumhurbaşkanının animasyonla izlettiği kanalın etrafında dev gökdelenler dizilmişler. Kim tasarlamış. Ve kimisi o binalara güzel der kimisi de doğaya yeşile güzel der. 1 milyon diyorsa siz 2 milyon olarak altını çizin.

    “ÇED RAPORU YAPILAŞMA OLMAYACAK GİBİ HAZIRLANMIŞ”

    Yayınlanan ÇED raporunda yapılaşmaya dair bilgi yok. Kimi kandırıyorsunuz. Rapor sanki bölge imara açılmayacak, hiçbir şey yok. Sanki bölgede yapılaşma olmayacakmış gibi hazırlanmış. Buradaki yapı duvarı İstanbul’u ısı odasına dönecek. Bunları bilim insanları söylüyor. Çocuklarımı ve torunlarımı düşünerek bir vatandaş olarak söylüyorum.

    1- Kanal İstanbul projesiyle 2 milyon metrekare orman alanı 45 km uzunluğunda 136 milyon metrekarelik tarım alanı sonsuza dek ortadan kaldırılacak. Geleceğe ne bıraktığımız konuşulacak. Bu ülkede nefes almadan, beslenemeden milyonlarca insan nasıl yaşayacak? Nasıl tutkuluyuz o iki ağaca, aileleri besleyen değerli ormanlara. Onun için feryad ediyoruz. Bunları bilim söylüyor, ben değil.

    DEPREM RİSKİ TETİKLENEBİLİR

    2- Kanal İstanbul demek kesinlikle deprem riskini tetiklemek demek. Deprem en önemli konulardan biri. Deprem gibi bir tehlike dururken, milyonlarca insanın can kaybı kapıda beklerken bu kanalı konuşmak bile cinayet. İstanbul var oldukça var olmaya devam edecek bir sorundur. Binlerce yıldır var, car olacaktır. Öyle raporlara öyle gecelik değişiklikler yapılıyor ki fay hattı da değişti diyebilir. 120 yıllık veri incelendiğinde kanal güzergâhı boyunca yapılacak yapılaşma İstanbullu için büyük bir risk taşıyor. Zemin yapısı ne yazık ki heyelanlara çok müsait. Pek çok geometrik sorun söz konusu. Proje 1., 2. ve 3. deprem bölgelerinde kalıyor. 11 km mesafeden de Kuzey Anadolu Fay Hattı geçiyor. Bilin insanları Kanal İstanbul projesinin yeraltı ve yer üstü gerilmelerini ortaya çıkaracağını söylüyor.Plana göre kanalın Marmara girişi olan Avcılar Deniz Köşkleri 631 bin metrekarelik denize dolgu ile konteyner alanı yapılacak. Olası İstanbul depreminin 6 metre yüksekliğinde dalgalar yaratacağı söyleniyor. Bilim insanları hepimizi ikaz ediyor. Akıldan ve bilimden uzaklaşan herkese Allah akıl versin. Göz göze göze kendi elimizle, kendi bütçemizle niye felakete davetiye çıkarıyoruz? Neden bilimi, aklı kendinizden uzak tutuyoruz?

    “SU KAYNAKLARIMIZI KURUTACAKSINIZ”

    3- Kanal İstanbul demek İstanbul’un doğasını sonsuza kadar katletmek demek. Hem de katrilyonlar harcayarak katletmek demek. Milli ve stratejik su kaynaklarımızı kurutacaksınız. Milyonlarca İstanbulluyu susuz bırakacaksınız. Peki çevreye nasıl zarar vereceksiniz? Sayın Cumhurbaşkanı’nın izlettiği animasyonda Kanal’ın etrafında katını sayamadığımız gökdelenler sıra sıra dizilmişler. Meclis’te tek bir konut yok diyenler oldu. Kendi raporlarını bakan 500 bin kişilik akıllı şehirden bahsetti. Şuan milyonlar akılsız şehirde yaşıyor. Kimisi o güzel tarım alanlarına bakar güzel der kimi de gökdelenlere bakıp güzel der. Donatılar gelecekmiş. Yav yine beton, yine beton, yine rant. 1.5 bin diyorsa biz onun altını 2 milyonla çizin. ÇED raporunda yapılaşma hiç yok. Kimi aldatıyorsunuz? Bu yapıların ne tür çevresel sorunlara var olacağı sorusuna ÇED asla cevap vermiyor. Bir aldanma geleneğimiz olabilir ama milleti aldatamazsınız, biz buradayız. Sanki bölgede yapılaşma olmayacakmış gibi bir rapor hazırlamışlar.

    TARİH YOK OLACAK

    4- Kanal İstanbul demek, tarihi yok etmek demek. Kaybettiklerimiz burda. Boğaz’daki tarihi dokunun korunmasını sağlayacakmış. ÇED raporunda iddia edildiği gibi bir Boğaz trafiği artışı yok. Aksine son 10 yılında azalma var. Küçükçekmece kıyısındaki antik kent olsun,Yarımburgaz mağaraları ve daha nice kalıntılar bu proje tarafından yutulup yok edilecek. Zannediyor musunuz ki kadim
    İstanbul tarifi nasıl oluyor sanıyorsunuz. İşte böyle oluyor. İhanete fırsat tanımayacağız.

    110 MİLYONLUK VERGİ YÜKÜ

    5- Kanal İstanbul demek 82 milyonun sırtına en az 110 milyon liralık vergi bindirmek demektir. Ben onu ikiyle çarparım, yanılmam. Bedeli ödenemyecek felaketler başlar. Şimdi kanalın millete maliyeti yok dedikleri projelerin nasıl yük olduğunu görüyoruz. Gerekirse öderiz edebiyatını gördük. 82 milyon insan olarak bal gibi ödüyoruz. Fazla değil dört beş şirkete ödüyoruz bunları.

    6- Kanal İstanbul demek İstanbul Belediyesi’nin sırtına yük yüklemek demek. Mevcutta yürüyen işlerimiz bile yarım kalacak. İSKİ verilerine göre en az 11 milyon lirayla yeni arıtma sistemi yapılması gerekmekte. İBB’nin sadece iki kurumuna bile milyarlarca maliyet çıkıyor. Projenin sadece İBB’ye maliyeti kat trilyonlarla ifade edilir biçimde. Projenin protokolünden çekilirken her bir insanın yükten kurtulması için düşündük.

    “KANAL İSTANBUL GELİR RÜYASI DEMEK”

    7- Kanal İstanbul demek gelir rüyası görmek demek. Diğer ülkeleri para kazandı Türkiye’nin kazanmasını istemiyorsunuz diyebilirler. Panama Kanalı dediğiniz şey gemilerin yolunu 13 bin km kısaltıyor. Süveyş Kanalı Akdeniz ve Kızıldeniz üzerinden Hint Okyanusu’nu birbirine bağlıyor. Ortalama 6 bin km yolunu kısaltıyor. Gemilerin o yüzden iki kanala para ödeyerek o kanallardan geçiş yapıyor. Kanal İstanbul’da gemiler için tasarruf söz konusu değil ki. Aynı mesafe. Akıntı nedeniyle Marmara’dan Karadeniz’e geçiş 3-4 saat sürecek. geçmek varken boğazdan, neden Kanal İstanbul’dan geçsin? Montrö üzerinden uydurulmaya çalışılan konuya da ayrıca değineceğim

    TRAFİK SORUNU İKİ KAT PERİŞAN EDECEK

    8- Kanal İstanbul demek trafikte iki kat perişan etmek demek. İstanbul’un bu büyük tasarımlarında böyle bir plan yok. Böyle bir hazırlıksızlık. Bundan dolayı trafiğe olan etkisini kestirmek bile mümkün olmuyor. Daha yeni yapılan 3. köprünün yolundan, TEM’de o viyadüklerin geçişleri, ben bu sektörü bilen insan olarak hayal bile etmek istemiyorum. Kanal nedeniyle kopacak sonra köprüler ile tamamlanmaya çalışılacak yeni yollar. Yeni bağlantı köprülerine duyacak. Çizgi film çizmek kolay dedim, çizgi film ile bu işleri tasarlayıp milletin önüne koymak kolay dedik. O çizilen köprüler TEM ve E5 sık sık trafiğe kapılacak. Büyük çile halen planlanmış olan Mahmutbey, Esenyurt gibi metro hatlarını da derinden etkiliyor. Başakşehir’in bir bölümünde ve o bölgede yaklaşık 3.5 milyon insan yaşıyor.Yalnızca karayolu değil havada da aynı şey. Ben demiyorum bunu. Raporlar diyor her ne kadar talimatla sehven denilse de . Diyorum ya talimatla fay hattının da yerini değiştirirler.

    50 YILLIK HAFRİYAT

    9- Kanal İstanbul demek 50 yıllık hafriyat demek. Projeyi yapmak için ortaya çıkacak hafriyat miktarı muamma. Kanal inşaatından çıkacak hafriyatın 2 milyar metreküpe ulaşması bekleniyor. İstanbul’un yıllık miktarı 40 milyon. 2 milyar nere 40 milyon nere. Bu hafriyatı denize dökmekten başka . Çıkan hafriyat Güngören, Bağcılar, Esenler’in 30 metre dolduğunu düşünsünler. Bu kadar büyük bir faciadan bahsediyoruz. İstanbul trafiğine 10 bin hafriyat kamyonu eklenecek. Bu proje 50 yıllık İstanbul hafriyatı demek.

    1.2 MİLYONLUK YENİ NÜFUS

    10- Kanal İstanbul demek, İstanbul’a 1.2 milyonluk yeni nüfus demek. Milleti ve bilimi dinlediğinizde rahat edersiniz. Altı tane Beşiktaş büyüklüğü demek. İstanbul şuan depremle ilgili sorunlarını çözmeye çalışıyor. Kaynakla siz bu şehrin trafik sorununu çözmek yerine neden yeni sorunları bu kente taşıma çabasındasınız.

    “8 MİLYONU ADAYA HAPSETMEK DEMEK”

    11- Kanal İstanbul demek 8 milyonlu bir ada yaratıp oraya hapsetmek. Bu akıl dışı proje ülkenin deprem riski en yüksek yerine insanları hapsediyor. Vatandaşlarımızn canını nasıl koruyacaksınız? Bu proje hem vatandaşların güvenliği için stratejik bir ihanet projesidir. Milyonlarca insanı tehlikeye atmamızı bizden nasıl bekliyorsunuz.

    MONTRÖ SÖZLEŞMESİ

    12- Kanal İstanbul demek Montrö rüyası görmek demektir. Biz bu dünyanın barışa dönük teminatıyız. Böylece ihlal ediyoruz. Montrö Sözleşmesi anlatıldığı gibi kötü bir sözleşme değildir. Montrö sayesinde neredeyse 90 senedir Karadeniz barış denizidir. Koruyucudur ve bağlayıcıdır. Montrö’nün ikinci maddesine ve diğer anlaşmalara göre Türkiye boğazlarından ticari geçişi engelleyemezsiniz.

    KARADENİZ’İN BALIKLARI YOK OLACAK

    13- Kanal İstanbul demek Karadeniz’in balıklarını yok etmek demektir. Canlı yaşamının yok olmasını engellemeliyiz. Bu risk sadece İstanbulluları ilgilendirmiyor.82 milyonu ilgilendiriyor. Kanalın inşasıyla suyun dengesi bozulacak. Az oksijenli su Marmara’yı kaplayacak. Kanaldaki akıntı sebebiyle Küçükçekmece’nin dip çamuru akacak. Tüm Marmara’dan milyonlarca insan derin etkilenecek.

    MEZARLIKLAR NAKLEDİLECEK

    14- Kanal İstanbul demek maneviyatı yok etmek demek. Proje alanında kalan mezarlıklar nakledilmek zorunda kalacak. Ölüye bile rahat vermiyorsunuz. Binlerce mezarlığın taşınma zorunda kalma ihtimali çok yüksek. Yapmayın bu zulmü yazıktır.

    MİLLETİ DEĞİL KENDİNİ SEVMEK DEMEK

    15- Kanal İstanbul demek bu milleti sevmemek demektir. Kendini sevmek demektir. Bende 82 milyon insanıma bakıp hayranlık duyuyorum. Kamu adına iş yapanlar çevreyi tabiatı, kültürü korumayı gerektirir. Milleti seven siyasetçinin görevi vatandaşını korumaktır. Fabrika kurup ekmek sunma imkanı varken, çocuklar yeteri kadar beslenemezken bizim önceliğimiz Kanal İstanbul olamaz. Kentimiz yaşanmaz olacak. Çözülemez sorunlar yaratacak. Birileri para kazanacak diye her şeyin yok edilmesine izin vermeyeceğiz.

    Özetle, bu projenin her yönü ihanet, felaket ve cinayet projesidir. Gerçekten ya Kanal ya İstanbul. Bu projeyle tüm okulları sıfırdan yaparsınız. Deprem riskinden korunmak için kentsel dönüşüme ayrılan paranın 7 katıdır. 1650 tane hastane yaparsınız. Yüzlerce fabrikayı, tarımı destekleyici adım atarsınız. Bu proje tümüyle haramdır, katmerli ihanet projesidir. Bu proje sevdasından vazgeçmenizi öneriyoruz.

    “BÖLGEDE EN BÜYÜK ARAZİSİ OLAN İLK ÜÇ ŞİRKET ARAP ŞİRKETİ”

    Protokol usulsüzdü. Bu karar meclis kararı alınmadan imzalandı. 2011’den bu yana Kanal İstanbul’da 30 milyon metrekare arsa hareketi olmuş. 30 milyon m2 Beyoğlu, Gaziosmanpaşa ve Bayrampaşa büyüklüğü demek. En büyük arazisi olan ilk üç şirket, Arap şirketi. İBB başkanı 1 Ağustos 2018’de imzaladı, 12 Ekim’de Meclis kararı alma yoluna gidildi. İmza hukuksuz ve geçersizdir.”