• Sezai Temelli: Roboski katliamını gerçekleştirenler serbest, katliamı anan anneler yargılanıyor

    HDP Sezai Temelli partisinin Batman İl Kongresi’nde konuştu. Temelli “Yarın bir dava görülecek, Roboski anneleri yargılanacak. İşte bu ülkenin her yerinden utanç fışkırıyor. Roboski anneleri Roboski anmasına katıldıkları için yargılanacak” dedi.

    Sezai Temelli’nin mesajları şöyle:

    Dün Roboski’nin 8’inci yılı vesilesiyle Roboski’deydik. Acılarımız aynı canlılığını koruyor. Acılarımıza dayanmak için annelerimizle, ailelerimizle yan yana geldik, omuz omuza verdik. Bu acılara dayanmanın zor olduğunu biliyoruz, ancak bu acılara birlikte katlanarak ailelerimizin acısını hafifletebiliriz. Ancak biliyoruz ki hakikatle bir yüzleşme olmadığı sürece, bu olayın failleri yargılanmadığı sürece, bu acılar canlılığını korumaya devam edecek. 8 yıl önce gerçekleştirilen Roboski Katliamı, bu katliamlar coğrafyasında katliamların nasıl devam ettiğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Roboski ilk katliam değildi bu coğrafyada son katliam da olmadı. Failleri yakalanmadı, hesap vermedi. Roboski’nin hesabı sorulmadığı için katliamlar devam etti, hala da devam ediyor. Bu zihniyete son vermek için, bu katliamcı anlayıştan siyaseti ve bu ülkenin kadim halklarını kurtarmak için Roboski başta olmak üzere diğer bütün katliamlarla hesaplaşmak zorundayız. Bu da bizim boynumuzun borcudur. Yarın bir dava görülecek, Roboski anneleri yargılanacak. İşte bu ülkenin her yerinden utanç fışkırıyor. Roboski anneleri Roboski anmasına katıldıkları için yargılanacak. Roboski’yi yaratanlar hala elini kolunu sallayarak dolaşıyor ve hala ahkam kesiyor. Bu ülkenin her yerinde adeta suç olağan hale gelmiş.

    Faizsiz bankacılık dedikleri Arabistan’ın 70’lerde kazandıklarını halktan gizlemek için uydurduğu bir şey

    İkide bir çıkıp diyor ki faizleri düşürdük. Faizlerin düşmesi bu faiz yükünden kurtulduğunuz anlamına gelmiyor. Daha fazla faiz ödüyorsunuz. Faiz yükü artıyor borç artıyor, faizleri düşürmüş. Sonra da insanları kandırıyorlar, faizsiz bankacılık diye. Bu faizsiz bankacılık ’ın 70’lerde uyduğu bir şey. Kazandıkları paraları kendi halkından kaçırmak için uydurduğu bir şey. Şimdi kalkmış aynı uydurmayı Türkiye  halklarına pazarlamaya çalışıyorlar. Bu faizsiz bankacılık yapanlara soralım bakalım yurtdışında fon bulmaya gittiklerinde ne diyorlar. “Bizde faiz haram o yüzden faiz ödemeyiz” mi diyorlar? Çatır çatır faiz ödüyorlar. Faizsiz bankacılık yalanıyla insanları kandırmaya, dini siyasete alet etmeye devam ediyorlar. Ama halk her şeyin farkında, yolsuzluk ve yoksulluk büyüyor. Bu konuda çözüm üretmek yerine, bu iktidar halkın kaynaklarını şehir hastanelerinin betonlarına gömmeye devam ediyor. Yine sıkılmadan halka dönüyor diyor ki, “şehir hastanelerini yaptık ama hasta garantileri verdik”. Yani hasta olmanızı istiyor. Ya hasta olacaksınız ya da vergilerinizle şehir hastanelerini yapan müteahhitlerin borçlarını ödemeye devam edeceksiniz. Öyle taahhütler yapmışlar ki önümüzdeki 30 yıl boyunca bu borcu ödemeye devam edeceğiz. Sonra köprüler. Osmangazi Köprüsü. Herkes soruyor, Batman neden bu kadar yoksul? Batman’da bu işsizlik niye? Çünkü siz farkında değilsiniz her gün Osmangazi Köprüsü’nden geçiyorsunuz. Hayali olarak köprüden geçiyorsunuz ama cebinizdeki para o köprüyü 2 milyara yapacakken 6-7 milyara yapmış olan müteahhide aktarılıyor. 

    Yaptım oldu diyor; Kanal İstanbul’u yapamayacaksın, çünkü sen gideceksin

    Bütün bunlar ortada iken hala diyorlar ki ihtiyaçtı. Evet ihtiyaçlarımız olacak ama önceliklerimiz de olacak. Kamu kaynaklarının nasıl yönetileceği, nasıl tayin edileceği katılımcı bütçe ile mümkündür ancak. Bunlarda öyle bir şey yok, ben yaptım oldu. 3’üncü köprüyü, havalimanını ben yaptım oldu. Şimdi Kanal İstanbul ben yapacağım olacak diyor. Hayır olmayacak. Kanal İstanbul’u yapamayacaksın. En kısa zamanda gidiyorsunuz çünkü. Artık iktidardan gitme zamanınız geldi. Bunun sen de farkındasın. Birkaç Arap zengin olsun diye bu ülkenin ekolojik yaşamı derinleştirilemez. Senin çevrendeki müteahhitler zengin olacak diye bu ülkenin geleceği bu denli borçlandırılamaz. Bir kent ve çevresi yıkıma uğratılamaz. Kanal İstanbul bu ülkenin gereksimi değil. Çok büyük maliyetleri vardır. Eğer bu kanal yapılırsa bunun bedelini yine Batman, Hakkari, Van ödeyecek. Bu ülkenin en yoksul illeri yoksul kalmaya devam edecek. Sanmayın sadece Kürt kentleri olacak. Bunun bedelini Rize ödeyecek, Trabzon, Sinop, Adana, , Uşak ödeyecek. Bütün  kaynaklar o kanalda çarçur olacak. İşte buna buna vermemeliyiz. Türkiye’nin her yerinde bu politikalara, bu kayırmacı yolsuzluk politikalarına karşı çıkmalıyız.

    Suriye savaşı yetmedi şimdi Libya tezkeresi getirecekler: Ona da hayır diyeceğiz

    Bu yetmiyor, Suriye yetmiyor. Savaş aramaya devam ediyor. Şiddetini her yere sirayet ettirmeye devam ediyor. Şimdi karşımıza Libya tezkeresi geliyor. Libya’ya asker göndereceklermiş. Neden Libya’ya asker göndereceğiz? Ne işimiz var bizim Libya’da. Bunu söyleyince de kalkıp tarihten örnekler vermeye çalışıyor. Ne zaman bir örnek verse şunu anlıyoruz ki dersine iyi çalışmamış öğrenci gibi kitabın adını başını okumuş ama içini okumamış. Sanıyor ki tarihteki o Libya olayları bugünkü siyasi atmosfere benzer bir şekilde gelişmiş ve bunu halka pazarlamaya çalışıyor. Libya tezkeresine hayır diyeceğiz. Tıpkı Suriye ve Irak tezkerelerine hayır dediğimiz gibi. Çünkü her tezkere hem o ülkelere hem de Türkiye’ye yıkım getirdi. Her tezkere aslında Türkiye’yi büyük belalara sürükledi. Diğer ülkelere de çözümsüzlüğü getirdi, iç savaşı derinleştirdi. Türkiye’nin izlemesi gereken yegane politikası barış politikası olmalıdır. İçeride ve dışarıda barışı var edecek politikalar olmalıdır. Ama bunun için bir dış politikası olmalıdır. Türkiye’nin bir dış politikası var mı, yok. İç politikada iktidar neye ihtiyaç duyuyorsa dış politikayı da ona göre biçimlendireceğini sanıyor. Bir bakıyorsunuz bir gün Putin’in bir gün Trump’ın kapısındalar. Bir gün Libya bir gün Suriye’de, bir kaosun içinde Türkiye’yi oradan oraya sürükleyip duruyorlar.