• Şentop’la Yıldırım’ın gizli çekişmesi: Pencere Kuşu, Gazete Pencere için yazdı

    ’de, , ’ı üzen ve Ankara’da kulislerde çokça konuşulan konut meselesini yazdı. Uzun süredir adı Başkan Yardımcılığı ve için geçen bu defa darbeyi halefi Mustafa Şentop’tan aldı.

    İşte Ankara kulislerinde çokça konuşulan ve Binali Yıldırım’ı sıkıntıya sokan o kulis:

    KONUT KAVGASININ GÖSTERDİKLERİ

    AK Parti’de ekipleşmeden kaynaklanan gizli çekişmeler ve tartışmalar, son yıllarda dikkat çekici bir noktaya ulaştı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’la, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun partinin geleceğinde söz sahibi olma yarışını bilmeyen yok artık. Ancak, bu tartışmaların dışındaki cephede de gizliden gizleye hesaplaşmalar yaşanıyor. gibi görünen bir güç gösterisinin de Başkanı Mustafa Şentop ile eski Başkana Binali Yıldırım arasında yaşandığını öğrendik.

    AK Parti Erzincan Milletvekili Binali Yıldırım’ın, TBMM Başkanlığını bırakarak, gönülsüzce İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na “evet” dediğini biliniyor. Ancak Yıldırım, yerel seçimlerden dönüp geldiğinde Ankara’da hiç de istediği gibi bir ortam bulamadı. Düz milletvekili olmayı pek de içine sindiremeyen Yıldırım’ın hangi makama getirileceği aylardan beri tartışıla dursun, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu konuda ağırdan aldığı kesin.

    Binali Yıldırım, partide eskisi kadar etkin olmama sorunu yaşarken, başına gelenler bununla da kalmadı. TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un bir manevrasının onu epey üzdüğü anlatılıyor. Sorun Başbakanlık Konutu’nun tasarrufuyla ilgili. İki siyasinin paylaşma yarışının, aslında ciddi bir siyasi etik sorunu taşıdığını da belirtelim.

    Hikayeye dönersek… Yıldırım, başbakanken, kullandığı Başbakanlık Konutu’nu bu görevi bıraktıktan sonra da tam anlamıyla boşaltmadı. Yıldırım’a danışmanlık hizmeti veren elemanları, bu binaya çalışmaya ve ofis olarak kullanmaya devam ettiler. TBMM Başkanıyken bile Başbakanlık Konutu’nu kullanmaya devam eden Yıldırım’ın ekibi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayıyken de, seçimi kaybedip, düz bir milletvekili olarak Ankara’ya döndüğünde de orada olmaya devam etti. Bu zaman zaman parti içerisinde eleştirilse de sonuç değişmedi.

    Taki; bu konut, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un ilgisini çekene kadar. Bu arada Mustafa Şentop, Cemil Çiçek’in TBMM Başkanlığı döneminde yapılan yeni Başkanlık Konutuna taşınmıştı. Şentop, yeni yapılan ve oldukça büyük olan yeni konutu yetersiz bulmuş olmalı ki;, tam karşısında duran Başbakanlık Konutu’na göz dikti. Müthiş bir bahçe üzerinden Ankara manzarası olan Başbakanlık Konutu işte böyle el değiştirdi.

    Şentop’un tarihi eski Başbakanlık Konutu’na geçme isteğine, Erdoğan’dan onay çıktı. Tabi konutun alt katını ofis gibi kullanan Yıldırım’ın ekibine de burayı boşaltmak düştü. Bu süreçlerde kendisini hiç muhatap alınmayan Yıldırım, duruma içerledi.

    Yıllarca Cumhurbaşkanlarına ve başbakanlara hizmet veren tarihi Çankaya Köşkü, Başbakanlık Konutu ve bu kampüsdeki diğer binalar, adeta kapanın elinde kaldı. Sistem değişikliğinin ardından, Cumhurbaşkanlığına bağlanan bu binalar çok kötü kullanıldı. Önce farklı birimlerin bürokratları, ardından da Cumhurbaşkanlığı’ndaki kurulların üyeleri yerleştirildi. Lojmanları çok ilgi çekti, torpil koyan lojmanlara geçti. Hatta milletvekili olduktan sonra lojmanı boşaltmayan eski danışmanların olduğunu da belirtelim. Yani, Ankara’daki, tarihi yönetim binalarının tamamında, kimin nerede ikamet edeceği Erdoğan’ın iki dudağı arasında.

    Şimdi kimse, yeni yapılan TBMM Başkanlık Konutu’nu Şentop’un neden yetersiz bulduğunu, Yıldırım’ın tüm görevleri bittiği halde ekibinin neden bu binaları kullandığını sormuyor. İlke, etik ve kural kavramlarıyla işi olan yok gibi. Hantal ve verimsiz devlet yapısı gerekçe gösterilen yapılan yönetim sistemi değişikliğinin, aslında nasıl bir kötü kullanım, kuralsızlık, başıboşluk ve israfa neden olduğunu görmek için sadece yukardaki örneğe bakmak bile yeterli.

    Bu hikayedeki iki siyasinin durumuna gelince, Erdoğan’ın kimi siyaseten öne çıkardığını, kimleri tercihleri arasından uzaklaştırdığını görmek açısından da çok anlamlı. Yıldırım’a bir türlü makam bulunamamasının bu tercihle yakından ilgili olduğu konuşuluyor.