• Meral Akşener’den Devran tiyatrosu yorumu: Gitmişler ne yapalım…

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ’ın kendi iradesiyle sisteminden vazgeçeceğini söyleyen , seçim ittifakı için de ön şartlarının iyileştirilmiş parlamenter sisteme dönmek olduğunu açıkladı.

    Akşener, parti genel merkezinde gazetecilerle bir araya geldi. Akşener, burada yaptığı konuşmada Türkiye gündemini değerlendirdi.

    İYİ Parti liderinin konuşmasının satır başları şöyle:

    “-Bu parti çok zor şartlarda kuruldu. İl başkanlarını aradığımız süreçte birçok kişi ‘Başımıza bir şey gelir mi?’ dedi. Kemal Kılıçdaroğlu’na ve partinin kurulması için bize yardımcı olanlara ömrümün sonuna kadar teşekkür edeceğim.

    Biz otoriteye itiraz ederek yola çıktık, pek çok şeyler yaşadık. Şimdi partimizde demokrasiyi içselleştirmeyi çalışıyoruz. O kadar tek sesli ve tek seçmenli bir siyasi anlayış doğdu ki ülkemizde, hani patron bilir anlayışı işte biz bunu yıkmaya çalışıyoruz.

    YENİ PARTİLERLE İTTİFAK

    Seçenek rekabeti arttırır. Siyasi alanın renklenmesini sağlamak demokrasiye hizmet eder. Var olan partileri de kendini düzeltmeye yöneltir. Biz partimiz olarak bu partilerin kurulmuş ve kurulacak partilerin oluşmasını faydalı olacağına inandık ama hep bunu da söyledik. Biz rakibiz. Hepimizin bir Türkiye tasarrufu var. Yarının ne göstereceği konusunda bugünden konuşmayı doğru bulmuyorum.

    “VATAN PARTİSİ DE CUMHUR İTTİFAKI’NDAYMIŞ”

    Biz Cumhur İttifakı’nı MHP ve AK Parti olarak görüyorduk. Görüyoruz ki Vatan Partisi de varmış. Yani 3 siyasi grubun yer aldığı bir . Ama büyük ve küçük ortağın ilişkisine bakarsak kader birliği yapılmış. İki tarafın da seçmeninin itirazı olsa da liderlerin görmezden geldiği duygusal bir birliktelik bu.

    “ERDOĞAN’IN PARLAMENTER SİSTEME GEÇECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM”

    …Millet İttifakı bir güç birliği, bir Katolik nikahı değil. Daha rasyonel Türkiye’nin taleplerine uygun ve başarı odaklı bir ittifak ve ya işbirliği. 31 marttan sonra seçmene baktığınız zaman bu ittifakın devamı konusunda bir irade var, çevrenizde de görüyorsunuzdur. Ben iyileştirilmiş parlamenter sisteme sayın Erdoğan’ın geçeceğini düşünüyorum. Zaman söyleyemem ama benim okumam böyle. Sayın Erdoğan’ın Türkiye’nin bu nefes alma problemini gördüğüne inanıyorum. Saray sayın Erdoğan’ı kapattı, steril bir hale getirdi. Çünkü saray öyle bir şeydir ki kendisine ait bürokrasi ve kültür yaratır, hayat tarzı yaratır, tabiri caizse paralel evren yaratır, koparsınız. Uzun zamandır sayın Erdoğan’ın vatandaşla hasbıhal ettiğinizi gördünüz mü? Koptu gitti. 31 mart ve 23 haziran seçimlerine en çok AK Parti’nin çalışması gerektiğini bu yüzden söylemiştim.

    “DEMİRTAŞ TİYATROSU” FOTOĞRAFI

    Biz insanların tercihlerine karışmayı kendimize yakıştıramayız. Kim nereye ziyarete gider bizi ilgilendirmez. Sayın İmamoğlu ve Kılıçdaroğlu’nun eşi ziyaret eden konumda olduğuna göre dolayısıyla bir tiyatro izlemeye gitmişler bunu bir siyasi sonuç olarak bakabilir miyiz bilmiyorum. Benim en son bildiğim sayın Kılıçdaroğlu’nun, PKK ile mesafe koymadığı sürece HDP’nin CHP ile herhangi bir iletişiminin bulunmayacağı şekildeydi. CHP liderinin beyanatı bu. Bu da değişmediği için aileler üzerine konuşmayı doğru bulmuyorum.

    …Ben kadınların özne olduğu, doğru eğri onu tartışmıyorum kadınların özne olduğundan konuşmamaya özen gösteriyorum. Gitmişler ne yapalım? Tekrar söyleyeyim. Emine Erdoğan hanımefendinin eylemleri ve tutumlarıyla ilgili 2002’den beri bir kelime ağzımdan duydunuz mu hayır? Siz davet edilseydiniz gider miydiniz? Hayır. Ben bir kurumsal yapıyı temsil ediyorum, bir partinin genel başkanıyım. Ben gitmezdim, haa eşim davet edilse o gider miydi? Hayır, gitmezdi.

    ERKEN SEÇİME NASIL BAKIYOR? CUMHURBAŞKANI ADAYI OLACAK MI?

    Benim kişisel olarak inatlaşmak huyum yok. Türkiye’de samimiyetle söylüyorum, 25 yıllık siyasi geçmişimde netice itibariyle bakan, milletvekili oldum, meclis başkan vekili oldum, bu milletin teveccühüne nail olmuş olarak görüyorum. Şimdi referandumda başlayan süreçte itibaren ben kendimi borcunu ödeyen bir insan olarak konumlandırdım. Bunu hamasi bir şey olarak görmeyin, tutum olarak görün. İnatla ben, “ben ben ben” deme yönüm yok. Bu milletin hepimizin nefes almaya ihtiyacı var. Bu seçmenin tekrar mutsuz olmasına sebep olmayız. Ama samimiyetle inanıyorum ki, Sayın Erdoğan’ın duygusal rasyonellikten uzak sistemin içinde o gerçekçi yanı ortaya çıkacak. Buna inanıyorum ve iyileştirilmiş güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçeceğiz diye düşünüyorum. Bu şahsi fikrim.

    SEÇİM NE ZAMAN OLUR? 

    Kendimi sayın Erdoğan’ın yerine koyuyorum, empati yapıyorum. Elinizde 2023’e kadar bir süre var. Niye seçim yaparsınız? Bu da bir okuma, elimde bir veri yok.

    “AK PARTİ BİR TARAFIYLA DA BİZİM EVİMİZDE KURULDU “

    …Çok şaşırdığım şeyler oldu. AK Parti bir tarafıyla da bizim evimizde kuruldu. O kadar çok şey biliyoruz ki tehdit amaçlı söylemiyorum. Benim kim olduğumu da sayın Erdoğan biliyor. Şeytanlaştırılmış bu kadar şeytansa neden bir şey yapmadınız. Saray halkı bunu soruyor. Yahu evim basıldı. Şimdi iki partiyi kuran arkadaşlar da Erdoğan’ın çok yakın arkadaşı. Erdoğan’ı tanıyorsam kendisini alacaklı hissediyordur.

    “İTTİFAKLAR İÇİN ÖN ŞARTIMIZ İYİLEŞTİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEME DÖNMEKTİR”

    ..Siz bu soruyla ‘illet zillet’ diyen küçük ortağı neden huzursuz ediyorsunuz? Ben sayın Erdoğan’ın bugünkü sistemle seçime gittiği vakit seçilemeyeceğini matematiksel olarak biliyorum. Bizim ittifaklar için ön şartımız iyileştirilmiş parlamenter sisteme dönmek şartıdır. Seçim kazanmaya yönelik sorun var. Ben bunun Erdoğan’ı sağduyuya getireceğine inanıyorum.

    DARBE GİRİŞİMİNİN SİYASİ AYAĞI

    Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar bunu benden çıkaramayacaklar…Bütün bunlar sulandırmaya dayanan işler. Sürekli bir sakız çevirme işlemi var bu işlem bir süre sonra ilgilerin boynuna geçer. Çünkü bu işler laklaka yapmaya gelmeyecek kadar ciddi işlerdir. Neyin sulandırıldığını anlamakta zorlanıyorum. Biz İYİ Parti olarak bu TRT’deki hanımefendinin okuduğu Yurtta Sulh Konseyi’ni araştırmak için de bir girişiminde bulunduk ama küçük ve büyük ortak tarafından reddedildi. Bir siyasi parti hakim yerine kendini koyabilir mi?

    “STV VE ZAMAN’A KAYYIM ATANDIĞINDA KİM POLİSLE GÖĞÜS GÖĞÜSE DÖVÜŞTÜ!”

    Biz şunu sorabiliriz 17-25 Aralık’tan sonra 1 Kasım’a girerken STV’ye, Zaman’a bu kayyum atama işlemleri olduğunda kimler gitmiş polisle göğüs göğüse dövüşmüş? Şimdi bu dövüşmenin içinde yer alan aktörlerin içindekilere ben FETÖ’cü diyebilir miyim? Diyemem. Çünkü zamanın ruhu. O zaman düşman kuvvet . Orada yumruk yumruğa dövüşüyor insanlar. Ve bunlar milletvekilleri. Demeye çalıştığım şey şu. Sürekli olarak aynı şeye atış yapıp herhangi bir somut, imalı imalı konuştuğunuz zaman bir sulandırırsınız, ciddiyeti ortadan kaldırırsınız, bir bumerang yaratırsınız. O da gelir boynunuza geçer.

    “ANAYASA ERDOĞAN’A ÜÇÜNCÜ KEZ SEÇİLME ŞANSINI VERMİYOR” SORUSUNA YANIT

    O bir tartışma konusu, hukukçular da böyle görüyor. Ama burası Türkiye olarak baktığımız için biz gerçekleşebilecek hadiseler üzerinden konuşuyoruz. Olması gereken başka bir şey, bir de olanlar var ne olur ne biter diye. Dediğiniz doğru, pek çok hukukçu da aynı fikirde. Olmaz dediğiniz şeyler oluyor. Nefesiniz yetmiyor. Referandumda gördük. Öğleden sonra mühürsüz oylar kabul edildi. Sonuç alamadık o nedenle oluyor. Farz-ı muhal olan şeyler, farz-ı mahal oluyor Türkiye’de

    Ben sayın Erdoğan’ın 2023 veya ne zamansa bugünkü cumhurbaşkanı hükümet sistemiyle seçime giderse seçilemeyeceğini görüyorum. Matematiksel olarak mümkün değil.

    “ÇED RAPORU’NDA HAZRETİ NUH’UN DRONE KULLANDIĞINI SÖYLEYEN BİR BİLİM İNSANI VAR”

    AK Parti’nin proje olarak seçim beyannamesinde varken 9 sene sonra neden gündeme gelmemiş. Dokuz yıl sonra neden gündeme geldi, bize bir fayda mı sağlayacaktır? Ekonomiye dair pek çok soru soruyoruz. Bunlara dair hükumet kanadından bir yanıt alamadık. Bu taraftan sevdiğim insanlar sevmediğim insanlar üzerinden bir rant aktarımı olabilir. Ayıp olanı yanlış olanı orada insanlar yaşıyor. Ta Aksu’da bir yerde esnaf gezerken hiç beklemeyeceğiniz bir hanımefendi “Ne düşünüyorsunuz Kanal İstanbul konusunda?” dedi. Antalya nere İstanbul nere? Bu kutuplaşmadan böyle olmaktan yorulduk. Yumruklarımızı, dişlerimizi sıkmaktan yorulduk. Benim önerim şu ağalar biraz dişlerimizi ellerimizi gevşetmeye izin versinler. Kanal İstanbul doğru dürüst tartışılmalı. ÇED raporunda Hz. Nuh’un drone kullandığını söyleyen bir bilim insanı var.”