• CHP: Hane halkı borçları 611 milyar liraya ulaştı

    MEHTAP GÖKDEMİR/TARAFSIZ HABER AJANSI/ 

    CHP’nin, 6;Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ne yazdığı muhalefet şerhinde, “Hane halkı borçlarının 611 Milyar liraya, KOBİ’lerin borç yükünün 615 Milyar liraya,işsizlik oranının yüzde 13.3’e, işsiz sayısınınsa 4 Milyon 308.000 kişiye ulaştığı” değerlendirmesi yer aldı.

    CHP,  ‘Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ne muhalefet şerhi yazdı. Muhalefet şerhinde şöyle dendi:

    “Hane halkı borçlarının 611 Milyar TL’ye, işsizlik oranının yüzde 13.3’e, işsiz sayısının 4 Milyon 308.000 kişiye ulaştığı, KOBİ’lerin borç yükünün 615 Milyar TL’ye ulaştığı, Merkezi Yönetim Bütçesi açığının Merkez Bankasından aktarılan 40.5 Milyar TL ile finanse edildiği bugünlerde; Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olarak adlandırılan ve yaklaşık onyedi aydır uygulamada olan rejimin bileşenleri, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik krizden çıkması için gerekli olan ortak aklın harekete geçmesini sağlayacak düzenlemeler yerine günübirlik, uzun vadeli perspektifi olmayan çözümler peşinde koşmaktadırlar.

    “EKONOMİK KRİZİN DEVAMINI VE KRONİKLEŞTİĞİNİ İTİRAF EDER NİTELİKTEDİR”

    Kanun teklif metninde yer alan bazı düzenlemeler ekonomik krizin devamını ve kronikleştiğini, ekonominin dış kaynak ihtiyacının sürdüğünü itiraf eder niteliktedir.

    “KORUMASIZ KALMIŞ VATANDAŞINI KORUMAYI SAĞLAYAN DÜZENLEMELER DEĞİLDİR”

    Söz konusu kanun teklifinde yer alan düzenlemeler, rant düzenine dayanan ekonomide yapı bozukluğunu ortadan kaldıran düzenlemeler olmayıp, ekonominin daha da finansallaşmasını, borçlanmasını teşvik eder niteliktedir. Konjonktürel olarak ihtiyaç duyulan korumayı, düzen içinde, sosyal devlete ihtiyaç duyan, korumasız kalmış vatandaşını korumayı sağlayan düzenlemeler değildir.

    “OLAĞANÜSTÜ HÂL REJİMİNİN KALICILAŞTIRILMAK İSTENMESİDİR”

    Bu kanun teklifinin bir diğer özelliği, fiili olarak uygulamada olan olağanüstü hâl rejiminin kalıcılaştırılmak istenmesidir. Yaşamın bütün alanlarının tek bir merkezden sevk ve idare edildiği kontrol mekanizması bu yasayla da kurulmaya çalışılmaktadır. Yeni düzenlemeler iktidarın üzerinde yükseldiği zeminin kaydığını, iktidarın da bunun farkında olup engellemek için yaşamın her alanını denetlemeye çalıştığını, göstermektedir. Bu durum halkın her yaptığını kontrol altına alan, kendisine tehdit gördüğü bütün demokratik örgütlenmeleri ve eleştirel fikirlere tahammül gösteremeyen ömrünü bu şekilde uzatacağını düşünen bir anlayışına tekabül etmektedir.

    “FİŞLENME”

    Derneklerin yeni üyeleri ile üyeliği sona erenlerin kimlik bilgilerini otuz gün içinde mülki idari amirlerine bildirme zorunluluğu getirilmesi, Anayasa’nın 33’üncü maddesiyle güvence altına alınan örgütlenme özgürlüğüne müdahale etmek anlamına gelmektedir. Bu düzenlemenin amacı, vatandaşlarda fişlenme korkusu yaratarak vatandaşların derneklere üye olmasını engellemektir. AKP, 2004 yılında demokratikleşme paketi kapsamında bizzat kendisinin yasalaştırdığı 5253 sayılı Dernekler Kanununda anti demokratik düzenlemeler getirmektedir. Özgürlükleri kısıtlayıcı, kurumları dışlayıcı, vatandaşları ayrıştırıcı siyaset anlayışı ekonomide var olan krizin daha da derinleşmesine neden olmaktadır.

    “CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ DİYE BİR SİSTEM YOKTUR”

    Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi diye bir sistem yoktur, böyle bir realite, yasama-yürütme ilişkisi tarzına da uygun düşmemektedir. Yasama sürecinde tekliflerin yürütme tarafından torba kanun adı verilen yöntem ile çoğunluk partisi milletvekilleri aracılığıyla veriliyor olmasına rağmen, bu tekliflerde yer alan düzenlemelerin kendi içerisinde ve daha yeni sayılacak Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile de çeliştiği açıktır.
    9 Temmuz 2018’de yürürlüğe giren 6771 sayılı Kanunla yapılan Anayasa değişikliğinin yirmi aylık uygulaması, ‘tek adam yönetiminin’ sürdürülemez özelliğini teyit etmiş bulunmaktadır. Çoğunluk dayatması nedeniyle müzakere sürecinin işletilemediği TBMM’de oylanan kanunların çoğunluğu, Anayasa’ya aykırı bir biçimde hazırlanan ‘torba yasa’ tarzına göre çıkarılmaktadır.

     “MECLİS’İN YASAMA YETKİSİ ELİNDEN ALINMIŞTIR”

    Yeni sistemde bir nevi Meclis’in yasama yetkisi elinden alınmıştır. Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri vasıtasıyla Meclis’in yasama yetkisinin bir kısmını kullanmaktadır.
    24 Haziran 2018 tarihinden itibaren TBMM’de yasama faaliyeti açısından gözlemlenen gelişmeler bu sistemin sürdürülemez olduğunu ortaya koymaktadır.”