• Hayri Kırbaşoğlu: Siyaset dinin de, Allah’ın da yakasından düşmeli

    İktidarın Türk milliyetçisi şoven tavırlarının Arap milliyetçiliği artıracak çok tehlikeli adımlar olduğunu söyleyen İlahiyatçı Prof. Dr. , tüm camilerde Fetih suresinin okunmasını değerlendirdi. Kırbaşoğlu, “Siyasetin acilen dinin de, Allah’ın da, Kuran’ın da yakasından düşmesi lazım” dedi.

    Radyo Karakutu’da yayınlanan Bidebunuizle programında Yavuz Oğhan’a konuşan Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kırbaşoğlu, Bahar Kalkanı harekatı nedeniyle tüm camilerde okunmasını değerlendirdi.

    “TEPKİNİN NEDENİ DİYANET’İN GIRTLAĞINA KADAR SİYASETE BATMIŞ OLMASI”

    Problemin Fetih suresinin politik amaçlı olarak siyasete alet edilmesi olduğunun altını çizen Kırbaşoğlu, “Bu fetih suresinin okunmasında bu kadar çok tepki gelmesinin nedeni İşleri Başkanlığının gırtlağına kadar siyasete batmış olması. Ve her attığı adımda, ‘Acaba iktidarın ne gibi manipülasyonu var’ sorusunun zihinlerde belirmesidir. Yoksa insanımız normalde dua edecekse ölüleri için her zaman, her mekanda dua edebilir” dedi.

    “İKTİDARIN ARABİSTAN’A KADAR GİTME NİYETİ VAR”

    İktidarın zihninin arka planında Osmanlı hegemonya tasavvurunun olduğunu belirten Kırbaşoğlu, bunun iktidar tarafından açıkça dile getirilmediğini, ancak verilen beyanatlardan anlaşıldığını söyledi. Bunun Ortadoğu için felaket olduğunu vurgulayan Kırbaşoğlu, “Suudi Arabistan’a kadar gitme niyetleri var. Ancak bu son derece tehlikeli, militarist bir bakış açısı. Bölgedeki ateşi daha da arttıracak, hatta Türkiye’deki bu iktidarın Türk milliyetçisi, şoven tavırlarından dolayı hem bölgede Arap milliyetçiliğini depreştirecek, öte yandan Sünnici tavırlarından dolayı da bölgedeki Sünni karşıtlığını depreştirecek. İktidar şu anda çok tehlikeli adımlar atıyor. Ve bu da tam siyonist İsrail’in ve ABD’nin istediği şey” ifadelerini kullandı.

    “DİNİ İKTİDARIN ELİNDEN ÇEKİN, ŞAK DİYE BOŞA DÜŞER”

    “Bununla yapılmak istenen hedef ne?” sorusuna, “Bir tek hedef var. 1-2 gün daha iktidarda kalabilmek” diye yanıt veren Kırbaşoğlu, “Bunun için kullanışlı iki araç var. Biri din, diğeri de Türk milliyetçiliği. Bu iki unsuru mevcut iktidarın elinden çekin, şak diye anında boşa düşer” şeklinde konuştu.

    Kuran-ı Kerim’de Müslümanların ancak kendilerine zulüm yapıldığında veya savaş durumu olduğunda savaşa girebileceğinin yazdığının altını çizen Kırbaşoğlu, “Fetih suresi de Müslümanların oldukça bunaldığı ve çok ciddi baskılara maruz kaldığı dönemde onlara moral vermek için, ‘Allah sizlere bir fetih nasip edecek’ mealinde bir sure. Kaldı ki bu süre o dönemin konjonktüründe değerlendirilmesi gereken bir süre iken, bunu bağlamından kopartarak her ülkenin, her iktidarın kendi işine geldiği bir bağlama oturtması, aslında Kuran’ı Kerim’e yapılmış bir saygısızlıktır” sözlerini kullandı.

    Türkiye’nin dindarlığının bilgi temelli olmadığına dikkati çeken Kırbaşoğlu, şu şekilde devam etti:

    “EGEMEN ZİHNİYET İÇİN İNSAN, SİNEK KADAR DEĞERLİ DEĞİL”

    “Aslında 33-35 olunca toplumda gelen tepkileri bastırmak için bu adımların atıldığını herkes biliyor, en iyi de iktidar biliyor bunu. ‘Şehitler tepesi boş kalmayacak’ demek sürekli ölüm gelecek demek. Devletin görevi şehitlerin gelmesini engellemektir. Şu andaki mevcut egemen zihniyet için insanoğlunun sinek kadar değerinin olmadığı anlaşılıyor. Bunu milletimizin anlaması lazım.”

    “SİYASET DİNİN YAKASINDAN DÜŞMELİ”

    Şehitlik kavramının da istismar edildiğini söyleyen Kırbaşoğlu, herkesin kendi ölüsüne şehit dediğini belirtti. Kırbaşoğlu, “Allah için Müslümanları, adaleti, İslam dünyasına yönelik tehditlere karşı savaşanlar için şehit denir. Burada garip olan, Müslümanlar birbirleriyle savaşıyor. Herkes kendi ölüsüne şehit diyor. İshalden ölene de, ayağı takılıp yere düşene de şehit denecek kadar şehitlik kavramı istismara açılmış.” dedi.

    Kırbaşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Siyasetin acilen dinin de, Allah’ın da, Kuran’ın da yakasından düşmesi lazım. Bunu bütün siyasi partilerimize söylüyorum. En çok da iktidar partisine. Artık dini siyasete alet ede ede, gençlerin dinden soğuduğu, dindarlardan tiksindiği görülüyor. Bunu en çok da bilen iktidar.”

    <>