• Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a: Ortadoğu’da seni maşa yaptılar

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Moskova’daki İdlib görüşmesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bekletilmesini eleştiren Kılıçdaroğlu, “‘Gövde üstünde baş bırakmayacağız’ deyip, Putin’in kapısında dakikalarca bekletilmesini unutmayacağız” dedi.

    Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satır başları şu şekilde:

    “Bizim Türkiye’miz 21. yüzyılın görkemli bir Türkiye’si olacaktır. Bu ülkenin insanlarına güveniyorum. Hep beraber çalışıyoruz. Tarlada, evde, sokakta çalışanımız var. Her yerde, her aşamada alın teri döküp huzur içinde yaşamak isteyenler var. 8 Mart’ta emekçi kadınlar kendi günlerini kutlamak isterler. Bütün dünyada bu böyledir. Toplumun dikkatini çekmeye çalışırlar.

    “YASAK GELDİĞİNDE DEMOKRASİ YERLEŞMİŞ Mİ OLACAK?”

    ‘Kadının üstündeki erkek şiddetini kaldırın’ derler. Bunu yaparlarken de ellerinde silah yoktur, insan sevgisi vardır. İstanbul’da da kadınlar yürümek istediler. Yasak getirdiler. Yasak geldiğinde Türkiye’nin demokrasisi yerleşmiş mi olacak? Biz yasakçı zihniyetlere ve yasağa karşıyız. İnsanlar şiddet kullanmamak, silah kullanmamak kaydıyla yürüyüş yapabilirler.

    Demokrasiyi yüceltmek hepimizin görevi. Mücadeleyi demokratik ortamda yapmak da hepimizin görevi. Halkın iradesine başvurur, seçilir veya seçilmezsiniz. Halkın iradesine saygı duyarsınız. Yalova Belediye Başkanı Vefa Salman, 2 seferdir Yalova’da halkın oylarıyla görev yapıyor. Kendisini sandıkta yenemedikleri için acaba idare kendi adamımızı nasıl göreve getiririz diye arayışa geçiyor.

    “VEFA SALMAN YOLSUZLUĞU ŞİKAYET EDİP, GÖREVDEN ALINAN BELEDİYE BAŞKANI OLARAK TARİHE GEÇECEK”

    Yolsuzluk var. Yolsuzluğu bulan belediyedeki memur. Belediye başkanı İçişleri Bakanlığına yazı yazıyor. ‘Gelin araştırın’ diyor. Ama sonra Salman görevden alınıyor. Halkın oylarıyla seçilen belediye başkanının bizim başımızın üstünde yeri vardır. İradenin gereği yapılmıyor, Yalova halkının iradesine saygı duyulmuyor, halkın oylarıyla seçilen belediye başkanı değil, İçişleri Bakanının belirlediği kişi başkan oluyor. Vefa Salman, yolsuzluğu şikayet edip, görevden alınan belediye başkanı olarak tarihe geçecektir.

    “BİZ PARLAMENTODA KAVGA İSTEMİYORUZ”

    Sayın Erdoğan’ın bana yönelik olarak söylenmesi asla mümkün olmayan, terbiyenin, ahlakın asla izin vermediği cümleleri kullanıp bana etmesini asla kabul etmiyorum. Grup başkan vekilimiz onun kullandığı kelimelerin aynısını kullandılar. Önce ona (Erdoğan) sormak lazım, bu kelimeleri kullandı. Biz parlamentoda kavga istemiyoruz. Atalarımız söylemiş, Büyük lokma ye, büyük laf etme’ Neden? Büyük lafın arkasında durmak kolay değil.

    Büyük laf söyleyip, arkasında durmayan kişinin Türkiye’yi yönetmesini istemeyiz. Suriye konusunda biz çok iyi niyetlerle yola çıktık. Söylediğimiz soru şuydu: Bizim Suriye bataklığında ne işimiz var? Aklı olan herkes bu soruyu sorar. Ortadoğu’da bir sorun olduğu zaman sorun çözmek için Türkiye’ye gelinirdi. Bataklığa girdiğiniz zaman sorun çözücü konumunuzu kaybedersiniz. Suriye sınırına bir devlet gelip yerleşseydi bugün Türkiye’nin durumu ne olurdu?

    “SIRTIMIZI SIVAZLAYANLAR BİZİ YALNIZ BIRAKTILAR”

    Neden BOP’un eş başkanlığına soyundunuz? Maşa rolünü kim size verdi? Sana bu eş başkanlığı veren sana ne görevler verecekti? ‘ÖSO ile senin ne işin var?’ dedik. ‘Suriye’yi ayrıştırmada ne işin var’ dedik. ‘ÖSO’yu biz Amerika ile birlikte kurduk diyor.’Sana maşa görevi verdiler. Farkında bile olmadın. ÖSO’nun hamiliğine bile soyundular. , silah verdiler, eğittiler. ‘Yanlış yapıyorsunuz, Türkiye’nin başını belaya sokuyorsunuz’ dedik. Sırtımızı sıvazlayıp bizi Suriye bataklığına sokanlar, bizi yalnız bıraktılar.

    “DAHA ŞEHİTLER TOPRAĞA VERİLMEMİŞ, BU NE GÜLME”

    İdlib’de 34 şehit verildikten sonra 36 saat televizyona çıkmadılar. Ne dedik, büyük lokma ye, büyük laf etme. ‘Altında kalırsın’ dedik. 3 gün sonra çıktı, güldü. Eleştirdim. Eleştirmeye hakkım vardı. O şehitlerin, şehitlerin ailelerinin, gazilerin hakkı vardı. Daha şehitler toprağa verilmemiş, bu gülme ne kardeşim. En azından o şehidin annesine saygı duy.

    “TERÖRİZMİN TÜM BİÇİMLERİNİN İÇİNE ÖSO GİRİYOR MU?”

    Putin Moskova’da konuşurken, ‘Türk askerlerinin orada olduğunu bilmiyorduk dedi. ‘Bir dakika’ demesi lazımdı(Erdoğan). ‘Biz askerlerimizin koordinatlarını verdik’ demeliydi. Ama sessizlik. ‘Kabulünüz nedeniyle teşekkür ederim’ diyor Erdoğan. Aynı düzeyde bile görmüyor. Yöneticiye bakın Allah aşkına. Erdoğan ateşkes diyor ama sözleşmede ateşkes yok. Söylenen şu: Askeri faaliyetlerin durdurulması. Türkiye bu anlaşmayla Suriye’yi resmen tanıyor. Sözleşmede Suriye Arap Cumhuriyeti diye geçiyor. Üçüncü sonuç Türkiye’nin toprak bütünlüğünü kabul ediyor. Anlaşmada Türkiye terörle mücadeleyi de kabul ediyor. İfade şöyle: Terörizmin tüm biçimleriyle mücadele edilecek. Buradaki soru şu: ÖSO ne olacak? Terörizmin tüm biçimlerinin içine ÖSO giriyor mu, girmiyor mu?

    (Erdoğan) Sormak lazım? Sen neden oradaki terör örgütlerine destek verdin. Diğer sonuç: Suriye gözlem noktasının gerisine çekilmeyecek. Gözlem noktasındaki askerlerimizin güvenliğini de Suriye ordusu sağlayacak muhtemelen.

    “AK PARTİ GRUP SÖZCÜSÜNÜN MOSKOVA’DA NE İŞİ VAR”

    Bir uluslararası toplantı yapıyorsunuz. Cumhurbaşkanı, bakanlar gidiyor. Ama bir kişi daha var. AK Parti Grup Sözcüsü. Ne işi var orada. İşte parti devleti dediğimiz budur. Putin’in, eliyle bakanları çağırıp, ‘Gelin buraya’ demesi ağrıma gidiyor. kapıda iki dakika boyunca bekletildiler. Yanlış mı, yanlış. İnsanlar aşağılanıyor mu, aşağılanıyor.

    15 Temmuz sonrası ’ya gittim diye çoğu arkadaşımız beni eleştirdi. Orada söylediğim söz şuydu: ‘Camiye, kışlaya, adliyeye siyaseti sokmayın’ dedik. Bir partinin genel başkanı camide siyaset yapmaz. Doğru değil, inanca saygı duyun. Müslüman’ı Müslüman’a kırdırdılar, sen de teşne olmadın mı? Milyonlarca Suriyeli perişan halde değil mi, onların günahı, vebali kimin boynunda?

    ODATV’DEKİ TUTUKLAMALARA TEPKİ

    Cumhuriyet tarihinde ilk kez sivil darbe dönemi yaşıyoruz. Medya üzerinde inanılmaz bir baskı var. Havuz medyasının büyüklüğü karşısında, namuslu gazeteciler kendi medyalarını oluşturdular. Odatv’de bunlardan birisi. Milleti nasıl Odatv’nin haberlerini izlenmeyecek hale getiririz, bunun mücadelesini veriyorlar. ‘Libya’da 3 tane şehidimiz var’ cümlesini kuran Erdoğan’dı. Bunu eleştirdim. Şehide tane diyemezsiniz. Libya’dan 3 şehidimizin haberini veren Erdoğan. Gizli hiçbir şey yok, gazetecilerin evleri sabaha karşı basılıyor. Sivil darbe dediğimiz bu. Gazeteci arkadaşlarımız şu anda hapisteler. Gazeteci arkadaşlarıma seslenmek istiyorum: Sizler bu ülkenin gururusunuz. Hiçbir gücün önünde diz çökmüyorsunuz. Bir sivil darbe döneminde olduğumuz için gazeteci arkadaşlara bedel ödetiyorlar.

    “ÇÜNKÜ O SARAY’IN “KUZU”SU”

    Birilerine her türlü ezayı, cefayı çektirirsiniz, sabaha karşı evlerini basarsınız. Ama Burhan Kuzu’ya bir şey yapmazsınız. Çünkü o Saray’ın kuzusu. Osman Kavala hala hapiste. Kavala acaba Merkel’e ya da Trump’a mı söylese? ‘Gövde üstünde baş bırakmayacağız’ deyip, Putin’in kapısında dakikalarca bekletilmesini unutmayacağız.”