• Ağıralioğlu’ndan Sağlık Bakanı’na “TFF” tepkisi: Mecburen yaptığı bir açıklama gibi

    İYİ Parti Sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu düzenlediği basın toplantısında, Koronavirüs salgını ile mücadeledeki yeni normalleşme sürecini “Geç kaldığımız ve erken gevşettiğimiz bir mücadele olmasın” sözleriyle eleştirdi.

    İYİ Parti olarak hayatın normalleşmesini ivedilikle istemekle birlikte sürecin başından itibaren bu normalleşmeyi sağlayacak adımlar için yapıcı ve uyarıcı ihtarları yaptıklarını belirten Ağıralioğlu,“Ancak bu “erken normalleşme”nin vatandaşlarımızda bir rehavete sebep olabileceği ve evlerde kaldığımız günler ile sağlık çalışanlarımızın bunca emeğinin zayi edileceği ihtimali en büyük endişemizdir. Kontrollü sosyal hayata geçelim derken, ülke genelindeki bir rehavetin yeni vakalar ve daha ciddi tablolar doğurabileceğini hiç kimse göz ardı etmemelidir. Bu sebeple normalleşme adımlarını Mayıs ayı için erken buluyoruz. En azından normalleşme adımları sonrasına, Haziran’a kadar tehir edilmeliydi. İnsanların hayatında doğabilecek bir gevşeklik beraberinde bazı ciddi riskleri de barındırmaktadır ve bu rehavet toplumun her tarafına da sirayet edebilecektir.” dedi.

    “SORUMLULUK KENDİLERİNE AİT”

    Sağlık Bakanı’nın ile ilgili yaptığı açıklamayı inanarak yapmadığını düşündüklerini belirten Ağıralioğlu, “Mecbur kalıp yaptığı bir açıklama gibi hissettik buna rağmen mesuliyeti Futbol Federasyonu’na bırakarak böyle bir imkân tanımayı devlet ciddiyeti ile bağdaşır bulmuyoruz. Yani sorumluluk kendilerine aittir. Bu kararın sorumluluğunu kendileri üstlenmek zorundadır cümlesi kendi evlatlarını bize emanet edip vefat eden doktorlarımızın mücadelesine de hatıralarına da hürmetsizliktir. “Sorumluluk Futbol Federasyonu’na aittir.” demek. Ne demektir? Sorumluluk Futbol Federasyonu’na aittir demenin neticesini nasıl algılayacağız. Eğer siz maçlar dolayısıyla hastalığa, virüse maruz kalırsanız sizin tedaviniz üstlenmeyeceğiz demek midir? Bu sorumluluğa siz nezaret edeceksiniz buradan doğabilecek herhangi bir menfi işin sorumluluğunu; biz hükümet olarak ya da Sağlık Bakanlığı olarak üstümüze almıyoruz demek midir?” ifadelerini kullandı.

    “HÜKÜMET MASKE DAĞITIMINDA SINIFTA KALDI”

    Hükûmetin maske dağıtımında sınıfta kaldığını daha önce muhalefetin bu konudaki uyarılarını geç de olsa uygulamalarını doğru olduğunu belirten Ağıralioğlu, “Halkımızın büyük çoğunluğunun maskeye hâlâ ulaşamadığını, lojistiği noktasında ciddi sıkıntılar yaşandığını ve ulaşabilen vatandaşlarımızın da yeterli miktarda maskeye sahip olamadığını hatırlatmıştık. Mesaj sistemiyle eczanelerden temin edilmesinin yolu açılmış olsa dahi hâlâ milletimizin büyük bir kısmı maskesini tedarik edememişti. Ücretsiz maske tedarikindeki yetersizlik, düzensizlik ve savrukluk devam edecek ise; devletin çok sıkı kontrolü ile “belirlenen standart ve tavan fiyatlar” üzerinden, fırsatçılara ve karaborsaya da imkân tanınmadan ve sadece (, market gibi) belirlenen noktalardan maske satışının yolu da açılmalıdır demiştik. Nihayet, iktidar bu inadından ve ısrarından vazgeçti. Geç de olsa alınan bu kararı doğru ve makul buluyoruz. İktidarı, muhalefetin haklı ve makul eleştirilerini “memleket için yapılmış ciddi ikazlar” olarak görmeye ve dikkate almaya çağırıyoruz.” şeklinde konuştu.

    “DARBE MUTFAĞA YAPILDI”

    Memleketin esas gündemini değiştirme heveslerine razı olmadıklarını belirten Ağıralioğlu, “Memlekette darbe konuşuyoruz memlekette darbe var mıdır? Vardır. Memlekette darbe mutfağa yapılmıştır. Memlekette darbe pazar alışveriş filesine yapılmıştır. Memlekette darbe insanların geçim şartlarına yapılmıştır. Memlekette darbe yapılmıştır. Memlekette darbe borcunu ödeyemeyen dar gelirliye, emekliye, asgari ücretliye yapılmıştır. Memlekette darbe yapılmıştır; borcunu bankalara ödenmeyen kredi kartı mağdurlarına yapılmıştır. Memlekette darbe yapılmıştır. 18 yıldır ekonomiyi yönetemeyen bir maharetsizlik en zor zamanında vatandaşına para göndermek zorunda olduğu halde vatandaşa IBAN göndererek yapılmıştır. Memlekette ekonomik darbe yapılmıştır” şeklinde konuştu.

    Ağıralioğlu, “Yönetim maharetsizliği yüzünden bu darbenin ağırlaşan şartlarını kaldırmak yerine yapay gündemlerin yahut siyasetinin meramını, muradını anlatma mahareti gösteremeyen insanların dilinden dökülmüş cümleleri kapatıp, köpürtüp ondan sonra onları sanki ilk gündemimizmiş gibi memleketin esas gündemine karşı bir kapatma organizasyonu gibi gördük” dedi.

    Ağıralioğlu “Cumhurbaşkanı’nın “Doların ne hale geldiğini göreceksiniz.” derken kastettiği herhalde 7.20 seviyeleri değildir. İş başına geldiğinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni kastediyorum. “Şayet bu kardeşinizi Başkan yaparsanız dolarla nasıl mücadele edileceğini göstereceğiz” diyen Sayın Cumhurbaşkanı’nın herhalde bize göstermek için canhıraş uğraştığı şey üç buçukla başladığı doları 20’ye getirmek değil” ifadelerini kullandı.

    Ağıralioğlu, “2 milyar para toplandı. Sayın Cumhurbaşkanı devletin ayakta kalabilmiş kurumlarını da bu yardım kampanyasına dahil etti. Siyasetin ricası böyle sistemlerde talimata döner. Hissesinde en fazla para olan kurumlarda bağış kampanyasına katıldı. Toplanan para 2 milyar. Peki bizim Yavuz Selim köprüsüne geçen yıldan bu yıla taksit olarak ödediğimiz miktar kaçtır arkadaşlar? 3 milyar.” dedi.

    Herkese her şeyi diyen siyasetin ekmek toplayan belediyelere ekmek toplama, ekmek dağıtma demesini yanlış bulduklarını ifade eden Ağıralioğlu, “Yardım toplayan belediyelere yardım toplama diyen, bunu deme imkânı bulan siyaset. Herkese her dediğine mukabeleden siyaset ödeme garantisi verdiği müteahhitlerle sizin ödemelerinizi 1 yıl geciktirdik diyemiyor. Acaba ona buna paralel devlet imasında bulunan hükümet ricali bu müteahhitlerin elinde rehin midir? Ne tarz bir taahhütün altındasınız ki siz bunca zorluğun altında bu taahhütlerin garantilerin içerisinde bir istisna ile 1 yıl bu ödemeleri geciktirin diyemiyorsunuz” dedi.

    Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın bir ertelenip bir geri tarihe çekilmesi hakkındaki eleştirilere değinen Ağıralioğlu, “Hükûmetin yaptığı bunca hatalı işin ötesinde büyük bir fecaattir. Yapboza dönen tarihinin bir takvim ayarlamasından çok öte bir anlamı vardır. Etkileri, yalnız zaman kazanmak veya kaybetmek gibi bir başlık altında konuşulamaz. Bu olan, maske dağıtımındaki düzensizlikten de daha kötü bir iştir. Eğitim, başka hiçbir sektöre feda edilemez; eğitim, önem sıralamasında en başta gelir. Kısa vadeli kâr endişelerinize uzun vadede gençliğimizde oluşturacağınız hasardan kaynaklanacak zararı da dâhil etmenizi tavsiye ederiz. Bir milleti ayağa kaldırmak için günü kurtarmak yetmez, esasen yarını hesap etmek gerekir. Yarınımızın mimarı da hiç şüphesiz bugün hesaba katmadığınız gençlerimizdir. Gençliğimiz istikbalimizdir. Hükûmetin bu plansız kararlarından biri olan YKS tarih değişikliklerini, 18 yıllık Ak Parti iktidarının Millî Eğitim’e ve Türk Gençliği’ne verdiği(!) değerin bir nişanesi ve özeti olarak görüyoruz” dedi.