• Akşener: Bu sistemde AK Parti’yle yan yana gelmemiz mümkün değil

    TARAFSIZ HABER AJANSI

    Akşener, Radyo Karakutu’da yayınlanan Bidebunuizle programında Yavuz Oğhan’ın sorularını yanıtladı. Alışveriş merkezlerinin açılması konusunda bilim insanlarının endişelerinin olduğunu söyleyen Akşener, ekonominin kötü olması sebebiyle hızlı bir şekilde adım atıldığını düşündüğünü ifade etti.

    “DAMAT BAKANIN BU GÖRÜŞLERİNİN OLMASINI KAPLPTEN İSTERDİM”

    Hazine Bakanı Albayrak’ın ekonomiye ilişkin açıklamalarını değerlendiren Akşener, “Ben damat bakanın bu görüşlerinin gerçek olmasını kalpten isterdim. Türkiye ekonomisinin kötüye gitmesini alkışlayacak bir pozisyonda olmayız. Genç işsizliğin yüksek olduğu, Merkez Bankası’nın ihtiyat akçesinin bir şekilde harcandığı, işsizlik fonunun nereye gittiği hakkında hiçbir bilginin bulunmadığı bir pozisyonda koronaya yakalandık. Para basılabilir ama bu paranın ihtiyaç sahiplerine giyinme, barınma, yeme-içme yardımına dönmesinin şartlarının şeffaf bir biçimde ortaya konması lazım. İşler rayına girdiğinde, pandemi hayatımızdan çıktığında da bu basılan paranın enflasyona sebep olmaması için nasıl geriye çekileceğinin yolunun yordamının önceden açıklanacağı bir sistemin olması lazım” dedi.

    “FAİZİ KİM SAVUNUR”

    Faizin kimse tarafından savunulamayacağını belirten Akşener, “Biz 18 yıldır, bugünlerde de Erdoğan’a, arkadaşlarına ve damat bakana şunu öğretmedik: Faiz bir sonuçtur, sebep değildir. Dolayısıyla gerçek yapısal tedbirleri alıp tercihlerinizi değiştirmeden bu işin yola girmesi mümkün değil. Faizi kim savunur? Merkel çok büyük takva sahibi mi de, Almanya’da faizler düşük?” ifadelerini kullandı.

    Ülkede iktidar tarafından oluşturulan bir korku zincirinin olduğunu dile getiren Akşener, “Muhalefetin yol göstericiliğinin de önünün kapandığı bir atmosfer hissediyor musunuz?” sorusuna, “Çok çirkin, kutuplaştırıcı bir dil, korkuyu kullanan bir bakış açısı ve tutum var. Bu bir zincir. Sizi korkutacaklar. Aileniz var, onları doyurmak zorundasınız. İşiyle, hapisle, şiddetle korkutacaksınız. Benim evim basıldı. ‘İpin ucundaki hanımefendi’ diyerek, ‘Seni asarız’ diyerek korkutacaksınız” sözleriyle yanıt verdi.

    “MAVİ KUVVETLER-KIRMIZI KUVVETLER AYRIMI YAPMIYORUZ”           

    “Biz muhalefet partisiyiz ama iktidar-muhalefet kavramını, iktidarı oluşturan partiler gibi kırmızı kuvvetler-mavi kuvvetler diye ayırmıyoruz” ifadelerini kullanan Akşener, iktidarın doğru yaptıklarına doğru dediklerini, yanlışları ise eleştirdiklerini kaydederek, “Bu dilin çirkinleşmesinin bir sebebi de Erdoğan’ın Saray’a hapsolmasıdır. Saray ayrı bir kültür üretir, ayrı bir hayat tarzı üretir. Bambaşka bir paralel evren üretir. Seçmenle, milletle olan bağınızı koparır. Cumhur İttifakı’nın bileşenlerine baktığınızda son derece duygusal, irrasyonel, ‘Mezara kadar beraberiz’ diyen, eylemde ve söylemde tekleşen, birbirini korumak için kendi tutumlarını değiştiren, partilerin tüzel kişiliklerinin var olan tutumlarını değiştiren, neredeyse tek bir parti haline gelen bir birliktelik. Millet İttifakı ise tamamen hak, hukuk, adalet , demokrasi ve vatandaşların talebi üzerine oluşan, problemlere özgün çözümlerini farklı farklı söyleyebildikleri bir rasyonel. ‘Mezara kadar biz beraberiz’ denmeyen, sevgi-nefret ilişkisine dayanmayan seçmenin taleplerine uygun bir birliktelik. Cumhur İttifakı üzerinden muhalefetin yan yana gelişini okuduğunuzda kafalar karışıyor” diye konuştu.

    Erdoğan’a ve Bahçeli’ye düşman olmadığını söyleyen Akşener, “Bahçeli eskiden hükümeti çok eleştiriyordu. Şimdi gelinen nokta belli. Acaba Akşener’de ileride Erdoğan veya AK Parti’yle yan yana gelir mi düşüncesi var?” sorusuna şu şekilde yanıt verdi:

    “SİYASET HAYATIMIN EN KARA GÜNÜ 16 NİSAN 2017 REFERANDUMU”

    “Biz makulün peşindeyiz. Bizim çok net bir tavrımız var. Bana bir gazeteci arkadaşımız, ‘Siyasi hayatınızda en acı günleriniz nedir?’ diye sordu. 28 Şubat’ı söylemedim, evimin basıldığı günü bile söylemedim. 16 Nisan 2017 referandumunu söyledim. Benim için en karanlık, acı gün oydu. Keşke haklı çıkmasaydım. Ekonominin uçacağı söylendi. O günle bugün arasında her birimiz gayri safi hasılada fert başına 2 bin dolar fakirleştik. Biz iyileştirilmiş, güçlendirilmiş parlamenter sistemle, güçlü bir Meclis’le, adaletin, hukukun, demokrasinin yeniden tesis edilmesiyle bu ülkenin nefes alacağına inanıyoruz. Tek kişinin hakim olduğu partili cumhurbaşkanlığı sisteminin bu ülkenin vatandaşları için kabus olduğuna kanaat etmiş, iman etmiş bir insanım. Dolayısıyla bu sistemin övüldüğü, bu sistem üzerinden yol yüründüğü bir noktada AK Parti’yle yan yana gelmemiz mümkün değil. Ama AK Parti ve Erdoğan, ‘Güçlendirilmiş bir parlamenter sisteme geçelim’ dedikleri zaman orada oluruz.”

    Kadın olmanın siyasette çok zor olduğuna dikkati çeken Akşener, “Tırnak içinde “takva sahibi” olduğunu düşündüğümüz, tırnak içinde “28 Şubat’ın o ayrıştırıcı zihniyetinden bıkmış, ona yönelik ders çıkardığını” düşündüğümüz bir yapının, bir kadının cinsiyeti üzerinden, kadın olarak doğmuşluğu üzerinden ne kadar çirkinlikler yaşadığını ben birebir şahsımda gördüm. Bunu biz 28 Şubat’ta o devrin güçlülerinden görmedik. ‘Kocasını aldattı’ denmedi, torununun mezhebi konuşulmadı. Çok anlatamayacağım, onlar adına hicap duyduğum pek çok çirkinlik yaşadım. Kadın doğduğum için. Ben siyasi olarak eleştirilebilirim, şimdi bu pespayeliğe prim vermiyoruz” dedi.

    “SÖYLEDİKLERİ SADECE HAKARET, GERÇEKTEN ACIYORUM ONLARA”

    “İnsanların nefes almaya ihtiyacı var, boğuluyoruz, boğazımızı bir el sıkıyor sanki” ifadelerini kullanan Akşener, MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman’ın yaptığı açıklamada kendisiyle ilgili ifadelere, “Gerçekten acıyorum onlara” diye tepki gösterdi. Akşener, “Söyledikleri sadece tehdit, hakaret ve ‘İpin ucundaki hanımefendi.’ Ben cevap vermeyi de zul kabul ediyorum. Yakıştı mı, ne yaşına yakıştı, ne başına yakıştı. Karısının yüzüne nasıl bakıyor? Çok eskiden tanıdığım, ağabeyimin çok sevdiği bir insandı. O kadar çirkinlikle karşılaştım ki, ama o düzleme, o çamurun içine yeminim var girmeyeceğim. Bir kelimeyle hepsinin yüzünü kapkara ederim de, yeminim var girmeyeceğim” diye konuştu.

    “VİCDANSIZLAR VE CÜZDANSIZLAR ARASINDAKİ MESELEDEN ÜRKMEMİZ LAZIM”

    Erdoğan’ın seçimlerde tekrar seçilemeyeceğini öne süren Akşener, Erdoğan’ın Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ı görevden alması gerektiğini savundu. Bir ekonomi kurulunun kurulması gerektiğini vurgulayan Akşener, “Sayın Erdoğan’ı ister 2023’te, ister daha önce yapılacak bir seçimde, Saray hayatına hapsolması ve bu propagandist medya mensubu olan gazetecimsi kişiler, seçilmesinin önünde en büyük engel olacaklar. Erdoğan demokratik usullerle, vatandaşın oyuyla seçilemeyecek. Çünkü vicdan denilen bir kavram vardır. Bu dildeki vicdansızlık, tavırdaki şımarıklık, önüne geleni tehdit etme mekanizması sıradan insanların vicdanında yaralar açıyor. Eğer ekonomide doğru tedbirler alınamazsa vicdansızlar ve cüzdansızlar arasındaki meseleden ürkmemiz lazım. Onun için Erdoğan yapamaz ama önce damat bakanı maliye ve hazinenin başından çeksin, doğru dürüst bu işi yapacak birisini getirsin, bir ekonomi kurulu kurulsun. Vicdansızlar ve cüzdansızlar tehlikesinden bu ülkeyi kurtaralım” değerlendirmesini yaptı.

    “MEMLEKET MASASI KURULSUN” ÖNERİSİ

    Geçtiğimiz günlerde “Memleket Masası kurulsun” önerisinde bulunan Akşener, anneler gününde de çağrısını yinelediğini belirtti. Yurtdışında, Türkiye’deki iktidar-muhalefet bir fotoğrafına ihtiyacın olduğunun altını çizen Akşener, “Bu çağrı yerine getirildiğinde herkesin lehine. Hepimizin fikirlerimizi, önerilerimizi ortaya koyduğumuz bir memleket masası. Bu masada fikirlerimizi söylediğimizde, yerine getirildiğinde kime fayda sağlayacak? Memleketin işine yarayacak. Esas olan Türkiye’yi düşünmektir. Yurtdışında Türkiye’nin bu fotoğrafa ihtiyacı var” dedi.

    İktidar tarafından çağrıya olumsuz yanıt gelmesi durumunda, diğer parti liderleriyle toplantı yapılabilebileceğini, oradan çıkacak düşüncelerin iletilebileceğini söyleyen Akşener, “Birbirleriyle yan yana gelmek istemiyorlarsa, Erdoğan açısından söylüyorum, tek tek bu sistem oluşturulabilir” dedi. “Bahçeli sizinle yan yana görünmek istemez diye mi?” sorusuna, “Ben bilmiyorum. Niyet okuması yapmam doğru değil. Bahçeli’nin tutumunun ne olduğu konusunda gerçekten bir bilgim, fikrim yok” yanıtını verdi. Akşener,  “O memleket masasında HDP’ye yer yok mu?” sorusunu ise şu sözlerle yanıtladı:

    “Bu ülkenin derdini dert edinen herkese yer var. HDP’yle ilgili bana soru soruldu. Hep sorulduğunda aynı şeyi söyledim. ‘PKK’nin yakınında, yanında, yöresinde konumlandırıyoruz’ dedim. Oradan hem eski onursal başkanın hem de şimdi Sırrı Süreyya Önder’in birbirine benzeyen iki açıklaması oldu. Birincisi ‘Biz de Meral Hanım’ı gladyonun içinde konumlandırıyoruz’ dediler. Ben gladyo değilim. Eski onursal başkan şunu mu demek istedi: ‘Biz de PKK’nın yanında değiliz.’ İkincisi, Sırrı Süreyya Önder çok saygısızca bulduğunu ifade etti.”

    “TERÖR ÖRGÜTLERİYLE DURUŞU OLAN YAPILARLA BİZİM YAN YANA GELMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL”

    Akşener, Sırrı Süreyya Önder’in, İYİ Parti’nin HDP’den fikir aldığı yönündeki iddialarına ilişkin de konuştu. “Ne benim, ne arkadaşlarımın HDP’ye ‘Biz nerede, ne yapalım,’ diye soru sormuşluğumuz resmi, gayri resmi yoktur” diyen Akşener, “İsnat eden bunu ispat etmekle görevlidir. Burada asıl dikkatimi çeken saygısızlık konusu. Sayın Önder, bu  HDP’nin yönetim kadrosunu PKK’nın yanında gören İYİ Parti’yi ve onun genel başkanını saygısızlıkla suçluyorsa şunu mu demek istiyor: ‘Kardeşim biz PKK’nın yanında yöresinde değiliz. Sen bize saygısızlık ediyorsun’ mu demek istiyor? Bunu demek istiyorsa dolandırmaya gerek yok. Açık açık söylemelidir. Biz bundan HDP’nin kurumsal sisteminin yöneticilerinin ‘Bizim PKK’yla herhangi bir alakamız yoktur, bize saygısızlık ediyorsunuz’ sözlerinden ancak memnuniyet duyarız. Ama bugüne kadar bütün mitinglerde terörist başının posteri açıldı, başkan Apo diye gidildi. Heykelinin yapılacağı söylendi. PKK ayrılıkçı, silahlı bir . Biz bu konuda İYİ Parti olarak çok netiz: PKK, FETÖ, IŞİD, El Kaide, PYD, YPG her ne kadar terör örgütü varsa, onlarla legal-illegal, indirekt-direkt, sevgi veya saygı anlamında bir duruşu olan yapılarla yan yana gelmemiz mümkün değildir” dedi.

    “O zaman HDP’nin 6 milyon seçmenine ne diyorsunuz? Onları da mı teröre yakın duruyor diye eleştiriyorsunuz?” sorusuna Akşener, şu yanıtı verdi:

    “SEÇMENLER PARTİLERİN TAPULU DEĞİL”

    “Siyasi partilere oy veren seçmenler, İYİ Parti’nin seçmeni de dahil, hiçbir partinin tapulu malı, marabası değildir. Biz bunu en iyi şekilde 23 Haziran’da, İstanbul seçimlerinde gördük. CHP’ye oy veren 298 bin seçmen, etnisitesi nedir ne değildir ben onu bilemem, alamayız diye sandığa gitmedi. Ama 325 bini aşkın AK Parti’ye oy vermiş seçmen de 31 Mart’ta sandığa gitmedi. 23 Haziran’da 800 binin üstünde İstanbullu seçmen ’na oy verdi. Bunun içinde her siyasi geleneğin seçmeni var.”

    “GÜNEYDOĞU’DA İNSANLAR İKİ ALAN ARASINDA SIKIŞMIŞ DURUMDA”

    Siyaset hayatı boyunca Güneydoğu’ya çok sık gittiğini belirten Akşener, Güneydoğu’daki insanların iki alana sıkıştığını söyledi. Üçüncü bir yol olmaya gayret ettiklerini dile getiren Akşener, “Orada insanların Türkiye Cumhuriyeti devletinin yanında yer almak, rahat bir hayat yaşamak ihtiyacı var. Bir tarafta HDP yönetici kitlesi açısından kendini PKK’dan koparabilmiş bir yapı değil. Öbür taraftan AK Parti en abus yüzle orada. İki yumruk arasında bir durum. Biz ‘Üçüncü yolu orada başarabilir miyiz, o insanlara ulaşabilir miyiz?’ sorularının cevaplarını arıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “BU ÜLKEDE ABD ‘BUYURUN ÇOCUKLAR’ DEMEDEN DARBE OLMAZ”

    Ölüm orucunda hayatını kaybeden Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’in cenazesinde yaşanan olayları tasvip etmediğini söyleyen Akşener, “İçim acıyarak izledim. Doğru değil. Bizim aldığımız terbiye, Türk kültürü, töresi ölenin arkasından konuşulmazı bile getirir. Hepimizin bir şekilde rahatsız olduğu Kadir Mısırlıoğlu’na ölmeden evvel fesli meczup, öldükten sonra bir şey demediğim kişi için, bildiğim kadarıyla Kayseri Milletvekili ‘Ölünün ardından konuşulmaz’ demişti. Dolayısıyla ölünün yakılması bizim hem inancımızda hem de töremizde yoktur. Ölü mutlaka gömülür. Çok acı. Sayın Bahçeli’nin tutumunu da doğru buluyorum” dedi.

    Kamuoyunda Ahmet Mahmut Ünlü olarak bilinen Cübbeli Ahmet Hoca’nın, “Rüyamda gördüm. Darbe tehlikesi var” açıklaması için, “Ben gülünce kızıyorlar. Gülme de bir cevaptır” diyen Akşener,“Türkiye’de bir darbe riski var mı?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

    Bu ülkede ABD ‘Buyurun çocuklar’ demeden darbe olmaz. Eski İçişleri Bakanı olarak söylüyorum. O günden beri hep bunu söylemişimdir.”

    <>