• Karamollaoğlu: AK Parti muhafazakar bir parti değil

    AK Parti’nin tarif ettiği İslam’ın İslam olamayacağını söyleyen Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “AK Parti’yi muhafazakar bir parti olarak kabul etmiyorum. AK Parti muhafazakarlığı kullanmak isteyen bir parti. Yoksa adaletsiz bir davranışı nasıl izah edeceksiniz” dedi.

    TARAFSIZ HABER AJANSI

    Radyo Karakutu’da yayınlanan Bidebunuizle programında Yavuz Oğhan’ın sorularını yanıtlayan Karamollaoğlu, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Van’da ’na yapılan silahlı saldırıyı “vahşet” olarak niteleyen Karamollaoğlu, “Bunu kim yapıyorsa insanlıktan nasibini almamış demektir. Hangi mesajı, kime veriyorlar bunu anlamak mümkün değil. Eğer onların bir maksadı varsa kendilerine karşı nefreti artırıyorlar. Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyorum” dedi.

    “’BEN YAPTIM’ YAKLAŞIMI DOĞRU DEĞİL”

    Türkiye’nin salgınla mücadelede elde ettiği başarının sağlık çalışanları sayesinde geldiğini, siyasi iktidarın bunu haline getirmemesi gerektiğini ifade eden Karamollaoğlu, “’Ben yaptım, benim dışımda kimse yapmadı, benim dışındakilere izin vermem, paralel devlet’ yaklaşımı doğru değil” şeklinde konuştu.

    “AÇ KALAN İNSANLAR İKTİDARI SUÇLAYACAK”

    Türkiye’deki kutuplaşmanın iktidarı zaafa uğrattığını belirten Karamollaoğlu, belediyelerin yarıdm faaliyetlerinin engellenmesinin anlaşılır olmadığını dile getirdi. Karamolloğlu, “Maksat halkın sağlığı, ihtiyaçların giderilmesi ise topyekun seferberlik halet-i ruhiyesinde yapmamız lazım. Böyle olunca güvensizlik oluyor. ‘Biz Bize Yeteriz.’ Yetmedi işte. Elin oğlunun dışarıda tek başına yaptığı kampanyalarla bizim iktidarın topyekun yapmaya çalıştığı yardıma bakın. Dışarıdakiler buradan çok daha başarılı görünüyor. Başkasının elini tutarak ‘Aman ha sen yapma, buradan siyasi rant çıkacak bu ranta seni ortak etmem’ mantığını kabul etmem. Bu kutuplaşma iktidarın zaafa uğramasına yol açıyor. Muhalefetin yardımını kesme çalışmaları iktidara daima zarar verir. Bu hata en sonunda kendilerine fatura edilecek. Mutlaka yeterli destek alamayan, aç kalan insanlar olacak. Bunlar da doğrudan doğruya iktidarı suçlayacaklar. ‘Siz belediyelerin önünü kesmeseydiniz bu yardımlar bana ulaşacaktı’ diyecekler” ifadelerini kullandı.

    “LAFLA PEYNİR GEMİSİ YÜRÜTMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    “Kar garantisi vererek yaptırdığı hastaneler bugün pandemide on paralık iş görmüyor.” Diyen Karamollaoğlu, yardıma muhtaç çok sayıda insanın olduğuna dikkati çekerek, “Bunlar lafla gemiyi yürütmeye çalışıyor. Lafla peynir gemisi yürümez. İcraat olması lazım. Böyle bir masalı kimse yutmaz.Türkiye’nin verilen yardımlarda gayri safi milli hasılasının çok gerisinde kaldık. Bugün en kötü şartlarda 400-500 milyar liralık kampanyanın açılması lazımdı. Bankalar aylık yüzde 13 faizle kredi verecek deniyor. Bu yardım değil. Milletin soyulması. Bankalar da krediyi muhtaçlara değil yarın kendisine geri ödeme yapabilecek kişilere veriyor” dedi.

    Türkiye’nin kutuplaşma, adalet ve liyakat problemlerinin olduğunu, en önemli problemin ise şeffaflık olduğunu kaydeden Karamollaoğlu, denetlemenin olmadığı yerde insanların zihninde tereddütlerin oluştuğunu söyledi. Cumhurbaşkanı’nın salgın sürecindeki yaklaşımında bir fark görmediğini belirten

    “İKTİDAR SÜREKLİ GÜÇ KAYBEDECEK”

    Karamollaoğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “Memleket Masası kurulsun” önerisiyle ilgili olarak şunları söyledi:

    “Şu anda Cumhur İttifakı olarak iki partinin birbirlerinden farkı yok gibi. Kendi politikaları farklı ama herkes uygulamadan memnun. Bahçeli Akşener’in kendi karşısında güçlenmesini arzu etmez. Bu yüzden aynı masaya oturacağını düşünmüyorum. Buna aslında ihtiyaç var, zor da değil. Bundan sonra iktidar sürekli olarak güç, oy kaybedecek. Bunu önlemenin yollarından bir tanesi muhalefetle dirsek temasına geçip, bazı yanlışlıkları birlikte yapıyoruz demekle üstesinden gelebilir. İktidar bunun farkında değil. Sevap da, suç da kendisine ait. Ben Türkiye’nin problemini çözecek bir yaklaşımı görmüyorum.”

    “TAYYİP BEY 70 SENE ÖNCEKİ CHP’NİN TEK PARTİ SİSTEMİNE ÖZENİYOR”

    Kutuplaşmanın körüklenmesinin amacının insanların düşünerek sorgulamasının önüne geçmek olduğunu ifade eden Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın CHP’yi, 70 sene önceki uygulamalarıyla eleştirdiğini belirtti. Karamollaoğlu, “İnsanlar düşündüğü zaman doğru ve yanlışı, iyi ve kötüyü görür. CHP iktidardayken hatalarıyla ortaya çıkar. Şu anda CHP’yi tenkit etmek mümkün. Erdoğan 70 sene önceki uygulamalarıyla tenkit ediyor. Doğru, bende tenkit ediyorum. Ama aradan 70sene geçmiş. Tayyip bey onların tek parti sistemine özeniyor. O hoşuna gitmiş. ‘Tek parti olursa istikrar olur’ diye düşünüyor” şeklinde konuştu.

    Millet İttifakı’nın bir koalisyon olmadığını, bir seçim ittifakı olduğunu söyleyen Karamollaoğlu, “Mahalli seçimlere giderken Cumhur İttifakı şehirleri kendi aralarında paylaştı. Orada başka bir koalisyon gibi hava oluştu. Aynı şey Millet İttifakı’nda oldu. Bazı yerlerde İYİ Parti, bazı yerlerde CHP girmedi. Ama biz Türkiye’nin bütün seçim bölgelerinde seçime girdik. Onun için orada bir seçim ittifakından söz etmek doğru olmaz. Genel seçimlere giderken elbette yeni belki ittifaklar çıkabilecek” dedi.

    “YENİ PARTİLER DE BİR İTTİFAKTA YER ALMAK İSTEYECEKLERDİR”

    Cumhur İttifakı’nın sadece ittifak olmadığını, aynı zamanda koalisyon gibi durduğunu öner süren Karamollaoğlu, “Yeni partiler bu ittifaklara eklenecek mi?’ sorusuna, “Mutlaka ortaya çıkacak. Bunlar şekillenmekte rol oynayacak. Onlar da mutlaka bir ittifakta yer almak isteyecek. Seçime tek başına girmek isteyecekleri bana göre çok zayıf bir ihtimal” sözleriyle yanıt verdi.

    Karamollaoğlu, DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Nihat Ergün’ün, “Düzelmezsek, dindarlara selam bile verilmeyecek” şeklindeki sözlerini de değerlendirdi. AK Parti’nin kendine göre misyon çizdiğini söyleyen Karamollaoğlu, şu ifadeleri kullandı:

    “AK PARTİ MUHAFAZAKARLIĞI KULLANMAK İSTEYEN BİR PARTİ”

    “Avrupa Birliği Türkiye’nin bütün politikalarını etkileyen, muhafazakarlığı ortadan kaldıran bir anlaşma. AK Parti’yi muhafazakar bir parti olarak kabul etmiyorum. AK Parti muhafazakarlığı kullanmak isteyen bir parti. Yoksa adaletsiz bir davranışı nasıl izah edeceksiniz. İnançlı bir insan adaletsiz olabilir mi? Siz liyakate önem vermemeyi nasıl izah edeceksiniz? Dürüst olmamayı, rüşvet almayı nasıl izah edeceksiniz? Bu vasıflar olduğu için insanlar bugünkü AK Parti’ye güvenmez.

    “MUHAFAZAKARLAR VE SOSYAL DEMOKRATLAR BARIŞMALI”

    Siz İslam’ın sizden beklediği bütün değerleri yok sayacaksınız, sonra da ‘Ben Müslüman’ım’ diyeceksiniz. Onun için ben şunu söylüyorum: Özellikle sosyal demokratlar, liberaller, milliyetçi duygulara sahip olanların İslam’la barışma zamanı geldi geçiyor. Barışma çabası var. Olmak mecburiyetinde.

    Çünkü bunların tarif ettiği İslam, İslam olmaz. İslam’ın içinde yalan, iftira olmaz, soygun, rüşvet olmaz. Diğergamlık olur, herkesi kucaklama gayreti olur. ‘Sen hainsin’ dersen o insan senin yanına nasıl gelsin? O yüzden şu anda buna ihtiyaç var. İslam adaleti emreder.”

    Karamollaoğlu, “Muhafazakarların da sosyal demokratlarla barışması gerekmiyor mu?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

    “Elbette var. Karşılıklı olmadan olmaz zaten. Bir problemin çözümünde bütün inançlı insanlar şöyle düşünür veya bütün insanlar şöyle düşünür diyebilir miyiz? Hayır. Farklı düşünceler yollar ortaya atılır. Ama üzerinde tereddüt edemeyeceğimiz değerler var. Adalet herkesin hakkını kendisine vermektir. Bir yerde bir insanı göreve tayin ederken en önemli kıstas liyakattir. Cenab- Hak Kur-an’ı Kerim’de adaletle liyakati aynı ayette gündeme getirilmiş. Dürüstlük, olmazsa olmaz. Yolsuzluk, israf, rüşvet olmaz. Şeffaflık olmazsa olmaz.”

    Karamollaoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

    “ADALETİN OLMADIĞI YERDE ZULÜM VARDIR”

    “AK Parti’den kopan arkadaşlar neden koptular. Demin söylediğim özelliklerden dolayı koptular. Sosyal demokrasinin temelinde adil paylaşım yatar. Fikir ve düşünce hürriyeti yatar. İslam’da da bazı yasaklar var. Hakaret edemezsin, yalan söyleyemezsin, iftira atamazsın.”

    “Adaletin olmadığı yerde zulüm vardır. Ölçüsü değişir. Fikrinden dolayı insanları hapse atarsanız bu zulümdür. Teşebbüs hürriyetini engellerseniz bu zulümdür. Yardım etmek isteyen insanların elinden tutarsanız bu bir zulümdür. Tutuklama sadece bir tedbirdir ama şu anda doğrudan doğruya cezaya dönüştü. Siz şimdi nasıl zulüm yok diyebilirsiniz?”

    SEVDA NOYAN TEPKİSİ: BAŞÖRÜTÜLÜSÜN DİYE CENNETİN BAŞ KÖŞESİNE OTURACAĞINI MI SANIYORSUN?

    Karamollaoğlu, Ülke TV’de katıldığı programda “Benim listem hazır” sözleriyle tepki çeken yazar Sevda Noyan’ı eleştirdi. “Ben aklı selim sahibi olan bir insanın böyle bir ifadeyi kullanabileceğini aklıma getiremem” diyen Karamollaoğlu, “Bu hakikaten toplumda, ‘Herkes bıçağını bilesin birbirimize gireceğiz’ demek. Sen liste yapacaksın, karşı taraftaki de liste yapacak, listenin başına da seni koyacak. Böyle bir tavırdan sonra RTÜK son noktada devreye girer. Bu yapılan açıklamaya doğrudan doğruya adalet mekanizmasının el koyması lazım. Olmayınca güven kalmaz. Başın örtülü olacak, o başörtüsüyle katliam yapacağını ilan edeceksin. Allah’tan kork. Sen peygamber efendimizin kim olduğunu tanımıyorsun bile. Bir onun hayatını oku. Başörtülüsün diye öbür tarafta cennetin baş köşesine oturacağını mı sanıyorsun? Bu noktada adli mercilerin harekete geçmemesi akıl alır gibi değil. İktidardan yorum olmayınca şu kanaat oluşuyor: İktidar bak benim böyle insanlarım var manasına geliyor. Siz zannetmeyin ki bu iş sadece polisle olacak, öyle adamlar yetiştirdik ki sizin canınıza okuyacak. Bu manaya gelir. Buna iktidarın süratle müdahale etmesi gerekir. Yoksa bunu iktidarın kendisi organize ediyor manası çıkar. Biz listeleri hazırladık topluma karşılık yapılacak en büyük ihanettir. Burada göreve çağrılacak olan savcılar. Çağırılmıyorsa birileri engel oluyor demektir” dedi.

    Türkiye’nin geleceğine yönelik kaygılarının her geçen gün arttığını dile getiren Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı’nın kendisini eleştiren herkesi hain ilan ederek güç geçtikçe yalnızlaştığını belirtti. Karamollaoğlu, Erdoğan’a ilişkin, “Bazı hususlarda kendisinin doğrudan doğruya güvendiği inandığı kişiler tarafından acı da olsa doğru olan şeyleri söyleyen insanlara ihtiyacı var. Ben bu yüzden hep şunu söylüyorum: Ben bunu kardeşlik duygusu içerisinde yapıyorum. Ben Sayın Cumhurbaşkanı’nın düşmanı değilim. Geçmişte beraberliğimiz oldu. Gördüğümüz endişeleri söylüyorum. Burada düşmanlığın olmadığını kendisinin de bilmesi lazım. Bu dostane bir yaklaşım. Bu yüzden dost acı söyler demişler” ifadelerini kullandı.

    İktidar ve iktidarı destekleyen çevrelerin darbe tartışmaları yaratarak ülkenin esas problemlerinin üstünün örtülmeye çalışıldığını söyleyen Karamollaoğlu, “Akıl her şey değil ama çok şey. İktidar ülkenin menfaatlerini bir numaralı mesele olarak görüyorsa farklı bir politika izler, ülkenin menfaatleriyle beraber kendi iktidarını da olmazsa olmaz görüyorsa farklı bir yol izler. Kendisi iktidarda kalmayı bir numaralı mesele olarak görüyor. Bunu da şöyle der: ‘Türkiye’nin menfaatleri benim iktidarda kalmamla sağlanır’” diye konuştu.

    “MECLİS DENETLEME GÖREVİNİ YAPAMIYOR?”

    Siyasette düşmanlığın değil rekabetin olması gerektiğinin altını çizen Karamollaoğlu, TBMM Başkanı Musta Şentop’un Meclis’in kapalı olmasına yönelik yapılan eleştirilere verdiği yanıtla ilgili olarak, “Sayın Şentop’u pek haksız göremiyorum. Meclis’in işi yok ki. Denetleme görevini yapamıyor. Sadece olacak. Meclis hakikaten Türkiye’nin gündemine sahip bir Meclis olsa o gündemi bitirmek mümkün olmaz.” dedi.

    Karamollaoğlu, İş Bankası hisseleriyle ilgili yeniden başlayan tartışmalara ilişkin olarak da şunları söyledi:

    “Acil işleri de kendileri belirliyorlar. Bu acildir bu değildir diye. O zaman mesele kalmıyor. Çünkü Meclis’in hakikaten iktidarın talebi dışında Meclis’in yapacağı hiçbir şey. Sadece problemler dile getiriliyor sonra da görüşülecek bir şey yoktur deyip Meclis kapanıyor.”

    <>