• CHP’li Çakırözer: Yeni ‘silahlı kolluk’ yaratarak, odaları, baroları susturarak güven sağlanmaz

    Koronavirüs nedeniyle 48 gün ara verilen Meclis çalışmaları Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu Teklifi görüşmeleri ile başladı. Kanunun TBMM Genel Kurul görüşmeleri sırasında söz alan CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “Bir tarafta eğitimsiz ve silahlı bir yeni kolluk gücü kuruyorsunuz, diğer tarafta baroları, meslek odalarını susturacak yasa hazırlığındasınız. On binlerce yeni silahlı ama eğitimsiz bekçi alarak, sivil toplumu, odalarımızı, barolarımızı susturarak Türkiye’de huzur, güven, refah sağlanamaz. Ülkemizi ve yurttaşlarımızı bu otoriter anlayışla, bu baskılarla nefes alamaz duruma getirmeyin. Çıkış daha fazla demokrasidir, daha fazla hukuk devletidir” dedi.

    Çakırözer, “Salgın sonrasında emekçi, çiftçi, , sağlıkçı Meclis’ten destek beklerken, biz bekçi kanununu konuşuyoruz. 48 gün sonra çalışmalara başladığımız Meclis’in gündemi , baroların, meslek odalarının sesini kısmak olmamalıydı” diye konuştu. 

    “Emekçinin, esnafın, çiftçinin taleplerini konuşmalıydık”

    CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmelerine başlanan Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu üzerinde söz alarak, iktidarın yeni bir kurma girişimlerine tepki gösterdi. Çakırözer, “ Ülkemizi etkisi altına alan bu salgın sürecinde 48 gün sonra yeniden toplanan Meclisimizde önceliğimiz yeni bir silahlı kolluk gücü kurmak olmamalıydı. Önceliğimiz sayıları on milyonu aşan işsizlerimize iş yaratmak, önceliğimiz üç aydır kapalı esnafımızın ödeyemediği kirasına, stopajına destek çıkmak, doğal afetlerle sarsılan çiftçimize destek olmak, salgınla mücadelenin en ön safındaki sağlık çalışanlarımızın özlük haklarını hakkaniyetli ve adil düzenlemeler yapmak olmalıydı” dedi. 

    Meclis’te bir yanda eğitimsiz ve silahlı bir yeni kolluk gücü kurulduğunu, diğer yanda ise baroların ve meslek odalarının sesini kısacak hazırlıkların yapıldığını söyleyen Çakırözer, iktidarın barolar ile meslek odalarının yapısını değiştirecek girişimlerine de tepki gösterdi.  

    “Avukatlar yargının kurucu unsuru”

    İktidar partisi sözcüsünün katıldığı bir televizyon programında “Gayriresmî olarak barolarla temaslarımız oldu. Meclis tatile girmeden kanunu çıkarmak istiyoruz” şeklindeki açıklamalarına da karşı çıktı. Çakırözer, “ Barolar, ‘Böyle bir görüşme yok’ diyor. Kimle neyi görüştünüz, derhâl açıklanmalıdır. Salgınla mücadele eden Türkiye’nin gündemi yurttaşın temel hak ve özgürlüklerini koruyan barolarımızı bölmek, kutuplaştırmak, etkisizleştirmek olmamalıdır. Avukatlar yargının kurucu unsurudur. Avukatlık Kanunu’yla düzenlenen hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak görevi barolara çağdaş hukuk devletinin hakim kılınması rolünü de vermektedir” dedi. 

    Türkiye’de avukatların, baroların çözüm bekleyen onlarca sorunu olduğunu hatırlatan Çakırözer, “Bir yanda bağımsızlığını yitiren yargının içinde adalet arama mücadelesi veriyorlar, diğer yanda adliyeler kapalı üç aydır ekonomik sıkıntı içindeki avukatlar hiçbir destek görmedi. Niteliksiz hukuk fakülteleri ve çağdaş hukuk eğitimine olan ihtiyaç ortada. Tüm bunlar çözüm beklerken baroları işlevsiz kılacak, yurttaşların hak ve özgürlerinin barolar tarafından korunmasını engelleyecek oldu bittilere sonuna kadar direneceğiz” diye konuştu.  

    “Demokrasimize kaybettirir”

    Çakırözer, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne yönelik kısıtlama girişimlerine de karşı çıkarak, şöyle konuştu: 

    “Meslek kuruluşlarının kamusal görevini yerine getirmesi ancak iktidara tabi olmadan, baskı altında kalmadan yalnızca bilimsel gereklilik ve kamunun menfaatini göz önünde tutarak faaliyet yapmasıyla olanaklıdır. TMMOB demek kentlerin, kıyıların, ormanların, doğal yaşam alanlarımızın güvencesi demektir. TMMOB, Atatürk Orman Çiftliği’ni, Alpu Ovası’nı, Salda Gölü’nü, Fırtına Vadisi’ni, Munzur’u yok etmek, Kaz Dağları’nı dümdüz etmek isteyenlere karşı verilen mücadeledir. Odaların mesleki denetim süreci dışına çıkarılmasının sonucu bellidir. Doğal kaynaklarımız, yer altı ve yer üstü zenginliklerimiz, tarihî ve kültürel mirasımız kuralsız ve kontrolsüz talan edilecektir. Barolara, TMMOB’a yapılacak Anayasa’ya aykırı müdahaleler hem demokrasimize hem de ülkemize kaybettirecektir”

    “Keyfi ve ölçüsüz yetkiler”

    Ülkede sokaklardaki huzur ve güvenliğin herkesin temel arzusu olduğuna vurgu yapan Çakırözer, Türkiye’de güvenliği sağlamanın yolu sadece kırk bir gün eğitimle eline silah verilecek bekçilerden yeni bir silahlı kolluk gücü oluşturmak olmadığını söyledi. Bekçilik ve bekçilere karşı olmadıklarını belirten Çakırözer, “Ama objektif kriter olmadan, partizanca belirlenecek binlerce bekçinin orantısız güç ve keyfî yetkilerle donatılmasına karşıyız. Bu kanunla, zor ve silah kullanma yetkisi, araç durdurma, kimlik sorma, üst arama yetkisi, gösteri, yürüyüş ve karışıklıklara müdahale yetkisi verilmekte. Tüm bunlar daha kanun bile yokken bekçilerden kaynaklı pek çok kötü muamele, hak ihlali örnekleri ortadayken yapılıyor. Bazı polis ve bekçilerin Çorlu’da, Zeytinburnu’nda, Eyüp’te, Kadıköy’de, Cizre’de vatandaşlarımıza yönelik kabul edilemez darp ve kötü muamele görüntüleri hepimizi derinden incitmişken şimdi bu keyfî ve ölçüsüz yetkiler verilmesini kabul edemiyoruz” diye konuştu.

    ’de yaşananları unutmadık…”

    Çakırözer, konuşmasında 7 yıl önce gezi protestoları sırasında yaşananları da hatırlatarak, “Bu hafta Gezi direnişinin 7’nci yıl dönümü. Özgür, demokratik ve kardeşçe yaşanacak bir ülke hayalini kuran milyonların sesi, Gezi protestolarında yitirdiğimiz gençlerimizi buradan saygıyla anıyorum. Ali İsmail Korkmaz, Abdullah CömertEthem SarısülükBerkin Elvan ve diğer pırıl pırıl çocuklarımızı maalesef güvenlik güçlerimizin orantısız güç kullanımı neticesinde kaybettiğimizi hatırlatmak isterim. Biz kayıplarımızdan, yaşanan acılardan ders almalıyız derken, can güvenliğimizi emanet ettiğimiz polisimiz görevini temel hak ve özgürlüklerimizi koruyarak yapmalıdır derken, şimdi sadece kırk bir günlük eğitimle, polislerden bile daha fazla yetkiyle yeni bir silahlı kolluk getirilmesini özgürlüklerimize, demokrasimize yönelik kaygı verici bir yeni müdahale alanı olarak görüyoruz” dedi.